Ramazan Kayan: “Bu ceza, yargı içindeki Ergenekon’a hala dokunulamadığını gösteriyor!”

0
233

Nurettin Kayan’ın hapis cezasının Yargıtay’ca onanması üzerine MAZLUMDER’de bir basın toplantısı gerçekleştirildi.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi, 28 Şubat sürecinde terör örgütü lideri olmakla suçlanan ağabeyi Ramazan Kayan’a yardım ve yataklıkla suçlanan Nurettin Kayan’ın 3 yıl 9 aylık hapis cezasının Yargıtay’ca onanması üzerine bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Ramazan Kayan ve Nurettin Kayan’ın avukatı Şadi Çarsancaklı’nın katılımıyla gerçekleşen toplantıda açılış konuşmasını MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Beyhan yaptı.

Beyhan’ın ardından konuşan Av. Şadi Çarsancaklı “Bu dosya, 28 Şubat yargılamalarının tipik örneklerinden biridir. Nurettin Kayan, Malatyalılar Örgütü, Malatyalılar İslami Hareket Örgütü gibi polisin koymuş olduğu çeşitli isimlerle anılan uydurma bir örgütün üyesi olmakla suçlandı. Silahlı örgüt üyesi olmaktan ceza aldı ki müvekkile ait deliller, yapılan tespitler, tüm dosya dikkate alındığında ne bir silah, ne bir eylem, suçlama vesilesi olabilecek herhangi bir şey bulunmamaktadır. Bu dosya Malatyalılar Davası diye Malatya 1 No’lu DGM’de görülen davanın Bursa ayağıdır. Adı geçirilen örgütten ele geçirilmiş ne bir silah vardır, ne atfedilen suçun işlendiğine dair bir emare vardır. Nitekim 28 Şubat süreci içerisinde Malatya 1 No’lu DGM o ortamda dahi uzun ve detaylıca yaptığı yargılamada böyle bir örgütün olmadığı ve böyle bir suçun işlenmediği yolunda 20 sayfalık beraat kararı vermiştir. Daha sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi iki satırlık bir kararla ‘silahlı örgütün var olduğu düşürülmeden beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır’ diyerek, gerekçesiz bir kararla Malatya 1 No’lu DGM’nin verdiği kararı bozmuştur. Malatya DGM de 2’ye 1 oyla uyma kararı vermiş, örgütün var olduğuna katılmak zorunda kalmıştır. Bu aslında, 28 Şubat sürecindeki yargının baskı altında olduğunun, bağımsız, tarafsız yargılama yapılamadığının apaçık bir örneğidir. Dün başlayan 28 Şubat yargılamaları sadece Batı Çalışma Grubu ile alakalıdır. Ama muhakkak konunun yargı ayağı da yargı gündemine getirilecektir. Bu kadar haksız, bu kadar açık bir zulüm niteliğindeki bu uygulama bugün her şeye rağmen, 28 Şubatçıların yargılanır olduğu bir dönemde, Nurettin Kayan’ın cezaevine girmesi sonucuna bağlanmaktadır ki bu da hem trajik hem de manidardır” dedi.


Çarsancaklı: “28 Şubat mağdurlarından Nurettin Kayan niyetinden dolayı ceza almıştır ve bu karar trajikomiktir!”

Çarsancaklı sözlerine şöyle devam etti: “En son ceza kararında ‘Malatya’da örgüt vardır’ diye bir karar çıkınca, Bursa’da davası görülen Nurettin Kayan için Bursa Mahkemesi ‘O zaman Nurettin Kayan da bu örgütün Bursa temsilcisidir’ demiştir. Nurettin Kayan’a atfedilen cürümler şunlardır: İşyerinde, hakkında toplatma kararı bulunan Hasan El-Benna’nın, Muhammed Kutub’un, Seyyid Kutub’un kitabı, Müslüman Gençlik Dergisi, Değişim Dergisi bulunması. Bunlar suç olarak nitelendirilmiştir. Bilindiği gibi, bir kitap yasaklanmış olsa dahi -ki bu kitaplar yasaklı kitaplar değillerdi- o kitaptan bir nüsha bulundurmak yasaldır. Bu, suç gibi gösterilmiştir. Diğer isnat edilen bir suç ise şudur: Örgüte bağlı AKDAV vakfının İstanbul’da şubesini açmak için girişimde bulundu. AKDAV vakfı, ne o dönemde, ne de sonrasında kapatılmamıştır, hala da faaliyetlerine devam eden legal, yasalar uyarınca kurulmuş meşru bir vakıftır. Yani, bu vakfın şubesini açmak her Türk vatandaşının hakkıdır, hatta belki duyarlılar için de görevidir. Kaldı ki burada AKDAV vakfının şubesini açmıştır da demiyor, niyetlenmiştir diyor. Yani Nurettin Kayan niyetinden dolayı ceza almıştır. Bu kararla Kayan, trajikomik, gülünç bir örgüt üyeliği suçlamasıyla cezalandırılmıştır. Bu ceza kesinleşmiştir. Nurettin Kayan’ın infaz işlemleri başlamıştır, bittiğinde de cezaevine girecektir. Bu, 28 Şubat anomalisinin, arızasının en tipik göstergelerinden biridir. Bu güne de denk düşmüştür. Bu çerçevede sayın savcıların da 28 Şubat yargılamaları çerçevesinde Malatyalılar davasını da iddianame gerekçesi yapabileceğini buradan bir ihbar olarak ileri sürüyorum”.


Ramazan Kayan: “Bizim ailede bu davadan yargılanmayan bir tek 80 yaşındaki annem kaldı”

Daha sonra konuşan Nurettin Kayan’ın ağabeyi Ramazan Kayan, muhayyel, 7 isimli, 3 liderli bir örgüt uydurularak arkasından cezaların yağdırıldığını belirtti. Kayan: “Ama ilginç olan ise şu; Geçen hafta Başbakan bir televizyon programında ‘Malatyalılar dosyası yeniden yargıya açılacak, bunun yasal çalışmaları yapılıyor’ dediği günün bir gün sonrasında kardeşim Nurettin Kayan ile ilgili bu ceza ile karşılaştık. Bu bize, bu ülkede her şeyin yolunda gittiğini düşünmemizin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor. Ergenekon’a yönelik bir takım operasyonlar olurken yargı içindeki Ergenekon’a dokunulamadığını görüyoruz. Daha ilginç olan ise şudur; İstanbul 10. Ceza Mahkemesi’nde ceza alan Nurettin Kayan’a o mahkemede cezayı veren hakim Zafer Başkurt, cezayı kardeşime verdikten sonra uyuşturucu çeteleriyle rüşvet ilişkilerinden, ‘şu kadar parayı getirirseniz size beraat vereceğim’ dediği için meslekten ihraç edilmiştir. Bu, dosyanın içeriğini anlamamız açısından çok önemlidir. Gerçekçi olup işin seyrinin nereye gittiğini görmemiz lazım. Kaldı ki, Nurettin Kayan benden etkilendiği için bu cezayı aldı, etkileyen beraat alıyor, etkilenen ceza alıyor. İlk yargılanmamda 50 arkadaşımla birlikte idamla yargılandım. Sonra idam cezası kalktı, silahlı terör örgütü lideri olmakla yargılandım. Gelen istihbarat raporlarında ‘Bu örgütün hiçbir eylemine rastlanmamıştır fakat potansiyel olarak bu örgüt ileride eylem yapma özelliğine haizdir’ diyerek arkadaşlarımıza ceza verdiler. O raporda bir cümle daha var: ‘Uzun vadede bu örgütün Türkiye’de şer’i devlet kurma hedefi olduğu düşünülüyor’. Tüm bunlardan dolayı cezaevinde hala iki kardeşimiz var; Zekeriya Şengöz ve Fahri Memur. Biz üç erkek kardeşiz, üçümüz de bu davadan yargılandık. Ailemizde bu davadan yargılanmayan bir tek 80 yaşındaki annem kaldı. Devletin mağdur kardeşlerimizden özür dilemesini beklerken, yeni yargı sürecini beklerken böyle bir kararla karşılaştık. Biz, acilen bunun telafi edilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Yaşanılabilir bir ülke talebimizde ısrarcıyız ve nasıl bir mücadele verilmesi gerekiyorsa vermeye de hazırız” dedi.

Kayan’ın ardından MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nin basın açıklaması Ramazan Beyhan tarafından okundu. Açıklamada 28 Şubat’ın terör, faili meçhul cinayetler, işkence, gözaltı kayıpları, kışlalara dönüştürülen kamu kurumları ve geride yargı eliyle mahkum edilmiş suçsuz ve masum insanlar, okullarından ve işlerinden alıkonan binlerce mağdur bıraktığı ifade edilerek 28 Şubat yargı kararlarının iptal edilmesi, yeniden yargı yolu açılması, mağdurlardan özür dilenmesi, maddi-manevi mağduriyetlerinin giderilmesi talep edildi.

Sarıyaşar: “28 Şubat, ancak yasama ve yürütmenin halkın talepleri noktasında kendi iradesini tam bir şekilde ortaya koymasıyla bitecektir”

Son olarak konuşan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar dün başlayan yargılamalarla 28 Şubat’ın bittiği algısının yanlış olduğunu belirterek “28 Şubat ancak siyasi yargı kararları iptal edildiğinde biter. Süreç daha yeni başladı” dedi. Sarıyaşar, “Bu darbe sürecinin bitmesi, özellikle yasama ve yürütmenin halkın talepleri noktasında kendi iradesini tam bir şekilde ortaya koymasıyla alakalıdır. Son 1 yıldır Umut Davası, Hizbu’t Tahrir, İslami Dayanışma Vakfı davasıyla ilgili pek çok sanık hakkında benzer hükümler verildi. Daha da devam etmesi kaygımızdır. Biz bu konunun takipçisi olacağız. MAZLUMDER’in 28 Şubat Yargı Kararları İptal Edilsin imza kampanyası etkisini adım adım pratik olarak ortaya koymaktadır” dedi.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

28 ŞUBAT YARGI KARARLARI İPTAL EDİLMELİDİR


Bin yıldan daha uzun süreceği bizzat darbeciler tarafından ifade edilen 28 Şubat’ın üzerinden 16 yıl geçti. Darbeyi kurgulayanlar ve uygulayanlar; kaba, ilkel ve tek tipçi bir yaşam biçimini dayatmışlardı.

28 Şubatın aktörleri başta Cumhurbaşkanı, politikacılar, üniversiteler, medya ve iş dünyası patronları, sendika ve meslek odaları temsilcileri, yargı ve kolluk kuvvetlerdir. Bugün sadece bunların bir kısmı yargı önüne çıkarılmış bir kısmına ise dokunulmamaktadır. Dokunulmayanların ise ilk fırsatı yakaladıklarında yine darbeye heveslenmeyeceklerini kimse garanti edemez. Nitekim Başbakan’ın, söz konusu mihrakların Taksim-Gezi olaylarını bahane ederek “Darbe teşebbüsü”ne kalkıştıklarını açıkça ifade etmesi bunun bir göstergesidir.

28 Şubat öncesinde ve sonrasında yaşananlar unutulmamalı ve unutturulmamalıdır.
28 Şubat terör, faili meçhul cinayetler, işkence, gözaltı kayıpları, kışlalara dönüştürülen kamu kurumları ve geride yargı eliyle mahkum edilmiş suçsuz ve masum insanlar, okullarından ve işlerinden alıkonan binlerce mağdur bırakmıştır.

28 Şubat sürecinin devam eden davalarından birinde daha karar verildiğini öğrendik. 28 Şubat sürecinde Bursa’da düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan Nurettin Kayan daha sonra DGM’de hakkında terör örgütü yöneticiliği iddiasıyla açılan dava neticesinde 13 yıl süren yargılama sonunda 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Neticede Yargıtay’da onanan karar kesinleşmiştir.

Biz MAZLUMDER olarak, darbe mahkemelerinin verdiği bütün siyasi yargı kararlarının iptal edilmesini, yeniden yargı yolu açılmasını, haksızlığa uğratılanlardan özür dilenmesini, maddi-manevi mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyoruz. Bu, devletin hatasını telafi etmesinin en pratik ve kolay yoludur. Aynı zamanda vicdanları rahatlatacak bir erdemdir. Yoksa hariçten devlete hatasını kabul ettirmek zor ve bedeli ağır olacaktır.

28 Şubat darbecilerinin yargılandığı şu günlerde, darbe yargısının verdiği bir cezanın Yargıtay’ca onanması, halkımızın vicdanını derinden yaralamış, adalete olan güvenini sarsmıştır.

Sorumluluk siyaset kurumuna ve meclise aittir. Derhal yasal düzenleme yapılmalıdır.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi