Ortadoğu’nun yeni statüsü… – (Muharrem Sarıkaya)

0
89

İSRAİL ile son günlerde yaşananları BM’nin Mavi Marmara Raporu ve Gazze çerçevesinde okuyan yanılır. Çünkü yaşanan Ortadoğu’da statükonun yok olup yeni bir güç düzenine geçişin mücadelesidir.

İSRAİL ile son günlerde yaşananları BM’nin Mavi Marmara Raporu ve Gazze çerçevesinde okuyan yanılır. Çünkü yaşanan Ortadoğu’da statükonun yok olup yeni bir güç düzenine geçişin mücadelesidir. Doğu Akdeniz’de kimin sözünün hangi ağırlıkta geçeceğinin tayin savaşıdır. Nedenlerini sıralamak gerekirse… Meseleye Büyük Ortadoğu kapsamında bakıldığında 9 ay önce Hüsnü Mübarek, Muammer Kaddafi, Zeynel Abidin Bin Ali, Beşar Esad bölgenin dinamik, sözü geçen liderleriydi. Sadece kendileri değil, isimleriyle bütünleşmiş ülkeleri için de bu geçerliydi. Bugün Libya’nın bölgedeki karar alma sürecinde önemli bir ülke olduğunu kim söyleyebilir.

YENİ GÜÇ DENGESİ

Bölgenin güç dengesi 9 ayda allak bullak oldu; boşluğun doldurulması mücadelesi başladı. Türkiye’nin zaten var olan gücü daha da arttı. Sonuç olarak yeni güçler, bunun başkalarınca da tanınmasını ister. Yeni statüdeki yerinin kabulünü arzular. Türkiye de bugün bunun gereğini yerine getiriyor. Bir yandan ABD ile yoluna devam mesajını füze kalkanı anlaşmasını aynı gün imzalayarak ortaya koyarken, diğer yandan Doğu Akdeniz’de İsrail’e “Sen tek başına güç değilsin” mesajını gönderiyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da önceki gün söylediği gibi, “Doğu Akdeniz’de en büyük sınırı bulunan ülke olarak” hak ettiği sözü, gücüyle orantılı kullanmak istiyor. Eğer bunu yapmamış olsaydı, 12 millik karasuyunu 80 mile çıkarmayı kendinde hak gören İsrail, bunu 100 mile de uzatabilirdi. O zaman da Doğu Akdeniz’de seyrüsefer serbestisi başka bir şekilde hayat bulurdu.

FİLİSTİN BAĞLANTISI

Sadece bu da değil. Eğer Türkiye bugün bu çıkışını yapmasaydı yarın çok daha kötü sonuçlarla karşılaşılacaktı. Bunu görmek için geçen hafta KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun bu sütunda da aktardığım şu sözlerini anımsamak yeterli: “İsrail, Doğu Akdeniz’de Rumlar ile egemen güç olma çabasında. Rumlar, İsrail ile Münhasır Bölge Anlaşması imzalayarak hidrokarbon yakıtlar, doğalgaz, petrol çıkarmak istiyor. Türkiye’nin buna tepkisinin sert olacağını biliyor. Bölgede çatışma çıkarıp Türkiye’yi rahatsız ederken, bu yıl sonuna kadar tanınacak Filistin’in bağımsızlığına engel olmayı hedefliyor.”

Özetle bugün bölge geniş kapsamlı okunduğunda yeni dünya düzeninin güç mücadelesinden başka bir şey yaşanmıyor. Dikkat edilirse uluslararası kamuoyu da bu güç dengesi oyunu içinde tarafını belirliyor. Eğer Türkiye bugün sesini çıkarmasaydı yarın Doğu Akdeniz’de bir adım atamayıp İskenderun Körfezi’ne sıkışıp kalmış bir ülke olacaktı. Veya 65 kilometre ilerisindeki KKTC’ye gitmek için AB’den izin alması gerekecek hale gelecekti.

Çıkışını yaparak İsrail’in bölgede geçmişte olduğu gibi istediği gibi tek başına karar alamayacağını ortaya koydu. Bu yeni oluşum karşısında pısırık kalmadan daha cesur adımlar atma kararlılığını da uluslararası kamuoyuna ilan etti. Türkiye’nin bundan sonrası ise iyi bir şekilde götürdüğü oyununda en küçük hata yapmamasına bağlı.

 Habertürk

———————————-
Muharrem Sarıkaya
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI