Peygamber'i Hayatımıza Taşımak

0
106

Gelibolu Umut İlmi Araştırmalar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nden açık alanda “Kutlu Doğum Şenlikleri” programı yapıldı.

Daha önce birincisi yapılan kutlu doğum etkinliğinin ikincisinin konuğu Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu yüksek istişare kurulu başkanı araştırmacı yazar Ramazan Kayan’dı.

Gelibolu Umut-der 01.05.2013 tarihinde Ramazan Kayan Hoca’nın katıldığı “Peygamberi Doğru Anlamak” konulu bir kutlu doğum programı düzenledi. Camii kebir mahallesinde mahallenin ortasında açık alanda yapılan programa vatandaşlardan çok yoğun bir ilgi vardı.

Program roman ilahi grubunun ilahileri ile başladı. İlahi ve ezgileri ile geceye renk katan grup, bu ekibi yeni oluşturduklarını İnşallah ilerleyen süreçte kendilerini daha iyi yetiştireceklerini beyan ettiler.

Gelibolu’daki Roman müzisyenler Tarkan Sayan ve arkadaşları tarafından kurulan Roman İlahi Grubu gecede çok iyi bir performans gösterdi.

Grubun solistleri Suat Gülercan ve Uğur Mennuş söyledikleri “Medine’ye Varamadım, Uçun Kuşlar Uçun ve Kabe’nin Örtüsü” ilahileri ile taktir aldılar.

Grubun lideri Tarkan Sayan, “Daha önce hiç böyle bir şey denememiştik. Geceyi düzenleyen dernek bize böyle bir teklifte bulundu. Biz de kabul ettik ve çalışmalara başladık. Yaptığımız birkaç provadan sonra bu işi yapabileceğimizi anladık ve bu geceye hazırlandık. Çalışmalarımızı devam ettireceğiz.” dedi.

İlahilerin ardından emekli imam Eyüp Sabri Osmanoğlu tarafından Kuran-ı Kerim okundu. Daha sonra dernek yönetimi adına başkan yardımcısı Erol Sert bir selamlama konuşması yaptı. Hemen arkasından Araştırmacı – Yazar ve aynı zamanda Anadolu Eğitim Ve Davet Gönüllüleri Platformu yüksek istişare kurulu başkanı Ramazan Kayan hoca mikrofona geldi.

Kayan konuşmasında, Hz. Muhammed’in hayatımıza girmesinin çok önemli olduğunu belirterek; “Eğer biz O’nu hayatımıza alabilirsek, hayatımızda tutabilirsek rüyamıza da girer, inşallah Cennet’te de onunla beraber oluruz. Önemli olan, Hz. Muhammed’in rüyamıza da girmesi değildir aslında. Önemli olan Hz. Muhammed hayatımızda mı, değil mi? Hayatın içinde mi, değil mi? Önemli olan bunu tespit etmek. Sizlere soruyorum, Hz. Muhammed hayatımızın neresinde? Hayatın eksenine Hz. Muhammed’i oturtabildik mi, çekebildik mi? Hayatımızı O’na açabildik mi, O’na tasarruf hakkı veriyor muyuz? O hayatımıza müdahale edebiliyor mu, yoksa hayatımız O’na kapalı mı? Yoksa sadece kutlu doğumlarda mı ona açıyoruz? Sadece seccadede, mescitte, Kabe’de, ravzadamı kendimizi O’na açıyoruz? Hayır asla! Hayatın tamamını O’na açmadıkça, hayatı onun tasarrufuna sunmadıkça, hayatı onunla buluşturup bütünleştirmedikçe hayat, hayat olmaktan çıkar. Kutlu Doğum’da yeniden doğmalıyız. Eğer biz kutlu doğumda dirilemiyorsak, onu anlamıyorsak bize yeni bir kutlu adım, yeni bir kutlu zafer lazım. Sınırın ötesinde 20 bin mülteci yaşıyor. Tabi ki ona da yaşamak deniyorsa. Elektrik yok, su yok, ekmek yok, iş yok, yok da yok. Gelibolu’nun, sizlerin bu kardeşlerimizle bugün kardeş olma zamanıdır. Suriyeli kardeşlerimize yardım etmeliyiz.” dedi. Ümmetten bağımsız bir peygamber tasavvurumuz da olamaz. Peygamberin ümmetine bigane kalıp peygamber sevgisinden de bahsedemeyiz dedi.

Bizlerde Umut-der olarak bizi kırmayıp buralara kadar teşrif eden sevgili hocamıza teşekkür ediyoruz. Rabbimiz kendisinden razı olsun.