Reyhanlı 2. Bölge Erkek Çalıştayı Sonuç Bildirgesi

0
155

Anadolu Platformu’nun 2. Bölge, 4. Geleneksel Ortaöğretim Çalıştayı’nın erkek öğrencilere yönelik ikinci etabı 13-14 Nisan tarihlerinde Hatay-Reyhanlı’da faaliyet gösteren Reyhanlı Ufuk Eğitim Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Program, Kur’an’ı Kerim tilaveti ve mealinin okunması ile açıldı. Reyhanlı Ufuk Eğitim Derneği adına Ortaöğretim Komisyonu Başkanı Mehmet Cemiloğlu açılış konuşmalarını yaptılar. Daha sonra Anadolu Platformu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Gençlik Komisyonu Başkanı Adem Er ise Anadolu Platformu Öğrenci Birliğinin faaliyetleriyle Türkiye’deki geçliğin medeniyetin oluşumu üzerindeki katkılarından nasıl olması gerektiği hususunda şunları söyledi;

“Büyük medeniyetimizin, büyük davasını omuzlarında hisseden kıymetli hazirun!”

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik… Diyor üstad…

Evet, nasıl bir gençlik?

Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Komisyonu olarak,

Hakk’ın değerlerine bağlı ve halkın içinde yaşayan, Sahih bilgi, Salih amel ve sağlıklı bir iletişimi Kendine düstur edinmiş bir nesil….

Neslin ıslahı ve arzın imarı sorumluluğunu taşıyan bireyler oluşan bir gençlik…

Sadece kendini düşünen değil çevresini düşünen, üreten bir nesil…

İmar ve ıslah eden tarafta yer almanın olmazsa olmaz bir şartı vardır ki o da;

İçinde yaşadığı toplumu ile barışık olmaktır. Hep şikâyet eden ve hayatında yer alan her şeyle kavgalı olmak faydalı olmanın önünde koca bir engeldir.

Gençlik hayat ile ilgili önemli kararların alındığı bir evredir.

Gençlik biyolojik bir evre değil, bir ruhtur. Hayata dair söyleyecek sözü olan her insan gençtir.

Büyük bir çoğunluğumuz şu an bu evreyi yaşıyoruz. Bu dönemlerde alacağımız kararlar bundan sonraki hayat mücadelemizin rengini belirleyecektir. Allah’ın boyasıyla boyanmak ve rengimizi netleştirmek için aklımızı kullanmalı ve başkaları tarafından çizilen hayat senaryolarının figüranlığını yapmak yerine kendi hayatlarımızın baş rolünü yaşamalıyız..

Gençlik insanın en büyük sermayesidir. Bu sermaye her gün biraz daha eksilmektedir hızlı bir şekilde geçip giden gençliğimizin kıymetini bilerek bizden sonra gelecek genç nesillere yürüyecekleri izler bırakmanın gayreti içerisinde olmalıyız.

Gençlik sermayesini iyi değerlendirmenin yolu çok okumaktan geçmektedir.

Okumayan gençlik içi boş bir gençliktir.

Müslüman bir birey olarak bildiğimiz güzel şeyler amel edip sağlam adımlarla yarınlara yürümeli ve yürüyüşümüzü kutlu kılacak işler yapmanın gayretçileri olmalıyız.

 

Hakkaniyetli ve Medeni Bir Dünya için

Ailesine, hocasına, öğretmenine ve arkadaşlarına karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeli,

Hiç kimseyi karşı kibri olmadığı gibi kompleksi de bulunmayan bir özgün bir duruşla hayatın tam ortasında bulunacak bir öz güven kazandırmalıyız.

Sadece tüketen değil üreten bir gençlik inşa etmeliyiz.

Kibirden uzak, tevazu sahibi, adaletli, herkesin imrendiği, çalışkan, saygılı, cesur, okuyan, düşünen, yazan ve yaşayan bir gençlik…

“Ben de varım!” diyorsan, kenarda durmak, artık bir son bulmalı, bitmeli artık.

“Ben de varım!” diyorsan, başarmak zorundasın. Tüm engellere rağmen…

“Ben de varım!” diyorsan Zamanın sözünü söylemelisin.” temennileriyle program devam etti.

Alanya, Mersin, Gaziantep, Nizip, Osmaniye, Adana, Reyhanlı, İskenderun, Kırıkhan, Adıyaman, Kahramanmaraş, Elbistan, Afşin ve Şanlıurfa bölgelerinden olmak üzere il ve ilçeden 130 kişinin katılımıyla gerçekleşen çalıştayda; Dünya’da ve Türkiye’deki Gençlik Hareketleri ve Medeniyet Anlayışımız-Hüseyin Özhazar, Medeniyetin İnşasında Gençliğin Rolü ve Sorumluluğu-Hıdır Akaslan tarafından sunumları yapıldı.

Çalıştay süresince Şükrü Bilik, Akif Dut, İbrahim Halil Kaymaz ve Cengiz Güvenç seslendirdikleri şiir ve ezgilerle programa ayrıca renk kattılar.

Çalıştayda Türkiye’de İslami uyanışın Osmanlı’dan günümüze tarihsel süreci, bir bakıma İslami hareketin kimlik kartı, tevhidi çizgide yürüyen Müslümanların düşünsel gelişimine dair bir özgeçmiş ifade etmesi bakımından önemli olan konular yine Abdülkadir Dündar tarafından slayt gösterisi ile detaylandırıldı. Ayrıca yapılan atölye çalışmalarıyla, gençlerin sanat algısı ve bu algının medeniyete katkısı, gençliğin aile ile olan ilişkileri, gençlerin ekonomik sorumlulukları ve israf, ibadet anlayışımız, gençlerin sosyal medya algısı ve bu algının medeniyete katkısı, gençlikte salık-zaman değerlendirme, Kur’andaki zaman kavramı ve sorumluluklarımız, modernizm-medeniyet kıskacında genç kendini nasıl ifade etmeli, gençlerin ahlak anlayışı ve sorumlulukları, tüketen değil üreten medeniyete katkı sağlayan gençlik nasıl yetiştirilir. Geleceğin inşasında en büyük role sahip gençlerin zihninde yeni bir gençlik ve medeniyet tasavvuru oluşturuldu. Ele alınan konularla ilgili tecrübe paylaşımının ardından ortak sorunların ve çözüm önerilerinin dile getirildiği program, sonuç bildirgesiyle tamamlandı.

 

SONUÇ BİLDİRGESİ;

1. Medeniyetimiz kesinlikle şu üç ilke üzerine inşa edilmelidir: Tevhid – Adalet ve özgürlük.

2. Gençlik bir dönem-hayatın belli bir çağı ile ilgili değil, bir ruhtur. İnsan kendine güveni, cesareti ümitleri derecesinde genç, şüphesi, korkuları, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Gençliğin ruhu ile kaybettiğimiz dinamizmi yeniden aktif kılmalıyız. Aktif iyi pasifize olursa esir olur. Pasifize olanlar ise dağılmaya mahkûmdurlar.

3. Medeniyet dünyamızda; İbadet anlayışımız sembolik olmaktan ziyade Allah’a ulaşım aracı olarak görülmelidir. İman kalbimize dokunmalı ve bizlere heyecan katmalıdır.

4. İsraftan kaçınmak nefis terbiyesidir. İsraf ancak nefsimizi terbiye etmekle mümkün olacaktır.

5. Zaman bizlere verilen en önemli sermayedir. Zaman sermayesini en iyi-sağlıklı değerlendirenler; İman eden, salih amel işleyen, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler olacaktır.

6. İslam Medeniyetinin yeniden inşasında gençlerimizi öğretmen, doktor, mühendis, hukukçu olmaya teşvik etmenin yanı sıra özellikle tiyatro, sinema, basın-yayın, müzik gibi sektörlere de yöneltmek bir gerekliliktir. Böylece sahip olduğumuz değerleri farklı şekillerde ortaya koyacak ve bu şekilde gençlerin dünyasına da hitap etmiş olunacaktır.

7. Medeniyet tasavvurumuzda, “Bir insan çizelim, eline gül verelim, gülün üstüne bir Kabe sembolü çizelim, adamın eli kanasın gözünden yaş gelsin ama yüreği gülsün.” değerlerimizi yansıtacak resim-karikatür gibi sanatsal oluşumlarla ifade edilmesi gençlerin ilgisini daha da arttıracaktır.

8. Müslüman gençler okuyan, düşünen, yazan, tahlil eden, sorgulayan, değer ortaya koyan ve vahyi hayatın merkezine alan bireyler olarak yetiştirilmelidir. Günümüzün modern dünyasında ancak bu şekilde günah denizinde Nuh’un gemisini inşa edilmiş olacaktır.

9. Model merkezli din anlayışından, değer merkezli bir din anlayışına geçilmelidir.

10. Ahlaksızlık kurumsal bir boyut kazanarak bir değer olarak gençlere sunulmaktadır. Oysa ahlak yok ise medeniyet de yoktur. Gençliğin kurtuluş reçetesi ise ancak İslam’ın ahlakıyla ahlaklanmaktan geçmektedir.

11. Sağlıklı ve erdemli bir toplum ancak tüm fertleriyle aile olma bilincine sahip olmuş ailelerden geçmektedir. Bu nedenle Medeniyet anlayışımızda bireylerin, toplumun ve ümmetin yeniden dirilmesi için, şartlar ve zemin ne olursa olsun ailenin önemsenmesi ve korunması gerekmektedir. Şuurlu bir gençliğe sahip olmanın yolu aile ocağından geçmektedir.

12. Medeniyet anlayışımızda beyinlerimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece hep genç kalacak nesiller yetiştirmiş olacağız.

Bizler insanları sadece Allah’a kul olmaya, adalete, hukuka, özgürleşmeye, kardeşliğe ve dayanışmaya davet ediyoruz. Bu çağrımız bütün coğrafyalara, nesillere, çağlaradır…

Saygılarımızla…