Sempozyum 4 Gün

0
77

Kuzuluk Buluşması “Medeniyet Tasavvurumuz Sempozyumu” 4. gününden özetler.

Meral Özpürçüklü

Çocuk tartıda hafif ancak öznede büyük bir varlıktır

Oturum başkanlığını A.Kadir Dürdar’ın yaptığı Medeniyette çocuk ve gençlik konulu programı konukları Eğitimci Meral Özpürçüklü, Saim Dursun’un ve M.Ali Eminoğlu idi. Eğitimci Meral Özpürçüklü Medeniyetimizin temeli çocuk konulu sunumunda şu konulara dikkat çekti: Çocuk tanımı doğru yapılmalı. Çocuk dünyanın süsü, gülü ve kalp meyvesidir. Tartıda hafif ancak öznede büyük bir varlıktır. Aslında çocuğun yüzü geleceğe dönüktür ama şimdiyi yaşar. Yani akara tabi olmak çocuğun özelliğidir.

Çocuk eğitimi için ev nitelikli hale gelmesi gerekir.  Aile en hür okuldur. Bu okulun iyi gelecekler yetiştirmesi için ailenin iyi yetişmiş olması elzemdir. Aile bir ahlak okuludur. Onun için ahlakın görüldüğü yer İslam’ın görüldüğü yerdir.   Karakter ahlakın vücut bulmuş halidir. Çocukları severek ikna edebiliriz. Bundan dolayı sevmenin sevince dönüşümü gerekli ve önemlidir. Biz çocuk eğitimini eğitimlerin en zoru, aynı zamanda en verimli eğitim olarak görüyoruz.

Mehmet Ali Eminoğlu

Eğitimci Mehmet Ali Eminoğlu Medeniyet ve gençlik konulu sunumunda şunlara değindi; Neslin ıslahı ve arzın imarı için gençliğin önemli bir yeri vardır. Aynı zamanda gençlik potansiyel bir güçtür. Her şeyin sayılara döküldüğü bu dönemde gençliğimizi sayılara kurban etmememiz gerekiyor. Televizyon ve internetin çok takip edildiği bu çağda kitabın az okunması tehlike demektir. Okur olma bilincini gençlere kazandırmak gerekiyor.

Bu bilinç için de gençlere reel sorumluluk ve görevler verilmeli. Kendisi ile kavgalı olanlar başkalarıyla barışık olamazlar. Yaşadığımız her yer ve mekânda sosyal etkinlikler düzenleyerek gençlere görev ve sorumluluklar verelim. Bu sorumluluklar yetişmelerine anlam katacaktır.

Erol Battal

Oturum başkanlığını Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Erol Battal’ın yaptığı programın konuğu Memur-Sen genel başkanı Ahmet Gündoğdu idi. Erol Battal konuşmasında kısaca şöyle dedi; Eğitim bir sen 1992’de kurulan bir sendikadır. Bu ve benzeri organizeler çok güzel ve değerli, bu kadar insanı bir araya getirmek ve Medeniyeti konuşmak takdire şayan bir olaydır. Biz Müslümanlar dünyaya vereceğimiz çok şey var. Bunun için her şey tasavvurla başlar. Tasavvur kodlarının iyi kodlanması demek geleceğe daha iyi bakmak demektir.

Ahmet Gündoğdu

Adı sivil kendileri sivilceli örgütler

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise konuşmasında özetle şunlara değindi; Eğitim sistemimizdeki çarpıklıklar insanlarımıza da yansımış. Dün karşı çıktılarını bu gün alkışlıyorlar. Eğitim sitemimiz devletin ihtiyaç duyduğu alanlar için yetiştirilmiş insanlarla dolu. Sendika ve konfederasyonlara baktığımızda adı sivil kendileri sivilceli örgütler. Vahiy aktif iyiyi inşa der.  Bugün sivil toplum kuruluşları üç ayrılıyor. Bir evetçiler bu gurup ne yaptığını iyi biniliyor.  İkinci gurup hayırcılar bunlar ideolojik davranırlar. Dün evet dediklerine bugün hayır diyenlerdir. Bu hayırcı arkadaşları anlamak mümkün değil. Üç kararsızlar bu kesimde arkadaşlarda son günü kadar iki arada bir derede gider gelirler.

Maalesef eğitimde sistemin kendine özgü vatandaş tipi yetişiyor. Çıraklık anlayışı ve düzeni içerisinde eğitim öğreniyoruz.  1926’da Milli Güvenlik dersiyle asker mantıklı nesiller yetişmeye başladı. Kendi toplumuna güvenmeyen bir eğitim. Biz kendimize de topluma da güvenmek zorundayız. Şüphecilik ve vehimle bir yere varamayız. Biz bu toplumun bir parçasıyız. Yani bu toplumun öznesiyiz.

Ahmet Özcan

Kendimize güvenelim

Ahmet Özcan Günden bugüne yarını konuşmak adlı sunumu özetle şöyle: Biz her şeyden önce kendimize güvenmek zorundayız. Bu coğrafyanın insani kimsenin kuyusunu kazmayan, fitne ve fesat peşinde olmayan bir millettir. Dünyaya adalet gelecekse bunu da biz getirebiliriz. Dünü iyi okumadan gelecek şekillendiremeyiz.  Bu gün demokrasi ve adalet dağıttıklarını söyleyen batı, dünyaya kan ve zulümden başka bir şey vermemiştir.  Aslında verecek bir şeyleri de yok. 

Kur’an daki peygamber kıssaları bizim tarihe yüzümüzü dönmeyi zorunlu kılıyor. Toplumlar ve insanlar birikimlerine yaslanması gerekir. Bu tarihi derinlikten yoksun olunduğu için sürekli aynı problemlerle uğraşıyoruz. Geçmişe bigane kalamayız, çünkü bu geçmiş bizim geçmişimiz.

Medeniyet ve tarih olunca ister istemez bizim medeniyetimiz olan Osmanlıya değinmek gerekiyor. Osmanlı imparatorluğu 16 yüzyılda çöküşe geçmiştir. Hani İbni Haldun şöyle diyordu. “Medeniyetler de insanlar gibidir. Doğar büyür ve çökerler.  Bir şeyin zirvesi, o şeyin bitişinin başlangıcıdır.” Onun için Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü Kanuni ile birlikte başlar. Ancak güçlü ve kuvveti yerinde olan imparatorluk bu çöküş başlangıcından 300 yıl daha yaşamıştır.

Bu gün Osmanlı imparatorluğu üzerinde 40’a yakın devlet var. Osmanlıyı yıkan cemiyet olarak gösterilen İttihat ve Terakki cemiyeti içerisinde çok önemli ve mümtaz şahsiyetler var. Bu milletin haysiyet damarı devamlı var olmuştur.

Hüseyin Özhazar

Geçmişi bilmeden bu gün anlaşılmaz

Eğitimci yazar Hüseyin Özhazar Medeniyet ve tarih konulu sunumunda özetle şu konulara değindi;  Bu günü anlamak ve geleceği şekillendirmek için isteyenler geçmişe bakmak zorunda. Bu günümüz geçmişimizde gizli. En kaba hatlarıyla bakıldığında 19 yüzyılın ikinci yarısında İslam toplumları ile batı arasında yaşanan problemler. Bir kalıp halinde bugün de benzer şeyler yaşanıyor. Bu yüzyılda İngiltere ki üzerinde güneşin batmadığı ülke olarak tanımlanıyor, bugün dünya siyasetini İngiltere yerine ABD almış görünüyor.  19. yy.’da dünyayı felakete sürükleyen sömürgecilik bugün neokolonizim biçiminde devam ediyor.

Bizim hikâyemiz de aslında bu dönemde, yani 19. yüzyılın ikinci yarısında başlıyor.  19. yüzyılı anlamadan bu günü anlamak çok kolay değil. Bu yüzyıl Osmanlının yenilgi psikolojisi yaşadığı ve çöküşü engellemek için girişimlerde bulunduğu bir yüzyıl. Avrupa Osmanlı’yı “hasta adam” olarak tanımlıyor. Osmanlı coğrafyasının büyük kısmında ayaklanmaların yaşandığı “En uzun yüzyıl”

Bu dönemde yaşanılan gelişmeler, Müslüman aydın ve eylemcilerin girişimleri, olumlu-olumsuz olaylar mutlaka iyi tahlil edilmeli. Yani Osmanlılar, İttihat Terakki, Teşkilatı Mahsusa ve bu damarın oluşturduğu olumlu mirası değerlendirmeli ve ileri süreçlere taşınmalı.