ORTADOĞU: Her şey yeni başlıyor – (Ardan Zentürk)

0
159

Ortadoğu açısından çok kritik süreçte, Müslüman nüfuslu bir ülke olarak Türkiye’nin kontrolünü sağlamaya çalışıyor. Türkiye’nin gelişmelerden kendisini çekmesi halinde, ortalığın sadece İsrail’e kalacağını çok iyi biliyor…

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun bölgedeki telaşını anlamak mümkün…

O, Başbakan Erdoğan ile birlikte, belli ki, Ortadoğu açısından çok kritik süreçte, Müslüman nüfuslu bir ülke olarak Türkiye’nin kontrolünü sağlamaya çalışıyor. Türkiye’nin gelişmelerden kendisini çekmesi halinde, ortalığın sadece İsrail’e kalacağını çok iyi biliyor…

Libya artık, Akdeniz’in ortasındaki “kaos”un adıdır.

İç dengelerini “aşiretler” üzerine kurmuş ülkede “merkezi otorite” çöktü. Totaliter yönetim anlayışını aşiretlerin devlet içindeki dengesine dayandırmış Kaddafi’nin uzun soluklu direniş savaşına hazırlandığı süreç başladı. Eski rejimin ana zeminini oluşturan güçlü aşiretlerin, NATO’nun desteklediği muhalefet güçlerine kolay teslim olmayacakları açık bir gerçektir. Libya’nın yaşadığı kanlı çekişmeyi içinde yaşamış bir gazeteci olarak Trablus’un aşiret ve siyasi çizgiler ile bölüneceğini, Sirte’nin sonuna kadar direneceğini ve ülkenin güneyindeki geniş çöl alanının kontrol edilemeyeceğini söyleyebilirim.

“Muhalefet güçleri” olarak adlandırılan ve bugün ülkede hakimiyet sağlamaya çalışan unsurlar ise “poker oyunundaki beş benzemez” kıvamındadır: Kaddafi’nin eski yakın arkadaşları, öteden beri muhalefette yer alanlar, Batı’daki sürgünler, İslamcılar, laik-sosyalistler, güçlü işadamları, CIA bağlantılılar, El-Kaide savaşçıları…

Daha ne anlatılabilir?

Libya’da yönetimi ele geçirdikleri taktirde “şeriat” zeminli bir yönetim anlayışına yöneleceklerini ifade eden Kaddafi karşıtı güçlerin Londra’daki sözcüsü Ahmad Şabani’nin “İsrail’in bizi tanımasını çok önemsiyoruz” demesi önemli… NATO güçleri kullanılarak “derin istikrarsızlığa” sürüklenen bir Arap devleti ve ortaya çıkan durumdan yeni manevra alanları yaratan İsrail ile karşı karşıyayız.

Bu durum, Amerikan Kongresi’ndeki İsrail lobisinin lider ismi Senatör John McCain’in geçtiğimiz nisan ayında gerçekleştirdiği Bingazi ziyaretinde belli olmuştu… Zaten, Türkiye’nin Libya politikasının bu ziyaret sonrasında hızla değiştiğini izledik. Ankara belli ki, Amerika’nın emperyal gücünü ve üyesi olduğu NATO’nun silahını kullanan bir senaryodan karlı çıkacak tek bölge ülkesinin İsrail olmasını istemedi!.. Türkiye’nin son dönemde Suriye’de sergilediği tablonun da bu açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.

Bir güç, hedefindeki Arap devletlerini, iç yapılarındaki kırılganlık nedeniyle parçalama gayretinde. Türkiye ise, siyasi fay hatları, dini bölünmeler veya aşiret ilişkileri nedeniyle Irak’takine benzer bu bölünmelerin sadece İsrail’e yaradığını, kendisine istikrarsızlık rüzgarları taşıdığını bilerek hareket ediyor.

İsrail hükümetinin artan “Türkiye fobisinin” nedenlerini araştırmadan, Ankara’yı, emperyal güçlerin Ortadoğu uzantısı olarak algılamak zayıf bir komplo teorisidir. Türkiye’nin önemi, yeniden yapılanan bölgede, sırtını Atlantik ötesindeki süper güce dayamış İsrail’in artabilecek gücünü dengelemekte yatmaktadır.

Bir gerçeği net olarak biliyoruz: Libya’daki Kaddafi ile Suriye’deki Esad yönetimleri Soğuk Savaş yıllarının kalıntılarıdır ve er-geç değişeceklerdir. Bilmediğimiz, yerlerine kimlerin, ne tür bağlantılar ile ve ne amaçla geleceği veya (getirilecekleridir.) Eğer bütün bu kan gölü ve yıkım, söylenildiği gibi, Ortadoğu’nun özgürlükçü demokrasiye ulaşması için değil de İsrail’in geleceğe dönük bütün güvenlik endişelerini ortadan kaldırmak için yaşanıyorsa (ki, Irak örneğinden yola çıkarsak bütün göstergeler bunu işaret etmektedir) yazık olmaktadır!..

Türkiye’nin sorumluluğu demokrasi zemininde de yükseliyor. Libya ve Suri
ye’deki demokratikleşmeyi (?) Suudi Arabistan gibi dünyanın en sert krallık rejiminin desteklemesi ciddi soru işaretidir. Bu “derin çelişkidir” ve kendi muhalefetlerine en ağır baskıları uygulayan petrol zenginlerinin Libya ve Suriye’nin demokratikleşmesinde samimi olduklarını düşünmek hatadır.

Arap Baharı denilen sürecin Tunus ve Mısır’daki askeri ağırlık göz önünde bulundurulduğunda yeni totaliter rejimler ile sonlanma olasılığı giderek yükselmektedir. Türkiye, İsrail’i dengelerken, Arap ülkelerinin sokaklarındaki insanlar için tek gerçek demokrasiyi savunacak bölge ülkesi olarak devrede olmak zorunda. Diktatörler giderken bölgenin dini renkler taşıyan yeni diktatörlükler ile çevrelenmesi geleceğimiz açısından alarm işaretidir.

Yani… Yapacak çok işimiz var… Her şey yeni başlıyor…

Star

———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI