Pekiyi, ‘Dersim 1994’ ne olacak? – (Ardan Zentürk)

0
112

Dersim 1938”den sağ kurtulmayı başarmış 94 yaşındaki Salman Yeşildağ’ın anlattıkları korkunç: “Asker köye geldi. Ben o sıralar yeni evliydim. Eşim diğer köyde ana-babasının evine uğramıştı, yanımda yoktu.

Dersim 1938”den sağ kurtulmayı başarmış 94 yaşındaki Salman Yeşildağ’ın anlattıkları korkunç: “Asker köye geldi. Ben o sıralar yeni evliydim. Eşim diğer köyde ana-babasının evine uğramıştı, yanımda yoktu. Köyün erkeklerini bir kenara ayırdılar, kadınlar ile çocuklarını diğer yana. Beni babamla birlikte bağladılar. Bağlı olarak yola çıktık, bir zaman yürüttüler. Bir yere vardık. Ben o zamana kadar ağır makineli görmemişim, ama babam biliyor. Makineliyi görünce bana, ‘oğul bize burada kıyacaklar’ dedi. O sırada elimizdeki bağı gevşetmiştik. Bizimle beraber Dersimli olmayan biri vardı. Komutan onu ayırdı, git orada bir yere otur dedi. Kargaşa da var. Ben elimi çözünce babam, ‘git o adamın arkasına otur, ben bunun oğluyum de’ diye beni yolladı. Gittim adamın arkasına oturdum. Bekliyoruz. Birden makineli tüfekler çalıştı. Bütün köy halkını öldürdüler. Kadın, erkek, çocuk ayırmadılar. Babam, anam, 18 akrabam gözlerimin önünde öldü gitti. Sonra komutan geldi, beni göstererek, ‘bu kim” diye sordu. Adam sağolsun, ‘oğlum’ dedi, komutan kızdı, ‘nereden oğlun, evraklarını göster, bu adam sana hiç benzemiyor’ diye bağırdı. Bunun üzerine adam, ‘kusura bakma komutan burada aklım çok karıştı, oğlum değildir ama bizim Malatya’dandır, bana yardımcı olması için buraya getirmiştim’ dedi. Beni adamla birlikte bıraktılar, ölülerimi geride bırakıp kaçtım…”

Tunceli’nin merkezindeki randevumuza elinde taşıdığı bastonuna bile dayanmaya gerek duymadan atik adımlar ile gelen Salman Yeşildağ’ın sekiz çocuğu 33 torunu var… İyi ki bugünlere kalmış ve yaşlanmamış zihniyle tarihe tanıklık ediyor. Ondan biraz daha genç (1930 doğumlu) Seyid Ali Kızılboğa’nın sekiz yaşında bir çocuk olarak bir katliamdan nasıl kurtulduğunu anlatması da “Dersim 1938” denilen katliamın korkunç boyutunu sergiliyor…

Bu insanlar ile konuştuğunuzda, Kemal Kılıçdaroğlu ile Kamer Genç’in halen sergilemekte oldukları siyasi görüntüyü anlamanız mümkün olmuyor…

1994: Sosyolojik katliam

Ama

Tunceli’nin kırlarına çıktığınızda bir başka acı gerçekle karşılaşıyorsunuz…Yanmış, yıkılmış köyler… Bize rehberlik eden dostlar, her köyde ayrı bir bilgi vermek zorunda kalıyorlar: “Bu köyde 1938’de haritadan silinmiş, şimdi uğrayacağımız komşu köy 1994’de yakıldı!..”

Bu bölgenin tarihinde bir de “Dersim 1994” var!..

Belki, 1938’de olduğu gibi binlerce insan katledilmemiş ama, ortada faili meçhuller, işkenceler ve köylerin yakılıp yıkılmasıyla doğan bir “sosyolojik katliam” söz konusu.

Tunceli Barosu -eski- Başkanı Özgür Ulaş Kaplan anlatıyor: “Aslında 1994’ün 1938’den farkı yoktur. Devlet geldi, yaklaşık 200 köyü yaktı, yıktı. İnsanları tekrar zorunlu göçe yöneltti. Binlerce insan yine Dersim’i terk edip başka illere göç etmek zorunda kaldı. Hayvancılık öldü, ekonomi bitti. Bu arada işkence ve keyfi öldürmeler yaşandı. Hatta milletin ekmeğine bile el konuldu. Bütün Dersim halkına ekmek karneleri dağıtıldı, insan başına bir sayı belirlendi. Elinde fazla ekmek görülenin ekmeğine el konuldu. Gerekçe olarak PKK’ya gıda yardımı yapıldığı gösterildi. 1994’teki zulüm halka, 1938’i hatırlatmakla kalmadı, bu tür olayların her zaman tekrarlanabileceği korkusunu da beyinlere yerleştirdi.”

Sorumlular… Yapılacaklar

1994 yılında 1.Tansu Çiller Hükümeti işbaşında. Bir DYP-SHP koalisyonu!.. Çiller’in yardımcısı önce Erdal İnönü. 12 Eylül 1993 günü yerini Murat Karayalçın’a bırakıyor. Tunceli bu “sosyal katliamı” yaşarken Çiller kabinesinde Adalet Bakanlığı’nı önce, Hekimhan, Malatya doğumlu “Alevi” kökenli siyasetçi Seyfi Oktay, onun ardından Tunceli doğumlu Mehmet Moğultay (Tunceli’de Moğultay mahallesi var, düşünün) yapıyorlar!.. İçişleri Bakanlığı’nı da önce Mehmet Gazioğlu, sonra Nahit Menteşe üstleniyor. Genelkurmay koltuğunda 30 Ağustos 1994’e kadar Doğan Güreş, devamında da İ. Hakkı Karadayı oturuyor. Emniyet Genel Müdürü ve kırsal alanda jandarmanın yanında Polis Özel Harekat Timlerini kullanma kararlılığını gösteren isim ise Mehmet Ağar!..

Bir Dersimli’nin sözü ise önemli: “Kılıçdaroğlu, 1938’i tarihe bıraktı anlaşılan, bari 1994’ün hesabını sorsa ya…”

Bilmem, sorabilir mi?

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI