‘Sabra Davet Eden Hakikat’ kitabı tahlil edildi

0
94

Ülfet Derneği Öğretmen Komisyonu aylık ‘Kitap Tahlil’ programlarını sürdürüyor. Bu ay Abdurrahman Arslan’ın “Sabra Davet Eden Hakikat” isimli kitabı tahlil edildi.

Ülfet Derneği Öğretmen Komisyonu tarafından aylık periyotlarla düzenlenen Kitap Tahlili programları devam ediyor.

Aralık ayı içerisinde tahlil edilmek için belirlenen Abdurrahman Arslan'ın “Sabra Davet Eden Hakikat” isimli kitabının kritiği, 14 Aralık Pazartesi günü Ülfet Derneği Merve Algan Konferans Salonu'nda yapıldı.

Programa, Anadolu Platformu YK Başkanı ve Ülfet Derneği YK Başkanı Gazi Kılıçparlar, Komisyon Başkanı Resul Yüceli ile komisyon üyeleri ve üye öğretmenlerden oluşan yaklaşık 60 kişinin katıldı.

Eğitimci Zübeyir Bayture'nin moderatörlüğünü yaptığı kitap tahlili programında sırasıyla Muhittin Satıcı, Mehmet Aldemir, Şükrü Bilik ve Abdullah Adana, kitap içerisinde belirledikleri bölümlerle ilgili dinleyicileri bilgilendirdi.

Kitap tahlil programında öne çıkan başlıklar:

Modernist düşünce ve dünya görüşünün ciddi kırılmaya uğradığı, buna karşılık hayatın anlamı ve düzenlenmesine dair temel soruların yeniden sorulmakta olduğu bir zamanda yaşamaktayız. Son yıllarda üzerinde yoğun tartışmaların yapıldığı "tarih" ve gelecekle ilgili tezler buna işaret ediyor. Kırılmanın hasılası olarak ortaya çıkan postmodernist zihniyet, tarihin ideolojik savaşlara yer bırakmayan bir sürece girdiğini bütün insanlığa kabul ettirmeye ya da günümüzde böyle bir kabul, giderek hâkim duruma geçen bir tarih tezi haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Postmodern fikri, değişim başta bilim olmak üzere felsefeyi, dini, teolojiyi ve hakikat anlayışını kavramsal düzeyde değişime uğratmakta ve gündelik hayata yoğun şekilde sirayet etmektedir. Yapısal değişikliklerin kaçınılmaz olduğu bu durumu Müslümanların ciddiye alma mecburiyeti vardır. Meydana gelen yapısal değişiklikler sebebiyle, 21. yüzyılın İslâmi entelektüel çabası akıl, bilgi, tabiat, insan, fıtrat, iktidar, toplum, hakikat, siyaset ve kültür üzerinde yeniden yoğunlaşmak zorundadır. 

Felsefi/kültürel cihetten nasıl bir dünyayla karşı karşıya olduğumuzun resmini çekmeye çalışan bu kitap, son derece can alıcı, birincil meseleler etrafında odaklanmış yazılardan oluşuyor. Müslüman dünyanın, batıya en yakın olduğu ve ümmetin son siyasal temsilciliğini yapmış bu coğrafyada; ruhları karartan, müslüman muhayyilenin kıblesini şaşırtan travmatik bir tecrübe olarak bu "yeni durum"u yaşarken, aynı zamanda yaşadığına yabancılaşan bir müslüman muhayyileyle bugün karşı karşıyayız. Oysa çekiciliğinin doruklarında gezinen bugünün dünyasıyla hesaplaşabilecek yegane imkan müslümanda bulunuyor.