Parantezi kim, nasıl kapatacak? – (Akif Emre)

0
162

Gözü kapalı tarafgirlikle kin yüklü muhaliflik parantezine sıkışmış bir tartışma tüm ateşiyle sürdükçe önümüzü görmemiz mümkün değil.

Peş peşe gelen saldırılarla sarsılıyoruz.

Normal şartlarda aylarca üzerinde konuşulması gereken bir kanlı cinayetin mahiyetini anlamadan yeni bir saldırıya maruz kalıyoruz. Sadece fiziksel olarak değil, zihnen, ahlaken, vicdanen sarsıcı saldırılar… Acıyı bile içimizde yudumlamadan üst üste kan dökülüyor. Sınır ötesinde yaşananlar karşısından 'bizden uzak olsunlar' türünden kayıtsızlıkla sınırın içine hapsettiğimiz vicdanlar yeni acıları hissedemiyor bile. Felaketler karşısında da insanın kalbi, duyguları, beyni ve de bedeniyle idrak edeceği, acı duyacağı bir süreç yaşar. Henüz bir sarsıntıyı atlatmadan başka bir saldırı ile sarsılıyor ruhumuz, beynimiz, vicdanımız.

En son Rus büyükelçinin öldürülmesi hangi açıdan bakılırsa bakılsın çok yönlü düşünmeyi, doğru algılamayı gerektiriyor. Bu tür olaylarda 'kimin yaptığı kadar kimin işine yaradığı' sorusunun önemli olduğu hep söylenir. Öyledir de. Olağan şüphelilerin yanı sıra, kuklacının kim olduğu daha önemlidir. Belki bu cinayetle nasıl bir sonuç elde edilmek istendiği sorusunu sorup ona göre tedbir almak en akıllıca olanı.

Tarihte bu tür olaylar genellikle büyük sarsıntıların, hesaplaşmaların tetikleyicisi, hatta bahanesi olduğu vakıadır.

Kendi ülkemizde misafir bir elçinin öldürülmesinin vahameti bir yana, sonuçları itibari ile nasıl bir bedel olarak karşımıza çıkartılacağını hesaplamak durumundayız. Genelde dış politika üzerinden yapılan yorumlar ve muhtemel sonuçları tartışılıyor. Her şeyden önce Rusya ve Türkiye ilişkilerini birinci dereceden ilgilendiren uluslararası bir boyuta sahip olduğu gerçeği tartışma götürmez. Bu açıdan bakılınca bir kaç maddede muhtemel sonuçları üzerinde ele alınmalıdır.

– Türk -Rus ilişkileri bağlamında Rusya'nın elini güçlendirecek bir pozisyonun ortaya çıktığı bir gerçek. Özellikle Suriye konusunun gündemde olduğu kritik aşamada sahada belirleyici bir aktör olarak devreye giren Rusya'nın eli daha da güçlenecektir. Bu açıdan bakıldığında suikastın en fazla Rusların elini güçlendirmekten başka bir maksada hizmet etmediği çok açıktır. Sadece Suriye politikaları açısından değil, ikili ilişkileri de etkileyerek, Moskova'nın elini güçlendirdiği ayan beyan ortada.

-Ortaya çıkan Türkiye, Rusya ve İran arasındaki anlaşma metni Suriye'de yeni bir sayfa açılmakta olduğu, Türkiye açısından da radikal bir dönüşümün resmi olarak okunabilir. Herkesin başını elinin arasına alıp nerde hata yapıldığını sorgulaması, ulu orta en samimi yorumları, uyarıları bile ihanetle suçlamayı terk etmeli.. Beşyüzbin insanın katledildiği bir savaş ortamında daha fazla insanın kanının akmasını durdurmak gerek.

Rus büyükelçisinin öldürülmesinin muhtemel sonuçları ve potansiyel failleri hakkında şu kısa sürede hemen hemen söylenmedik bir tespit kalmadı.

– Peş peşe gelen cinayet ve kanlı saldırılar eğer bir tesadüf değilse ki bu tür durumlarda tesadüfe yer yoktur, Türkiye'nin nereye sürüklenmek istendiği sorusu gündeme geliyor.

Her can yakan saldırının peşi sıra gelen küresel müdahaleler, Türkiye'yi bölmek isteyenler, küresel kapışma gibi iri harflerle yazılı yorumlar gerçeklik algımızı aşındırıyor. İran'ın ulusdevlet karakterine dönüşen dış politikasındaki fırsatçılığı, Amerika'nın bizi hizaya çekme politikaları, AB'nin tarihsel karın ağrılarını dışa vuran söylemelerinden büyük komplo sonuçları çıkartabiliriz.

Ancak küçük ayrıntılarda gözden kaçan asıl tehlikeyi, büyük oyuna bakarken birden karşımıza çıkması muhtemel gelişmeleri atlayabiliyoruz. Zor zamanlardan geçtiğimiz doğru ancak bunun nedenleri ve muhtemel sonuçları üzerinde daha gerçekçi analizlere, ferasetli bakışa ihtiyacımız var.

Gözü kapalı tarafgirlikle kin yüklü muhaliflik parantezine sıkışmış bir tartışma tüm ateşiyle sürdükçe önümüzü görmemiz mümkün değil.

Farkında mısınız bilmem ama peş peşe gelen saldırlar sanki bir sürecin taşlarını döşer gibi. Birileri satır aralarında parantez metaforu üzerinden sanki işaret fişeği atıyor.

Tüm bu yaşadıklarımızın bir parantez olduğunu ve mutlaka kapanacağı söyleminin ima ettiği şey bir temenni mi yoksa bir siyasal proje mi?

Evet, yaşanmakta olan bir kabus bir gün bitecek ama bu kabusun siyasal faturası, kime çıkartılmak isteniyor. Ve asıl detay açılan bu parantezin laiklik vurgusu ile kapanacağı söylemi sonucun polisiye değil ideolojik ve siyasal bir fatura olacağını varsayıyor.

Üst üste gelen, insanlarda güven ve gelecek endişesi oluşturan patlamalar demokrasi ve laiklik noksanlığı ile kapanması gereken bir parantez olarak formüle ediliyorsa bunun pratik karşılığının ne olduğunu hafızamıza danışabiliriz.

Dış politikaya odaklı yorumlara yoğunlaşmışken birileri siyasi parantez kapatmaktan bahis açıyorsa üzerinde düşünmekte yarar var. Bu ülkeyi paranteze alanlar parantezi nasıl kapatmayı düşündüklerini de açıklamalı

Yeni Şafak

———————————-

Akif Emre

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI