Savaşır mıyız? – (Ardan Zentürk)

0
103

Bu savaş bir deniz-hava savaşı olacaktır. Çünkü iki devletin birbirine kara sınırı bulunmamaktadır. Türk-İsrail deniz ve hava kuvvetleri teknolojik birikim açısından birbirine denk nitelikler taşımaktadır.

“İsrail ve Yunanistan ile savaşır mıyız?” Bu soru artık günlük yaşantımın parçası haline geldi. “Yüz tanınması” denilen kavramın kurbanı olmak böyle bir şey. O zaman, konunun üzerinde durmakta yarar var.

Önce, muhtemel Türk-İsrail savaş senaryosu: Bu savaş bir deniz-hava savaşı olacaktır. Çünkü iki devletin birbirine kara sınırı bulunmamaktadır. Türk-İsrail deniz ve hava kuvvetleri teknolojik birikim açısından birbirine denk nitelikler taşımaktadır. Türk donanması güçlü denizaltı filosuyla önemli avantaja sahiptir. Bu nedenle İsrail, deniz savaşı aşamasında donanmasını açık denize çıkarmayacak, hava kuvvetleriyle vurmayı hedefleyecektir. Çünkü, bölgede hem üsleri yakın noktadadır hem de bütün hava kuvvetleri bir bölgede toplanmış halde görev yapmaktadır. Buna karşılık Türk hava kuvvetleri menzil sorunu yaşamakta, bütün gücünü de bölgeye intikal ettirememe sorunuyla karşı karşıya bulunmaktadır. Türk tarafının uçaklardan deniz hedeflerine atılan füze sistemlerinde bazı zaafları bulunmaktadır. Buna karşılık havadan havaya ve denizden havaya füze savunma sistemleri amaca ulaşacak niteliktedir. İsrail uçakları da havadan deniz hedeflerine dönük taaruzu kolay gerçekleştirebilecek teknik yapıya sahiptir.

Yani…

Türkiye ile İsrail arasında yaşanabilecek bir deniz-hava hesaplaşması her iki tarafın da donanma ve hava kuvvetlerinde tamiri çok zor kayıplar verilmesine yol açabilecek bir durumdur.

Dünyanın hiçbir askeri kurmayı bu kadar riskli bir hesaplaşmayı göze almaz, hiçbir demokrasi ülkesi, bu kadar ağır bir yükün altına girmez. Kaldı ki, muhtemel bir Türk-İsrail hesaplaşması Batı’nın Doğu Akdeniz-Ortadoğu-Afganistan hattında çöküşü anlamına gelmektedir. Doğu Akdeniz’deki gerginliğin ciddi savaş sinyalleri verdiği anda Amerikan 6. Filosu’nun hareketlenip, iki ülke arasında dengeyi kollayarak devreye gireceği açıktır.

Türkiye’nin İsrail’e kar

şı sürdürdüğü kampanyanın ana hedefinin bu ülkeyle askeri çatışma değil, bölgede tırmanan sorunların fazla derinleşmeden uluslararası kamuoyunun gündemine sokulması olduğu anlaşılıyor. Dünya, Doğu Akdeniz’in zenginliklerinin paylaşımı esaslarında gerekli adımları zamanında atmazsa, geleceğin hayli karanlık olduğunu bilmek zorundadır.

İsrail’in 2009’dan bu yana Yunanistan ile gerçekleştirmeye çalıştığı askeri ittifak çocukça ve anlamsızdır. Türkiye ve Yunanistan iki NATO ülkesidir, aralarındaki ilişki, üçüncü ülkelerden etkilenmeyecek ölçüde kurumsaldır. Kaldı ki Yunanistan, günümüzde yaşamakta olduğu ağır ekonomik kriz nedeniyle değil bir savaşa girmek, mevcut ordusunun harcamalarını kademeli olarak azaltmak zorunda olan bir devlettir. Bu açıdan bakıldığında Kıbrıs Rumları’nın İsrail ile kalkıştıkları doğalgaz flörtü, öncelikle Yunanistan’ın ulusal çıkarlarına aykırı bir durum yaratmaktadır. Bu nedenle Atina-Lefkoşa hattında yakın bir gelecekte yaratılmaya çalışılan dalgalanmanın sakinleşmesi beklenmelidir. Rumlar’ı bünyesine Yunanistan’ın ağır şantajı nedeniyle almak zorunda kalan ve o günden bu yana da çok pişman olduğu bilinen Avrupa Birliği’nin bu tartışmada sorgusuz-sualsiz Rumlar’ın yanında yer alacağına ilişkin varsayımlar da gerçeklerden uzaktır. Rumlar, doğalgaz krizini derinleştirmekte ısrar ettikleri taktirde, kendilerini İsrail uydusu zavallı bir devlet olarak bulmak durumuyla karşı karşıyadırlar.

Netanyahu-Lieberman ikilisinin İsrail iç politikasında ayakta kalmak ve Amerika’daki Yahudiler’in bir bölümünün desteğini sağlayabilmek için Türkiye ile kontrollü kaos senaryosuna sarıldıklarını izliyoruz. Krizi derinleştirerek güçleneceklerini tahmin ediyorlar. Türkiye’nin kendisine yakışan güç gösterisini yaptıktan sonra krizi bir süreliğine soğutmasında, İsrail’de iş başındaki faşistlerin kendi demokrasi cephesi tarafından yıkılmasına olanak sağlamasında büyük yarar vardır.

Süreklilik kazanmış askeri gerginlik, Ortadoğu’nun demokrasi cephesini temsil eden Türkiye gibi bir devlet için çok sağlıklı bir durum değildir… Bölgede askeri gerginliği esas olarak İsrail’deki faşizmin körüklemeye çalıştığını gözden kaçırmamak gerekir.

Star

———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI