Prof. Dr. Yavuz Coşkun: “İnsanoğlu Bilmekle Yükümlüdür”

0
124

Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından aylık olarak yapılan Öğretmen Hasbihal Toplantılarının III.’sü Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun’un katılımıyla gerçekleştirildi.

Bilgiden Topluma Sosyal Duyarlılık üst başlığı ile 16 Aralık Salı günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan toplantıya Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Öğretmen Komisyonu Başkanı Hıdır Akaslan, eğitim yöneticileri, vakıf gönüllüleri ve çok sayıda eğitimci katıldı. Program Öğretmen Komisyonu Üyesi Ömer Yıldız tarafından sunuldu.

Üniversiteler Akıl ve Etiğin Kurumsallaştığı Yerlerdir

Prof. Dr. Yavuz Coşkun sunumunun başında üniversitelerin misyon ve vizyonlarından bahsederek; "Üniversite deyince hepimizin algıladığı şeyin ne olduğu konusu biraz farklı oluyor. Üniversite deyince akla sadece bir yüksek okul, bir yüksek eğitimin verildiği yer olarak akla geliyor. Bunun dışındaki fonksiyonları çok zikredilmediği için sadece tahsil yapılan yer olarak biliniyor. Hâlbuki üniversite daha geniş, daha evrensel çapta bir misyona sahiptir.

 Bir kere üniversiteler akıl ve etiğin en üst düzeyde kurumsallaştığı yerlerdir. Çünkü burada akılın bütün fonksiyonları öne çıkarılarak bilgi üretiliyor ve üretilen bu bilgi de mutlaka insanlığın katkısına sunuluyor. Özellikle etiği koyuyorum yanına çünkü üretilen bilgi insanlığın yararına olmadığı sürece üniversiteler atıl kalmaktadır. Üniversiteler ortaöğretimi bitiren gencin eğitimini tamamlayarak hayata atılacağı son durağıdır. Tabi ondan sonra başka ölçeklerde, başka mahallerde eğitim devam etse bile toplu olarak burası son basamaktır. Sadece tahsil mi, nitelikli insan gücü yetiştirmek mi?

 Elbette hayır. Tarihsel gelişimi içersinde baktığımızda Avrupa'da üniversite ilk 1088'lerde Bolonya üniversitesi ile başlıyor. Daha sonra Viyana, Londra gibi şehirlerdeki değişik üniversiteler bulundukları topluma yön veren birer güneş gibi olmuşlardır. Ağrılıklı olarak çok zaman kilisenin gölgesi altında kalan üniversiteler zaman içerisinde kabuk değiştirerek bilgiyi üreten çok ciddi kurumlar olmuşlar. Batıda bunlar olurken bizdeki örneklerine baktığımız zaman sadece medreseler değil, nice bilim adamlarını yetiştiren çok önemli kurumlarımız var olagelmiştir. Üniversiteler kendi medeniyetimizin önemli kilometre taşlarını belirleyecek çok ciddi kurumlar olmuştur. "

İnsanoğlu Bilmekle Yükümlüdür

Konuşmasının devamında bilgi ve bilmek kavramlarına değinen Prof. Dr. Yavuz Coşkun; "Bilgi dediğiniz zaman insanoğluna bahşedilmiş en önemli nimetlerden biri olan akıl akla gelmektedir ve bilgi aklın bir ürünüdür. Biz diğer canlılardan farklı olarak akıl sahibi olduğumuz için Allah'ın bize bahşettiği bu akılla bir takım şeyleri bilme fonksiyonuna sahibiz. Bilmek aslında mutsuzluğu da beraberinde getirir. İnsanoğlu bilmekle yükümlüdür. İster istemez bilirsiniz. Bu minimum bir yaşam bilgisi ile olabileceği gibi çok daha devasa, evrensel çapta, çok geniş anlamlara sirayet eden büyük bir bilgi birikimi de olabilir. Nitekim tarih içerisinde hem bilimsel açıdan hem felsefi açıdan bilgiye olan temayül dünyanın her noktasında, her medeniyette temayüz etmiştir ve o bilgiye yönelen insanlar, bilgiyi üreten, bilgiyi işleyen insanlar o topluma ışık olmuşlardır.

Filozof kelimesi bilgiyi sevmek anlamına gelir. Filozoflarda bilgiyi seven insanlardır. O dönemden başlayarak tarih içerisinde hep bilgiyi insanlık adına, insan adına veya kendi kaygıları adına işleyen insanlar olmuştur.

Sokrat'ın; "sorgulanmayan hayat yaşanmaya değer değildir" dediği o dönemden bu yana eşyanın hakikatini aramaya çalışan, bu hikmet arayışı ancak bilgi ile mümkündür. Bilerek yol alacaksınız. Bizim kendi medeniyetimizde gerek peygamberimiz gerekse sahabelerin söylediği gibi bilgi kadın erkek herkese farzdır. Bilim Çin'de bile olsa arayın, bilim müminin yitik malıdır, nerede bulsa alır gibi bu bilgiyi tanımlayabilecek özel hadisleri hepiniz bilirsiniz. Bilgisiz bir toplum, bilgiye dayalı olmayan bir öğretme metodu, bilgiye dayalı olmayan bir eylem biçimi doğru değildir."

Fertler gibi Toplumlarda Birbirlerinden Farklıdır

Konuşmasının son bölümlerinden toplumdan ve toplumsal duyarlılık projelerinden bahseden Prof. Dr. Yavuz Coşkun konuşmasını şöyle sürdürdü; "Hayatın gerçeği ferttir. Paskalın dediği gibi insan yapayalnız doğar ve yapayalnız ölür. Yani hayatın gerçek anahtarı ferttedir. Biz fert olarak varız. Ama fert olsak da her birimiz ayrı dünyada yaşamıyoruz. O zaman toplum dediğimiz zaman fertlerden oluşan, yaşayan bir organizma akla gelir. Toplumun bazı değerlerle inşa edilmemesi durumda yaşam alanı süresince çeşitli hastalıklara duçar olabileceğini varsaymak gerekir.

 Her bireyin birbirlerinden farklı oluşu toplumlarında birbirlerinden farklı oluşunu doğurur. Bütün bunları toplumların kendi dinamikleri sayabiliriz. Kendi çerçevemize kendi toplumumuza biraz yönelirsek biz bir Ortadoğu coğrafyasında ama kadim bir gelenekten gelen, kadim bir devlet anlayışı ile yönetilmiş bir toplumuz. Ortadoğu coğrafyası gibi dünyanın merkezi addedilen çok sıcak, dinamik, tarihinde de çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir toplum biçimimiz var. Tarihten gelen değerlerimize baktığımız zaman sağlam temeller üzerine kurulmuş bir medeniyetin bu güne olan yansımalarıyız. Topluma bir takım değerler inşa etmezseniz, topluma bir takım bilgileri enjekte etmezseniz, toplumu bir şekilde aydınlatmazsanız bu toplumda çeşitli yaralarla, çeşitli problemlerle karşı karşıya kalırsınız.

Üniversitelerin; tahsil değil, nitelikli insan yetiştirme değil, üretilen bilgiyi toplumun ileri gitmesine, toplumun refahına katkıda bulunmasına ön ayak gerekir. Üniversitelerin toplumun değerlerinden arıtılmış, kendi içerisinde yaşayan yerler olması kabul edilemez. Biz üniversitenin toplumun bir parçası olduğunu ve toplumla iç içe olması gerektiğini temel bir görüş olarak öngörüyoruz. Üniversite olarak her alanda toplumla iç içeliğimizi arttırmaya çalıştık.

Şehrin ana arterlerinde dolaşmak yetmez, ara arterlere de girmeliyiz. Her gün yüzlerce defa duyduğunuz toplumsal duyarlılık projeleri denen bu kelimelerin, bu cümlelerin altını doldurmaya çalıştık. Bu bir isteğe bağlı, gönüllülük esasına dayalı olarak işleyen bir projedir. Ama ne yazık ki sivil toplum anlayışı, sivil toplum kuruluşları olarak istenilen noktada olmadığımız varsayıldığında bu gönüllülük anlayışı ile de çok fazla yol alamayacağımız ortadaydı. Onun için bu üniversitelerde toplumsal duyarlılık projeleri dersleri koyduk. Bu üniversiteye kayıt yaptıran her öğrencinin almak zorunda olduğu bir dersti. İster tıpçı olsun, ister motor teknisyeni, ister iktisat, ister eğitim öğrencisi olsun."

Konuşmanın sonunda soru cevap kısmına geçildi. Bu bölümde Prof. Dr. Yavuz Coşkun katılımcılar tarafından kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi.

Program sonunda Anadolu platformu Başkanı Turgay Aldemir tarafından Prof. Dr. Yavuz Coşkun'a gecenin anısına çiçek takdimi ve vakfımızın yayınlarından oluşan set hediye etti.