Rıdvan Hoca Vakfı’nda Cumartesi Sohbetleri Başladı

0
132

Rıdvan Hoca Vakfı’nda 2018-2019 yılı içerisinde 15 günde bir her Cumartesi yapılacak olan sohbetlerin ilki 15 Eylül Cumartesi günü başladı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını Rıdvan Hoca Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Seyfi Pınarbaşı gerçekleştirdi.

Daha sonra Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Abay, Rıdvan Hoca Vakfı Konferans Salonu’nda “Şahsiyet Sahibi Olmada Kur’an-ı Kerim ve Peygamberin Yol Göstericiliği” konulu bir sunum yaptı.

Çok sayıda vakıf gönüllüsünün katılım sağladığı sohbette Doç. Dr. Ahmet Abay özetle şunları dile getirdi:

Şahsiyet kazanma meselesi hem kendimizin hem de çevremizdekilerin önem vermesi gereken bir olgudur.

Kişiye “şahsiyetsiz” yakıştırması yapmak hakarettir.

Kişilik sahibi olmak manevi, ruhi özelliklerin tamamı ile mümkündür.

Bu özellikleri öncelikle insan olma üzerinden tanımlarız. Hepimiz her şeyden önce insanız ve bütün insanların taşıması gereken ortak özellikler vardır.

İman etmiş biri olarak Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamberimizin önerdikleri ve bizden bekledikleri davranışlar neler?

Kişilik sahibi olmak, şahsiyet kazanmak hemen olacak bir iş değildir. Uzun bir süreç alır, zaman alır.

Birçok bilim adamına göre kişilik gelişimi doğumla, hatta anne ve babanın doğru eş seçimi ile başlar.

Peygamber Efendimizin bize burada yol göstericiliği şudur: “Kadın dört sebepten biri için nikâhlanır: Malı, nesebi, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç ki hayır ve bereket göresin!” (Buhârî, Nikâh, 15, Müslim, Radâ, 53)

Hepimizin cenneti de cehennemi de eşidir.

Çocuk eğitiminin yüzde sekseni 0-6 yaş arasında gerçekleşir.

Tabiri caizse “insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” dediğimiz atasözünün dayanağı çocuk eğitimidir.

Çevresel faktörler kişilik oluşumunda en önemli faktörlerdendir.

Peygamber Efendimiz (sav) ‘Kişi arkadaşının dini üzeredir. Sizden biriniz kiminle arkadaş olduğuna baksın’ buyurmaktadır. (Ebu Davud, Edeb,19-4833)

Çocuklarda kişilik, karakter gelişimi ihmal edilmemelidir.

Peki nasıl bir yol izleyeceğiz? Kafamıza göre çizdiğimiz bir yola mı, yoksa konjonktüre göre mi bir yol izleyeceğiz? Veya Kur’an ve Peygamber öncülüğünde bir yol mu?

Enam Suresi 153 ayette: ”İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.”

Allah’ın çizdiği yolu iman ettikten sonra göz ardı edemeyiz. Bu yol dışında bir yolu tercih edemeyiz.

Değilse sırat-ı müstakimden uzaklaşmış oluruz. Allah’ın çizdiği yolun adı İslam’dır. Allah’ın çizdiği yolu tercih etmek zorundayız. Her gün Fatiha Suresi’nde bunu istiyoruz.

Hak ve hakikat Allah’tandır. Dileyen iman eder dileyen inkâr eder.

Yine Müminun Suresi ilk on ayette Allah kendi yoluna giren müminlerin özelliklerini tanımlar:

“Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. ﴾1﴿ Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. ﴾2﴿ Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. ﴾3﴿ Onlar ki, zekâtı öderler. ﴾4﴿ Onlar ki, ırzlarını korurlar. ﴾5﴿ Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. ﴾6﴿ Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. ﴾7﴿ Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. ﴾8﴿ Onlar ki, namazlarını kılmaya devam ederler. ﴾9﴿ İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. ﴾10﴿ Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”

Hem iman edeceğiz hem de Allah’ın emirlerini inkâr edeceğiz. Bu bir çelişkidir. İman edip Allah’ın emirlerini yok saymak da çelişkidir ve bir küfür çeşididir.

Allah’ın rızasını kazanma konusunda ısrarcı olmalıyız.

Peki Kur’an’a göre şahsiyet nasıl olmalıdır?

Dikkat ediniz ilk inen Mekki ayetler inşa edicidir. Emir kipi ile gelirler. Örneğin oku, kalk, uyar, yücelt, temizle, sabret vb.

Kur’an-ı Kerim emretmiş Peygamber Efendimiz de hayatına uygulamıştır.

Vahiy adım adım şahsiyetimizi inşa eder. Bu nedenle vahiyle bağımızı kesmemeliyiz.

Muhabbetimiz, meylimiz Kur’an’a olmalıdır.

Toplumsal şahsiyet inşası da önemlidir. Müslümanların insanlığa örnek olması lazım.

Firdevs cennetlerine varis olmak kolay değil: ”Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için, içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.” Kehf 107-108

Din, hayatın her yerine dokunmalı, dokunabilmelidir.

İnsanların namazı, orucu, haccı Müslümanlığının göstergelerinden sadece biridir.

Peygamber Efendimiz, “Din muameledir” buyurmaktadır. Yani amel etmektir.

İnsanlara güven vermek zorundayız.

Ankebut Suresi 45: ”(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.”

İbadetlerimiz ahlakımızı güzelleştirmelidir. Tutuğumuz oruç, kıldığımız namaz bizi kötülüklerden alıkoymalıdır.

İslami kimliğimiz karşıda bir beklenti doğurur. Eğer ben Müslümanım diyorsanız, bunun belirtileri sizde varsa, insanlar size güvenmek isterler. Sizden adalet beklerler, size yalanı yakıştırmazlar.

Temsil ettiğimiz dine, taşıdığımız isme, oturduğumuz makama karşı sorumluluklarımız vardır.

Allah Resulünde bizim için güzel örnekler vardır. Ahzab Suresi 21: ”Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

Yine Tahrim Suresi ilk ayet Allah’ın helal kıldığını peygamber de olsa haram kılamaz diyor: ”Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Bizler Allah’ın haram kıldıklarını nasıl helalmiş gibi işleyebiliyoruz. Bu cesareti nereden alıyoruz.

Nasıl ki Peygamber kimseye karşı kendini kasmıyorsa, kibirlenmiyorsa, insanlara karşı biz de nerede durmamız gerektiğini bilmeliyiz. Mütevazı olmalıyız.

Özetle kardeşlerim: Müslüman bireyler olarak şahsiyetimizin inşa sürecinde Kur’an-ı Kerim okumalarımızı arttırmalı, anlamaya çalışmalı ve “Yaşayan Kur’an” olarak tanımlanan Peygamberimizi daha çok tanımaya yönelik okumalar gerçekleştirmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.