Şehadet Ayında Şehitler Etkinliklerle Anıldı

0
166

Akdeniz bölgesindeki dernekler, Ramazan Kayan hoca’nın katıldığı konferanslarla şehadet ruhunu yaşattı.

Adana Ülfet Derneği, Mersin Akdeniz Derneği, Osmaniye İlsander, Reyhanlı Ufukder, Hatay Körfez Derneği ve Kahramanmaraş Rıdvan Hoca Vakfı’nın organize ettiği konferanslar serisinde binlerce kişi şehadet kavramını yeniden idrak etti.

Yapılan programlara belediye başkanları ve siyasi parti temsilcileri de katılırken, Ülfet Derneği tarafından organize edilen konferansta Şehit Furkan Doğan’ın babası Dr. Ahmet Doğan’da katıldı.

Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın ardından konuşan Ramazan Kayan Hoca, özetle şu ifadelere yer verdi:

“Kur’an-ı Kerim’i incelediğimizde vahyin önümüze koyduğu donelere, verilere baktığımızda şahitliğin üç aşaması ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bir; A’raf Suresi 172. ayette henüz dünyaya gelmeden önce ruhlar aleminde Allah (cc) ile insanlar arasında gerçekleşen ahdi misakla ve orada insanın kendisine şahit tutulması gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

İkincisi; Kelime-i şehadetle birlikte bu defa diğer şahitlik devreye giriyor. Bakara Suresi 143. ayette bakıyoruz ki “Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık.”

Üçüncüsü de; Maide suresi 8. ayette; “Ey iman edenler! Adil şahitler olarak Allah için hakkı ayakta tutun” şeklindeki emri ilahidir.

İşte bunlar şahitliğin aşamaları olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en zirve noktası da kişinin bu şahitliği hayatıyla ispatlamasıdır. Yani yaşamını Allah yoluna tahsis ederek, teslim ederek, adayarak şehitlik dediğimiz mertebeye ulaşmasıdır. İşin zirve noktasıdır şehitlik.

Şehitlikle şahitliği birlikte düşünmek lazım. Yani şehitlik şahitliğin bir sonucudur.

Hayatında şahitliği gerçekleştirenleri en sonunda, Allah(cc) şehitlikle mükâfatlandırıyor. Yani öncesinde şahitlik boyutunu ele almamız lazım. Şahit olmak şehit olmaktan daha evladır.

Şehit olmakla bir anlamda salt kendinizi kurtarmış oluyorsunuz. Kendi cennetinizi kurtarmış oluyorsunuz. Şahit olarak yaşarsanız, belki binlerce insanın cehennemden kurtulmasına vesile olursunuz. Yani şahitliğinizle, sorumluluğunuzla, örnekliğinizle, insanları hidayete ve hakikate çağırmadaki kararlılığınızla binlerce insanın kurtuluşuna vesile olabilirsiniz. Bu açıdan, şehitliği kavradığımız kadar şahitliği de kavramamız gerekiyor, önemini idrak etmemiz gerekiyor. Birine önem vermek diğerinin önemsizliği anlamına da gelmiyor. Ya da onu es geçmek veya onun ağırlığının hafiflediği anlamına gelmiyor. Şahitlikte ve şehitlikte karşımıza çıkan şudur; şahitlik bilinciyle, şehadet ruhuyla, arzusuyla yaşayan müminin temelde hayata yaklaşımı şudur: Kendisini bu dünyaya ait hissetmez. Bu dünyaya takılı kalmaz. Tüm hesaplarını bu hayat ekseninde düşünmez. Şahitlik ve şehadet bilincini yakaladığı zaman esas ait olduğu dünyayı idrak etmiş olur.

Allah Rasulü (sav)’in yetiştirdiği sahabede bu özellik öne çıkıyor. Kur’an-ı Kerim’de değişik kıssalarda anlatılan öncü şahsiyetlerin duruşuna baktığımız zaman kendi dünyalık kazanımlarını, rahatlarını, menfaatlerini değil, toplumun uhrevi yönde kurtuluşu için canlardan vazgeçmeyi göze almak şeklinde şahitlerin ve şehitlerin karşımıza çıktığını görüyoruz.

İşte şehidin mantığı budur. Bu açıdan şehidin mantığını kavramak lazım, şehidin aşkını anlamak lazım, şehidin mesajını, çağrısını doğru okumamız lazım.

Şehit, onurlu bir ölüm, vakarlı bir ölüm, nitelikli bir ölüm arayışındadır.”

Konferans çıkışı kitaplarını imzalayan Ramazan Kayan Hoca, katılımcılarla sohbet etti.

Ayrıca program öncesinde yapılan ezgi ve marş dinletileri, şiir ve sinevizyon gösterimleriyle, Akdeniz Derneği’nin program sırasında açtığı “Şehitler ve Sözleri Fotoğraf Sergisi” büyük takdir topladı.