PKK’nın Avrupa ayağı – (Ardan Zentürk)

0
130

AB’nin geniş coğrafyasında artık devletleri iflasa sürükleyen ekonomik krizin bir türlü aşılamaması, Berlin’i bir kez daha Avrupa’nın en güçlü başkenti konumuna taşıdı.

BERLİN

AB’nin geniş coğrafyasında artık devletleri iflasa sürükleyen ekonomik krizin bir türlü aşılamaması, Berlin’i bir kez daha Avrupa’nın en güçlü başkenti konumuna taşıdı. Öyle ya, şu anda Avrupa’da en güçlü ekonomi Almanya’da ve Berlin, AB bünyesinde zor durumdaki Euro ülkelerine yardım konusunda liderliği ele geçirdi.

Almanlar homurdanıyor ama, içten içe, Avrupa’nın ana güç merkezi olmaktan dolayı da seviniyorlar. Halleri, biraz bizim hallerimize benziyor. Birinci Dünya Savaşı’nın yenilgi ortaklığını yaşamış iki ulusu, bugün kelimenin tam anlamıyla bir “geri dönüş” yaşıyorlar. Türkiye, Balkanlar-Kafkasya hattında ve özellikle de Ortadoğu’da giderek belirleyici güç haline gelirken, Almanya, tüm Doğu ve Orta Avrupa’yı kontrol eden ekonomik hamleyi gerçekleştiriyor. Balkanlar’daki durum tam anlamıyla bir rekabet havasında ve Berlin’in eli, İsrailli tutsak askeri Gilad Shalit’in Hamas’tan kurtarılması operasyonuna kadar uzanmış durumda…

Yani. Berlin-Ankara hattına her zamankinden daha dikkatli bakılması gereken zamanlardan geçiyoruz.

· Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından Berlin’de düzenlenen “Almanya ve Göç” sempozyumunun önceki akşam gerçekleştirilen gala yemeğindeydi. Yemekte yaptığı konuşmayla da dünkü Angela Merkel buluşmasının hayli zorlu geçeceğinin işaretini verdi.

“Bu insanlık dışı saldırının tek sorumlusu terör örgütü değildir! O tetiği çeken ve çektiren kanlı maşalar kadar, terör örgütüne destek sağlayanlar, en az terör örgütü kadar sorumludur. Açık söylüyorum, insani değerlere inanan herkesin sorumluluğudur. Terör örgütlerine göz yumanlar, terörün kanlı yüzüne ortak olur. Türkiye’ye terörle mücadelede gereken desteği vermeyen ama insan hakları nutku atanlara soruyorum; vahşice katledilen 4 yaşındaki Sultan’dan haberiniz var mı? Bize güya demokrasi dersi verenlere soruyorum; umutlarıyla vefat eden Anne Mizgin Doru’dan haberiniz var mı?” Bu sözler Berlin’de söylendiğinde bir anlam ifade ediyor. Türkiye belli ki, Avrupa ülkelerinin PKK’nın sırtını sıvazlamasından çok rahatsız ve artık bu işin sona ermesi gerektiğini söylemekte kararlı.

· PKK yandaşlarının Paris’te başlayan Türkler’e dönük saldırılarına Avrupa’nın çeşitli kentlerinin eklenmesi alarmdır!.. Belli ki terör yandaşları, sokaktaki sivil Türk’ün müdahalesine davetiye çıkarmak, Avrupa sokaklarında patlak verecek bir etnik çatışmayı da Türkiye topraklarına taşımak gayreti içindedir.

Buna asla izin veremeyiz. Bu kampanyanın önünü almanın yolu da aynı zamanda NATO müttefiki olan Almanya ve Fransa yönetimlerinin artık PKK konusundaki ikiyüzlü politikalarını durdurmaları gerektiğini açıkça ifade etmektir. Fransa’nın bugüne kadar bir tek PKK teröristi bile Türkiye’ye iade etmediğini biliyor musunuz?

Görüntü, Başbakan Erdoğan’ın Avrupalı muhataplarının önüne -bir kez daha- güçlü bir dosya ile çıktığıdır. İstihbarat dosyalarında PKK’nın Avrupa’daki varlığına ilişkin her şey var ama, karşı tarafta bu bilgileri değerlendirmek için niyet yok. Başkanı Manfred Rouhs ile 24’te yayınlanan OLAY YERİ programı için söyleşi yaptığım aşırı sağcı, İslam düşmanı Almanya İçin Vatandaş Hareketi Partisi’nin bir “neo-nazi zeminli” parti olarak İsrail’den destek gördüğü yolundaki iddialar bile günümüz Avrupası’nın karışıklığını göstermesi bakımından önemli.

Türkler eritilemez

Bu arada, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Avrupa Topluluklar Başkanlığı Başkanı Kemal Yurtnaç ve ekibini kutlamak gerekiyor. Türk-Alman İş Sözleşmesi’nin 50’nci yılı nedeniyle Berlin’de düzenledikleri iki günlük sempozyum çok başarılıydı ve geleceğe dönük umut işaretleri verdi. Sempozyumda tam 66 seçkin kişinin görüşlerini dinledik, tek tek anlatmak zor iş. Genel sonucu söylemekte yarar var: Almanya’nın Türkler için istediği “entegrasyon” kavramı ile Türkiye’nin kafasındaki formül birbirine uymuyor. Almanlar, esas olarak “entegrasyon”nun “asimilasyon”a dönüşmesini bekliyorlar. Türkler ise, kültürel kimliklerini koruyarak bir arada yaşama formülünün peşindeler. Sempozyum, Almanlar’ın “Türk gerçeğini” eskiye oranla daha net anlamış olduklarını gösterdi. Bu da başarıdır.

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI