PKK’den Devlete Açık Davet; Güney’i İşgal Et!

0
120

PKK’ya yaptığı ciddi eleştirilerle adını duyuran ve muhalifleri bünyesinde barındıran nasname.com sitesi eleştiri zincirine bir yenisini daha ekledi.

 Çözüm yerine çözümsüzlükte direten PKK çevrelerine değinen site kirli ilişkiler ağını aydınlatan yeni bilgiler vermeye devam ediyor. Son çatışmaların analize tabi tutulduğu bir yazı yayınlayan Özgür Bireyler Topluluğu yeni planları gün yüzüne çıkarıyor. Faydalı olacağına inandığımız yazıyı sizlerin istifadesine sunuyoruz.

PKK’den Devlete Açık Davet; Güney’i İşgal Et!

Ortaya çıkan tablo, ya TC Güney’e girip orayı istikrarsızlaştıracak ya da Güney güçleri zorunlu olarak PKK’ye tavır alacak. Bugün PKK’nin açıkça Kürd/Kürdistan düşmanlığını yapmasına ses çıkarmayanların yarın, ‘kardeş kavgasına karşıyız’ demesi sadece samimiyetsizlik olmayacak; aynı zamanda kardeş kavgasının tetikçiliğini yaptıklarını da ortaya koyacaktır. Israrla, ‘PKK Kürdlere çaresizliği dayatıyor’ dedik! Bu dayatma zorunlu olarak bir çatışmaya varırsa bunun adı “kardeş kavgası” değil, PKK ile Kürdlerin kavgası olacaktır.

PKK’nin bir yandan Kemalist Sol ile geliştirdiği ve içinde Kürdlerin ulusal haklarından hiçbir şey barındırmadığı ittifak, diğer yandan Güney sınırında yaptığı eylemlerin amacı bellidir. Bu amacın Kürdlerle/Kürdistan’la hiçbir ilişkisi olmadığı da ortadadır.

Uzun süredir PKK tarafından açıkça dillendirilen, “AKP’nin Polisi”, “AKP’nin Yargısı”, “AKP’nin Ordusu” gibi tanımlamalar öyle bir noktaya geldi ki en sonunda “AKP’nin Devleti” de denilmeye başlandı.

Bu söylemin fikir babalarının Militarist/Kemalist elit olduğunu biliyoruz. Bu söylemin geliştirilmesindeki amaç, ‘AKP ile birlikte her şey bozuldu, AKP’nin gitmesiyle de her şey düzelecek’ algısının kitlelerde yerleşmesini sağlamak ve kaybedilen faşist kurumları tekrar ele geçirmektir. Bu durum, ‘sistemin iyi olduğunu ve sistemle hiçbir sorun yaşanmadığını’ da beyinlere işliyor.

Kemalistlerin bu bilinçli beyin yıkamasını en hararetli şekilde PKK/BDP ve onların ekseninden çıkamayanlar savunuyor. Bugün PKK’nin etkilediği kitlede oluşan, “her şeyin sorumlusu AKP’dir; devlet/sistem değildir” algısı, sömürgeci sistemi ve onun en temel taşı olan Kemalist/faşist anlayışı aklama çabasının başarıya ulaştığını gösteriyor. Bu mantık, direkt sisteme hizmet olduğu için doğal olarak Kürdlere yapılabilecek en büyük ihanettir. Çünkü bu algıyla Kürdler, “cellatlarına aşık olmak” ve cellatlarının kendilerini katletmelerine yeşil ışık yakması anlamına geliyor.

Sistemi en kanlı ve en gaddar biçimiyle korumaya çalışan Kemalistlerin tetikçi kanadı Ergenekon, yediği darbeler sonucu ciddi anlamda etkisini kaybetti. Bu durum Kemalistlerin Kürd Kanadı olan PKK’ye daha çok sorumluluk yüklemiş durumda. Bu nedenledir ki Kemalist Solcular, Öcalan’ı yüceltmekte, PKK’ye koşulsuz destek vermekte ve PKK’nin öncülük ettiği bir Kemalist Cephe için harekete geçmektedirler. Dikkat edildiyse ne zaman Türkiye’de bazı değişiklikler olursa ve demokratik yönde küçük te olsa bir adım atılmaya çalışılırsa, PKK ve Kemalist Çeteler hemen devreye girerek ortamı germektedirler.

İki gerilla cesedinin insanlık dışı yöntemlere tabi tutularak teşhir edilmesi ve basına sızdırılması, Kürdleri öfkelendirmeyi ve bu öfkeyle PKK’ye bağlamayı amaçlıyordu. Bunun devamı olarak “Türk Solu Dergisi’nin aynı fotoyu yayınlayarak hakaret etmesi de yine Kürdleri PKK’ye kazandırma amaçlıydı. Tıpkı PKK’nin yaptığı eylemlerle Türklerin milliyetçi duygularını kabartarak onları faşizmin kollarına atması gibi. Yani çatışıyor gibi görünen iki taraf ta Kemalistlerin/Ergenekon’un denetimindedirler ve birinin yaptığı her eylem diğerini kan vermektedir. Bugün ırkçıların salya akıtarak sokaklara dökülmesi ve Kürdlere saldırmalarının an meselesi olması da yine tezgahlanmış ve Kemalistleri güçlendirmeyi amaçlayan bir projeden başka bir şey değildir. Bu iç hesaplaşmanın nihai amacı ise, Kürdler ve Kürdlerin statü sahibi olduğu Güney Kürdistan’dır.

Evet çok açıktır ki, dün gerilla cesetlerinin resimlerini çekip basına sızdıran devlet güçleri ile bugün Çukurca’ya saldıran PKK aynı amacı gütmekte ve ortak hareket etmektedir. Amaç, Güney’e müdahale etmek, mevcut kazanım ortadan kaldırılamasa bile olgunlaşan Bağımsız Kürdistan’ın önünü kesmektir. Bu kazanım ortadan kaldırıldıktan veya zayıflatıldıktan sonra Kuzey Kürdlerinin TC’yi rahatsız etme olasılığı da oldukça zayıflar.

Kürdlerin Güney Kürdistan’da, tarihte hiç olmadığı kadar bağımsız devlete yaklaştığı günümüzde, Güney’e müdahale edilmesini istemenin adı Kürd/Kürdistan düşmanlığıdır. PKK bunu yıllardır yapıyordu zaten ama bu kadar açık ve pervasızcasına ilk defa yapıyordur belki de.

Ortaya çıkan tablo, ya TC Güney’e girip orayı istikrarsızlaştıracak ya da Güney güçleri zorunlu olarak PKK’ye tavır alacak.

Bugün PKK’nin açıkça Kürd/Kürdistan düşmanlığını yapmasına ses çıkarmayanların yarın, “kardeş kavgasına karşıyız” demesi sadece samimiyetsizlik olmayacak; aynı zamanda kardeş kavgasının tetikçiliğini yaptıklarını da ortaya koyacaktır.

Israrla, “PKK Kürdlere çaresizliği dayatıyor” dedik!

Bu dayatma zorunlu olarak bir çatışmaya varırsa bunun adı “kardeş kavgası” değil, PKK ile Kürdlerin kavgası olacaktır. Geçmişte yaşananlarda olduğu gibi yaşanabilecek PKK-Kürdler kavgasında, PKK sadece taşeron olarak rol oynayacak; esas kavga ise Kürdlerle sömürgeci devletlerarasında olacaktır.

Evet PKK Kürdleri temsil etmiyor. PKK, sadece AKP’nin devrilmesini, yerine Kemalist faşistlerin geçmesini istiyor!

Yani PKK, sistem içi kavgada bir araçtır sadece…

Tüm duyarlı Kürdlerin “bu savaş bizim değil, PKK bizi temsil etmiyor’ demek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Umarız herkes bu sorumluluğunu yerine getirir…

ÖZGÜR BİREYLER TOPLULUĞU