“Sahih Peygamber Algısı ve Müslüman Gençlik”

0
140

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesinin Kutlu Doğum Haftası nedeniyle araştırmacı yazar Ramazan Kayan’ın katılımıyla düzenlediği “Sahih Peygamber Algısı ve Müslüman Gençlik” konulu konferans Gaziantep’te yapıldı.

 

17 Nisan Perşembe günü Gaziantep Üniversitesi İnşaat Fakültesi konferans salonunda yapılan programı AÖB Gaziantep Şubesi öğrencilerinden M. Enes Doğan sundu. Programa Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, AÖB Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar ve komisyon üyeleri, öğretim görevlileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Ufku Yaşadığı Coğrafyayı Aşan Bir Gençlik Arzu Ediyoruz

Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Nurullah Güven ve Yunus Keklikçi tarafından okunan Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Mealinin ardından AÖB Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar programın açılış konuşması için kürsüye geldi. Kar salondakileri selamladıktan sonra ülkemizin zorlu bir dönemden geçtiğini belirterek gençlerimizin ülkeyi daha ileri götürmek için aydınlık, adalet, özgürlük ve tevhidi hakim kılmak için mücadele vermesi gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti; “insanlığın değerlerini yitirdiği, bölgenin ve dünyanın her geçen gün kan gölüne döndüğü şu zamanda hepimizin üzerine ciddi sorumluluklar düşmektedir. Biz Anadolu Öğrenci Birliği olarak gençliğin ülkenin olumlu dönüşümünü sağlamak için toplumun itici gücü, aksiyon kesimi olduğunu biliyor ve gençliğin bu farkındalığı yakalamasını arzuluyoruz. Gençliğini dönüştürenlerin geleceklerinin de etkileyeceği bilinciyle hareket ediyoruz. Gençliğimiz karşımıza aldığımız sorunun adı değil, yanımıza aldığımız gücün adıdır. Bizler geleceğe yürürken yetişkinlerin tecrübesiyle gençlerin heyecanını birleştirme kaygısındayız. Umutlu, heyecan dolu, hayalleri olan, inancı olan, dünya karşısında olsa dahi ben buradayım diyen, acziyet ve çaresizliği asla kabul etmeyen, zamanın öznesi olan, davası olmayan adamın adam olmadığını bilen saygı, sevgi, şefkat adalet ve özgürlük gibi insanı insan yapan değerlere sahip çıkan, ahlakı hayat tarzı bilen, ufku yaşadığı coğrafyayı aşan bir gençlik arzu ediyoruz.” dedi.

Mustafa Kar’ın konuşmasının ardından araştırmacı yazar Ramazan Kayan “Sahih Peygamber Algısı ve Müslüman Gençlik” konulu sunumunu yapmak üzere sahneye davet edildi.

Büyük Sıkıntılardan Biri de Kavramlar Üzerinde Oluşan Tahrifatlardır

Ramazan Kayan peygamber tasavvurumuz ve nebevi çizgide yürümeyi şiar edinmiş gençliği ele aldığı konuşmasında tarih boyunca tüm dinlerin, tüm kültürlerin medeniyetlerin en büyük sıkıntısının kavramlar üzerinde oluşan tahrifatların, yozlaşmaların ya da kavramların bağlamından koparılıp farklı amaçlar için istismar edilmeleri, suiistimal ve sömürülere maruz kalmaları olduğunu söyledi. Kayan konuşmasını şöyle sürdürdü; “Kur’an-ı Kerim’de dikkat ederseniz İsrailoğulları hakkında en çok bu yönleriyle, kelimeleri bağlamlarından koparıp farklı amaçları için kullandıklarından dolayı büyük uyarılar geliyor. Allah’ın ayetlerini satmaktan bahsediyor, Allah’ın ayetlerini değiştirmekten, tahrif etmekten, gizlemekten bahsediyor. Kavram meselesi zihin inşasında, kimlik inşadında medeniyet inşasında oldukça belirleyici bir role sahiptir. İslami kimliğimizin de inşa sürecinde hangi kavramlarla kimlik inşasında nasıl bir sistem, toplum, ümmet inşasına gideceğimizi netleştirmemiz lazım. Maalesef bugün ciddi bir zihin kargaşası yaşıyoruz, ciddi bir bulanıklık içerisindeyiz. Bana sorsalar sizce yeryüzünün en net gerçeği nedir? Vahiydir derim. Ancak bugün vahiy üzerinde öyle yorumlar yapılıyor ki yeryüzünün en net metni bulanık okunuyor, bulanık anlaşılıyor. Kur’an-i kavramlar üzerindeki bu anlam kayması ve sapması Allah’ın dinini anlama noktasında da yaşama noktasında da ciddi krizlerle, ciddi açmazlarla bizi karşı karşıya bırakıyor.” dedi.

Peygamberi Allah için Seveceğiz

Diğer kavramların başına gelenlerin peygamber kavramının başına geldiğini söyleyen Kayan; “Peygamber algısı üzerinden bir takım itibar devşirmeler, peygamberin itibarına teslim olmak yerine onun ismi üzerinden bir takım yararlar, çıkarlar sağlama girişimleri. Kur’an-ı Kerim’in şu ayeti gerçekten insanı silkeliyor. “Sakın çok aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.” Demek ki aldatmanın en tehlikelisi Allah ile aldatmak, resul ile aldatmak, kitap ile aldatmak, ayet ile aldatmak. Sıkıntı işte burada başlıyor. Bunun üzerinde önemle durmamız lazım. Allah ile aldatılmak aldatılmanın en tehlikelisidir. Bu bakımdan peygamber kavramı ile ilgili insanlık tarihi boyunca ciddi sıkıntılar yaşandığını biliyoruz.

Peki, peygamber tasavvurundaki sapmalar nasıl başlıyor? İki boyutlu başlıyor ifrat ve tefrit şekilde. Peki, işin ifrat boyutu nedir? Özellikle Hıristiyanlarda gördüğümüz gibi; peygambere sevgi, ilgi, saygı, itaat öylesine aşırtı bir uca çekiliyor ki gün geliyor peygamberi ilahlaştırma yoluna gidiyorlar. Çok samimi duygularla bunu yapıyorlar. Anlıyoruz ki peygamber de olsa peygambere sevginin bir sınırı vardır. Hiç kimseyi velev ki peygamber olsa dahi Allah gibi sevemezsiniz. Peygamberi Allah gibi severseniz şirk olur. Peki, nasıl seveceğiz? Allah için seveceğiz, Allah gibi sevmeyeceğiz. Hıristiyanlar peygamberleri Allah gibi sevdiklerinden dolayı gün geldi onu Allah’ın oğlu kabul ettiler. Teslis akidesinde kaydılar ve peygamberle olan ilgilerini bitirdiler.

Bir de bu olayın tersi var, tefrite düşenler. Yahudiler de peygamberleri öylesine sıradanlaştırdılar ki, işi o noktaya getirdiler ki neden filancadan peygamber olur da bizden olmaz. Hatta Mekke müşriklerinin bir kısmı da bundan dolayı iman etmekten imtina ettiler. Yahudilerin Resulullaha iman etmemelerinin en büyük sebebi; peygamberi israiloğullarından beklediklerinden ismailoğullarından geldiği için ırkçılık saiki ile peygambere iman etmekten imtina ettiler. Hatta Kur’an-ı Kerim’de İsrailoğulların diğer bir özelliği de peygamberleri o kadara sıradanlaştırıyorlar ki onları katlediyorlar.

İslam Geldi Dengeyi Kurdu

İslam geldi bunun dengesini kurdu. İmanın birinci rüknü tevhid, Muhammed onun kulu ve resulüdür. Bunu ayrıştırırsak Hıristiyanların düştüğü açmaza düşeriz ya da israiloğullarının düştüğü açmaza düşeriz. Ama onun kul bir peygamber olduğunu doğru okuyabilirsek meseleyi çözmüş oluruz. İslam o bir insandır diyor. Fakat şunun üzerinde duruyor. Hz. Muhammed insanüstü insan değil, üstün bir insandı. Eğer burada durabilirsek peygamber tasavvurumuz netleşir, istikameti, tevhid akidesini korumuş oluruz. Fakat bugün bakıyoruz ki peygamberin insanlığı ile yetinmeyenler ona olağan üstü konum biçmek isteyenler var. Güya peygamberi yüceltmek adına, peygambere saygı, sevgi adına bakıyorsunuz ki Allah’ın belirlediği sınırı zorluyorlar. Ve zorladıkça aslında peygamberlerden koptuklarının farkına varmıyorlar. Peygamberle nasıl ters düştüklerinin ayrıştıklarını da bilemiyorlar. İşte bugün bize düşen Allah’ın işaret ettiği yerde durmak, onun peygamberle ilgili çizdiği sınırların dışına çıkmamak, zorlamamak. Onu doğru bir şekilde anlayabilmektir.” dedi.

Ramazan Kayan’ın sunumunun ardından program sona erdi.