‘Savaşın’ dediler savaştık, peki ‘barışın’ denince ne yapacağız – (Demiray ORAL)

0
142

Derken günün birinde bir de baktık ki, meğer “bir yer varmış ve her şeyi söylemek mümkün”müş. Meğer çoook eskiden söylenmesi savaş sebebi sayılan şeyleri artık karşılıklı konuşabiliyormuşuz.

Çoook eskiden birileri “savaşın” dedi, savaşmaya başladık.

Savaştık, savaştık…

Savaşa mahkûm edilmiştik adeta, onun dışında bir hayat olabileceğini düşünemez olduk.

Derken günün birinde bir de baktık ki, meğer “bir yer varmış ve her şeyi söylemek mümkün”müş.

Meğer çoook eskiden söylenmesi savaş sebebi sayılan şeyleri artık karşılıklı konuşabiliyormuşuz.

Hâl böyle olunca içimizden birileri sordu: Peki niye savaşıyorsunuz?

Kimse cevabını bulamadı bu pek isabetli ve tarihî sualin.

Zamanında birileri “başlayın” demişti ve savaşmaya başlamıştık. Peki, şimdi birileri “tamam, mahkûmiyetiniz bitti; artık savaşmak zorunda değilsiniz” dediğinde ne olacaktı?

“Savaş” dışında da bir ihtimal mümkün müydü yoksa?

Peki, adına “barış” denen hayal önümüze konduğunda, onu yaşamaya neresinden ve nasıl başlayacağımızı biliyor muyduk?

Hiç öğrenmiş miydik ki bu topraklarda barışı yaşamayı?

Birkaç gündür aklımda bu ve benzeri suallerle, elim böğrümde dolanmaktaydım.

Sonra aynı gün içinde iki ayrı sahne yaşadım.

Birincisi sabahtı…

Hiç tanımadığım yaşlıca bir adamın, yine hiç tanımadığım oğlu yaşındaki bir gence verdiği minik derse şahit oldum.

Genç olan dedi ki: Duydunuz mu hükümet teröristlerle görüşüyormuş…

Yaşlı adam, “Eee” dedi.

Genç olan, “Adam utanır ya, hiç devlet terör örgütüyle görüşür mü?” diye üsteledi.

Bunun üzerine yaşlı adam sordu: Peki niye görüşmüşler?

Genç cevap verdi hemen: Neden olacak, savaş yüzünden.

Yaşlı adam bunun üzerine şöyle dedi: Peki savaşı bitirmek için devletle örgüt görüşmeyecek de, kanarya sevenler derneği ile horoz dövüşçüleri derneği mi görüşecek!

Sonra da ensesine şefkatle karışık hafif tertip bir şaplak patlatarak genci oradan ışınladı.

İkinci sahne akşam yaşandı…

Yaşlı adamın bilge sözlerini kayıtlarıma alalı henüz saatler olmuştu.

Ve sizden birikimli olmasın, bilge sıfatını hak eden bir tanıdıkla oturmuş laflıyorduk.

Yazının girizgâhındaki sualleri sordum ona da.

“Savaşın dediler savaştık, peki barışın denince ne yapacağımızı biliyor muyuz?” diye dert yandım.

Maalesef hak verdi bana, uzun süren savaşların yarattığı psikolojiden dem vurdu.

Sonra da suallerime cevap kabilinden kısa bir öykü anlattı.

Ünlü yazar Italo Calvino’ya ait bir öyküymüş.

Mealen şöyleydi:

“Bir ülke varmış ve orada her şey yasakmış. Serbest olan tek bir şey varmış o da çelik çomak oynamakmış. Bu nedenle de insanlar sokaklarda bütün gün çelik çomak oynayarak vakit geçiriyorlarmış.< /EM>

Aradan uzun seneler geçmiş. Bir gün ülkeyi yönetenler her şeyin yasak olmasına artık gerek kalmadığını fark etmişler ve insanlara artık istedikleri her şeyi yapabileceklerini bildirmek için ülkenin dört bir yanına haberciler yollamışlar.

Haberciler çelik çomak oynayan insanların yanına gidip artık bütün yasakların kalktığını söylemişler.

Fakat insanlar çelik çomak oynamaya devam etmişler.

Bunun üzerine haberciler tekrar etmişler: ‘Anlamadınız mı artık istediğinizi yapmakta özgürsünüz.’

‘Tamam öyleyse, biz de çelik çomak oynarız’ demiş insanlar.

Haberciler, yapabilecekleri daha birçok şey olduğunu, eskiden bunları yapmak için can attıklarını hatırlatmışlar insanlara.

Fakat hiç kimse oralı bile olmamış ve aralıksız bir şekilde çelik çomak oynamaya devam etmiş.

Bakmışlar ki söyledikleri bir işe yaramıyor bunun üzerine haberciler geri dönüp yöneticilere durumu anlatmışlar.

Yöneticiler düşünmüş taşınmış ve sonunda çareyi çelik çomak oyununu yasaklamakta bulmuşlar.

Ve oyunun yasak olduğu ilan edilmiş. İşte bunun üzerine insanlar ayaklanarak ülkenin yöneticilerini öldürmüş. Ve sonra da kaldıkları yerden çelik çomak oynamaya devam etmişler…”

Peki, Türküyle, Kürdüyle biz, bu memleketin milli oyunu haline gelen “savaş”ı bırakabilecek miyiz?

“Savaş” denen lanet olası oyun dışında bir de “barış” adlı oyun olduğunu hatırlayabilecek miyiz?

Yoksa kaldığımız yerden çelik çomak oynamaya devam mı edeceğiz?

oraldem@gmail.com

Taraf

———————————-
Demiray ORAL
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI