`Okul sorunu` (2) – (Kürşat Bumin)

0
157

Berrin Karakaş, -merak bu ya!- Talim Terbiye Kurulu Başkanı`nın haber kanallarında yeni düzenlemeyle ilgili yaptığı açıklamalarda altını çizerek önemini özellikle vurguladığı bir dersin, `Dil ve Anlatım` dersinin kurulun sitesinde yer

Yeni öğretim yılın başlarken medyada çokça yer alan `eğitim yazıları` arasında Berrin Karakaş`ın yazısı (`Talim Terbiye sunar: Üç noktalı yazarlar…`, Radikal, 30 Ağustos) özellikle dikkat çekiciydi. Bu yazı aslında hakkında çokça konuşup çokça reformlar planladığımız `Okul`un -daha doğrusu `Okulumuz`un- niçin bir türlü sahici bir değişimin-gelişimin sahnesi olamadığını çok özlü biçimde açıklıyordu.

Berrin Karakaş, -merak bu ya!- Talim Terbiye Kurulu Başkanı`nın haber kanallarında yeni düzenlemeyle ilgili yaptığı açıklamalarda altını çizerek önemini özellikle vurguladığı bir dersin, `Dil ve Anlatım` dersinin kurulun sitesinde yer alan ve söz konusu dersi verecek öğretmenler için hazırlanan `Öğretim Programları` bölümünü ziyaret etmiş. Herhalde, `Bakalım, bu özellikle önem verilen dersin öğretmenlerine işlerini kolaylaştırmak için ne tür öneriler getirildiğini okuyup-öğrenelim` diyerek.

Radikal yazarı ilk dört maddede dile getirilen önerileri olduğu gibi köşesine taşımış. Biz de okuyup, biz de bilgilenelim:

`1- Metinler, Türk Milli Eğitimi`nin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olmalıdır.

2- Metinlerde Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı ifadeler yer almamalıdır.

3- Metinlerin milli kültürümüze, ahlâk anlayışımıza, yasalarımıza, geleneklerimize, örf ve âdetlerimize, milletimizin bölünmez bütünlüğüne uygun olmasına özen gösterilmelidir.

4- Siyasi kutuplaşmalara yol açacak bölücü ve ideolojik metinlere yer verilmemelidir.`

Şimdi siz söyleyin: Bu çerçeve içinde kalarak aklı başında bir öğretimin verilebilmesi mümkün müdür? Çizilen sınırlar, getirilen ölçütler `yazarlık eğitimi`ni desteklemesi amacıyla müfredata giren `Dil ve Anlatım` adlı dersin taşıması gereken ruha uyuyor mu şimdi? Öğretmenlerin kullanacakları metinlere ilişkin konulan sınırlar içinde kalarak `yazarlık eğitimi`nin güçlendirilmesi düşünülebilir mi? Önümüzde duran ve okuyana bir takım ceza yasaları ile terörle mücadele kanununu hatırlatan bu sınırlar içinde kalarak eli ilerde doğru dürüst kalem tutan birisi çıkabilir mi? Dikkat ettiyseniz öğretmenlere yönelik bu talimatlar içinde `ideolojik metinlere` yer verilmemesi de yer alıyor. Bu durum karşısında yoksa siz de benim gibi `Ama nasıl olur, ideolojik metinlerden uzak durulmasını isteyen bu Öğretim Programı`nın kendisi zaten son derece ideolojik bir metin!` mi diyorsunuz? Bu tabloyu ben otuz yıl önce `İdeolojilerin sonunun geldiğini ilan eden buyuran bir ideoloji` formülüyle özetlemiştim…

Berrin Karakaş, kurumun sitesinde karşılaştığı bu talimatlar listesinin 8. maddesinde yer alanını da aktarmış. O da şöyle bir şey: `Seçilen metinlerde eğitim öğretim faaliyetlerinin amaçlarına uygun olmayan ifadeler üç noktayla (…) gösterilmek kaydıyla çıkarılmalıdır.`

`İyi yine de, uygun olmayan ifadeler hepten yok edilmek yerine üç noktayla geçiştiriliyor` diyorsanız çok da haksız sayılmazsınız… Önündeki metinde `üç noktayla` karşılaşan öğrencide –belki de- bu üç noktanın doğurduğu bir merak, bir keşif arzusu pekala gelişebilir!

Karakaş`ın kurumun sitesinden aktardığı bu talimatları okuyunca ister istemez aklıma neredeyse tam bir yıl önce yayımladığım bir yazım geldi. `Milli Eğitim Bakanlığı`nın `görevleri`nde büyük değişiklik` başlıklı bu yazıda Milli Eğitim Bakanı`nın himmetiyle gerçekleşen Milli Eğitim Bakanlığı kuruluş ve örgütlenmesini düzenleyen bir Kanun Hükmünde Kararname`ye övgüler düzmüştüm. Kararname, çok önemli olarak, 1973 ve 1983 tarihli `Milli Eğitim Temel Kanunu` ve 1992 tarihli `Milli Eğitim Teşkilat Kanunu`nda yer alan `Amaç`ı ortadan kaldırıyordu. Kararnamenin kaldırdığı bu `Amaç` şöyle bir şeydi:

`Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa`da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan…`

Kararname bu Milli Eğitim Bakanlığı`nın yenilenen görevlerini şöyle sıralıyordu:

`Okul öncesi, ilk ve ortaöğrenim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünde geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek…`

Kararname böylece Anayasa`nın 42. maddesinde dile gelen `Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda…` şartını da dışarıda bırakıyordu…

Ne kadar sevinmiştik… Hiç beklenmedik bir anda `Eski Rejim`in `Okul`u da nihayet kendinden başka herhangi bir ideolojiye hayat hakkı tanımayan bir ideolojinin vesayetinden kurtarmak yolunda çok önemli bir adım atılıyordu…

Hatırlatayım: Bu gelişme tamı tamına bir yıl önce yaşanıyor…

`Peki ama bugün nasıl oldu da biraz önce okuduğumuz talimatlar tekrar karşımıza çıktı?` diye soruyorsanız, sorunun cevabını ben de bilmiyorum doğrusu..

Yenişafak

———————————-
Kürşat Bumin
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI