Öğretmen ve Örneklik

0
125

Fakih Cahız ve Kabisi’nin öğretmenlikle ilgili görüşleri dikkat çekicidir. Kabisi, öğretmenliğin kurumsallaşması gerektiğini, öğretmenliğin ücret alınarak yapılması gereken bir meslek olması gerektiğini söylüyor

Öğretmen Akademisi Nedim MESCİOĞLU ile ‘Öğretmen ve Örneklik’ üzerine konuştu.

Bursa Eğitim ve Yardımlaşma Derneği Öğretmen Akademisinde Ülkemizin aydın ve düşünürlerinden aynı zamanda emekli öğretmen olan Nedim MESCİOĞLU ile yapılan söyleşide ilginç tespitler vardı. Bursa’da çeşitli eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin katıldığı söyleşide MESCİOĞLU, öğretmenlerin ufkuna dair düşüncelerini dile getirdi.

Tarih boyunca eğitim-öğretim kurumlarının gelişim seyrinden bahseden MESCİOĞLU,6-16. yüzyıllar arasında kitap yazımını sağlayan kâtiplerin yetiştirildiği okullar hakkında bilgi verdi. Buralarda dersler müderrisler tarafından verilirdi.

Fakih Cahız ve Kabisi’nin öğretmenlikle ilgili görüşleri dikkat çekicidir. Kabisi, öğretmenliğin kurumsallaşması gerektiğini, öğretmenliğin ücret alınarak yapılması gereken bir meslek olması gerektiğini söylüyor.

Osmanlı’da öğretmen ve öğretmenlik mesleğine Fatih Sultan Mehmet zamanında büyük önem veriliyor.  Ama bu devam etmiyor. Ta ki 18. Yüzyıla kadar.1848 de Darül Muallim açılıyor.1858 de Darül Muallimin kız öğrenci yetiştiren kısmı açılıyor.1891 de Yüksek okullara öğretmen yetiştiren okullar açılıyor.

Öğretmenlik, ana malzemesi öğrenci olan bir süreçtir. Öğretmen, öğrenci ve öğrenme sürecini takip edip izlemeli ve ana parametrelerini kaydetmelidir. Acaba öğretmenin amaç öğretmek mi? Eğitmek mi? Yoksa öğrenmenin anahtarlarını öğrenciye vermek midir? Bu çok tartışılmıştır. Benim düşüncem lise ve üniversitelerde öğrenciyi eğitmekten ziyade öğrenmenin anahtarlarını öğrenciye vermektir. Lise ve üniversite öğreniminde ahlak eğitimini tamamlamış akıl baliğ olmuş bir ferdin kendi kendini yetiştirebilen bir takım istendik davranışları oluşturabilen bir varlıktır. Bu noktada öğretmen ancak bir rehber olabilir.

Burhanettin AYANOĞLU: Milli eğitim sistemine baktığımızda İlk Orta ve Lise kurumlarının bir ayrımı yapılmış. Bu eğitim kurumlarında ilköğretimden itibaren insanların zihninde devleti kutsallaştıran, sorgulamayan, düşünmeyen ve tek tip insanlar yetiştirilme gayesinin olduğunu görmekteyiz.

Nedim MESCİOĞLU: Okullarda kışlalarda bir yere koştururken marş marş diye emir verilir. Marş kelimesi Almancadan dilimize geçmiştir. Almanlarda bizim gibi asker bir millettir. Her şeyi amirle yapmak bizim milletin genlerine işlemiştir. Hatta camilerde bile müezzinin komutlarıyla tesbihat yaparız.

Geçmişten günümüze öğretmenlikte gelişme göstermiştir. Bağımsız bir meslek haline gelmiştir. Doğruyu yanlıştan ayırt edebilme melekesi verilen kainatta eşrefi mahlukat olan insanda öğretmenliğin nereye düştüğünü önemsiyorum.

Osmanlıda parlak bir askeri başarıyla beraber parlak bir eğitim modelinden bahsedemiyoruz.

Şu anda Türkiye’deki eğitim kurumlarında olan öğrenci disiplinsizliği v.b. sıkıntılar gibi Amerika’da da liselerde aynı sıkıntıların olduğunu oradaki Müslümanlar bize bildiriyorlar.

Nedim MESCİOĞLU: Esasında temel gayemiz insanı inşa ederken öğretmeni nasıl değerlendirmeliyiz.

Geçmişte yazılmış kitaplarda bile dayak vardır. Eğitim kitaplarımızda dayak temel öğretim vasıtalarından sayılırdı. Eskiden dayak önemli bir yöntemdi. Bunu gördükten sonra dayaksız bir eğitim mümkün mü bunu düşündüm.

İyi bir öğretmenin özellikleri neler olmalı?

-Öğretmen öğrenciye korku değil umut veren bir kişilik aşılamalı

-Dayak ve şantajı düşünmemeli

-Öğrencilerle arasında mesafe bırakmalı

-Öğrencilere adil davranmalı

– Öğrencilere etnik, dini farklılıklarına göre davranmaz.

-Sanatla, şiirle, sportif etkinliklerle öğrenciyi etkilemeli ve bunlarla öğrenci üzerinde otorite kurmalı

-Öğrenciye direk maddi yardımda bulunmamalı, bunu öğrenciye hissettirmeden onun onurunu kırmadan dolaylı yollardan yapmalıdır.

– Öğrencilerin sorumluluğunu üzerine alarak bir gezi veya sportif faaliyete götürdüğünde mutlaka her türlü tedbir ve

Güvenlik önlemini almalı.

– Öğrencilerin her kusur veya hatasını disiplin kuruluna götürmemeli. Bazen affedici olmalı bazen de sınıf içerisinde arkadaşları ile beraber uygun bir ceza verilmeli. Tabi hiçbir zaman öğrenci rencide edilmemeli

– Öğretmen en çevreci insan olmalı

– Öğretmen öğrencileri için iyi bir model olmalı.

Zervi PİŞGİN: İslami değerlere sahip öğretmenlerin sanatla ilişkisinin az olmasının nedenleri nelerdir?

Nedim MESCİOĞLU: Bir kere Müslümanlık şu anda ‘köylülerin’ elinde. Şu anda hepimiz köylüyüz. Köylerde pek sanatsal etkinlikler olmaz. Köylülük belirtileri bizde varsa onlardan kurtulmak lazım. Bunun dışında yetişme tarzımızda önemlidir. Selçuklularla başlayan Anadolu’daki imar hareketleri Osmanlı’da devam etmemiştir.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen bizim sanatsal etkinliklerimizi artırmamız lazımdır. Biz sadece İslam, şirk, cihat kelimeleri ile gündemlerimizi oluşturuyoruz.

Zervi PİŞKİN: Günceldeki tiyatro tartışmalarında sanatla mesafeli duruşumuz bizim bu sanata uzak  duruşumuzdan kaynaklanmıyor mu?

Nedim MESCİOĞLU: Sanata uzak kalmamızın başka nedenleri de var. Biz fakir bir toplumuz. Sanat masraflı bir iştir. Anadolu insanının bu işler için fırsatı ve zamanı da olmamıştır.

Nedim MESCİOĞLU: ’Dayak cennetten çıkmıştır’ hadisi var mıdır?

Öğrenci insan yetiştirme her toplumda sorun olmuştur. Mehmet Akif Ersoy’da yaşadığı dönemde bu sıkıntılara parmak basarak Asım şiirinde bunları dile getirmiştir.(Şiirin bu bölümlerini okudu) Neslimiz hep korkuyla büyütüldü. Ümit verilerek yetiştirilmedi.

Burhanettin AYANOĞLU: Köklü bir medeniyetin mensupları olan bizlerin okullarda  dönüştürücü yönümüz olmalı. Maaşını alan ve memur olan, sıradan davranan bir öğretmenlik anlayışı ne kadar doğru. Bunun arka planına bakmamız gerekmiyor mu? Bu sorun tartışılmalı?

Nedim MESCİOĞLU: Benim sınıf öğretmenliği yaptığım yıllarda böyle teknolojik gelişmeler yoktu. Öğrencileri alıp kendim her türlü rehberlik çalışmasını yapıp dosyalıyordum. Problemli öğrencilerin problemlerini araştırıp bulmamız gerekir. Birebir öğrencilerle rehberlik yapmamız gerekir. İslam algımızın mutlaka değiştirilmesi gerekir.(Sezai Karakoç’un Beklenen İnsan makalesini okudu)

Bir milletin dini değiştirildi. Bir travma yaşadık. Bu sorunları yaşamamız bu açıdan normaldir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’da yaban romanında aydınları halka tepeden bakma yabancı kalma konularında eleştirir.( Mehmet Akif Ersoy’un Konya’da bir köyden kovulan öğretmenle ilgili şiiri okudu.)

Mücahit GÜLTEKİN: 2004 yılında Bursa  Eğitim Bir Sen tarafından 1150 öğretmene uygulanan ankette; ‘okula isteyerek mi gidiyorsunuz?’ sorusuna öğretmenlerin %75 i olumsuz cevap vermiştir. Öğretmenin motivasyonu bitmiş. Maaş kaygısı için gidiyor. Şu anda okullarda öğrenci profili de bunu etkiliyor. Eğitim sisteminde öğrenci merkezli eğitim modeli savunuluyor. Öğretmen ismi bile değiştirilip bunun yerine yardımcı kelimesi (öğrencinin öğrenmesine yardım eden)ikame edilmeye çalışılmaktadır. Bu tür olumsuzluklar mutlaka öğretmenleri etkiliyor.

Nedim MESCİOĞLU: Sizin bu değerlendirmelerinizi başlangıçtaki sunumumuzda ifade etmiştik.

Prof. Hasan Ali Koçer’inde eğitime bakışında anahtar kavramlardan biri Rab dır. Nas suresinde ’De ki ben kendimi insanların Melikine Sultanına sundum’. (Burada melik ve sultanlık dünyevi hükümranlıktır. Ritüel manada ilahına, üçüncüsü de  ‘İnsanların Mürebbisine, Terbiye edicisine bıraktım.’

Rab kelimesinin mürebbi, terbiye edici vasıflarına vurgu yapılarak, bu temeller üzerinden eğitim modeli üzerinde duruyorlar. Eğitim ve öğretim işinde mutlaka ağırlıklı olarak öğretmenlik olmalıdır. Kur’an’ın insan yetiştirme düsturuna dönmek gerekir. Lokman Hekim ‘Çocuğunuzu iyi aile çocuklarıyla birlikte eğitiniz’ der. Problemler her zaman var olacaktır. Eğitim konusunda Kur’an’ın anahtar kelimelerine (oku, kalemle yazmak, Rab) dönmemiz gerekir.

Mücahit GÜLTEKİN: Son dönemlerde yapılan birkaç araştırma sonuçlarına göre; öğrencilerin öğrenme psikolojilerinde düşüş var. Konuşmaya başlamada, okumaya çıkmada eskiye göre bir yaş yükselmesi var. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Öğrenciyi merkeze alan öğretmeni fon olarak kullanan bir eğitim metodu sadece öğrencinin öğrenmesini bir keyfiliğe bırakmış bir süreçtir. Eğitim bir disiplin işi değimlidir? Şu anda bu tamamen bizim okullarımızdan kalkıyor. Yani ifrattan tefrite doğru bir yöneliş var. Siz ne diyorsunuz?

Nedim MESCİOĞLU: 12 Eylül öncesinde de terör vardı ve öğretmenler derse giremiyorlardı. Şu anda da hedefi ülküsü olmayan bir toplumumuz var. Biz burada eğitim sitemini ıslah edecek bir durumda değiliz.Biz donanımlı bir öğretmenlikle toplumun dönüşümünde katkı sağlayabiliriz.

Mücahit GÜLTEKİN: Allah’ın insanları terbiye etmesinde korku ve ümit bir aradadır. Eğitim fakültelerinde verilen bütün derslerde hiçbir şekilde ceza vermeyin devamlı öğrenciyi ödüllendirerek motive edin denilmektedir.

Nedim MESCİOĞLU: Bunlar bakış açısıdır. Eğitim metodojileri de böyle bir şeydir. Ben korkunun ön plana çıkarılması taraftarı değilim. Bazı şeyleri Allah söyler Ama bize böyle söyleyin demiyor.(münafıklar necistir v.s)Biz Allah’ın terbiyesine talip olmuşsak, Peygamberin eğitim modellerine bakmamız lazım.(Hz. Aişe’nin ifk olayına bakmak lazım) Varsın insanlar cehennem azabını Kur’an’dan öğrensinler. Ama biz böyle yapmayalım. İnsanları cehennemle korkutmayalım.

İnsanların bizimle edindikleri İslam algısını değiştirmemiz gerekir. Bu durumda insanlarda bizden etkilensinler. Sözlerimizden eylemlerimizden bir rahmet doğması gerekir. Öğrencilerimizi korku kültürü ile yetiştirmeyelim Onlara sorumluluk bilinci verelim. Öğrencilerimiz bizde bir şeyler görüp etkilenebiliyorlarsa bizim için bir artıdır.

Ümit SONGÜL: Bize gelen konuşma bozukluğu olan çocuklar için ailelerine şunları söylüyoruz; onlar adına siz konuşmayın onlardan bir şeyler yapmalarını bekleyin.

Öğretmenlik mesleğinde de çağın getirdiği bir sonuç olarak öğretmenler geri plana itildi. Biz bir öğrenciye sorumluluk yükleyip bunu yerine getiren öğrencileri de ödüllendirip diğer öğrencileri bununla teşvik ve motive etmek gerekir.

Mücahit GÜLTEKİN: Pedagojik olarak korkuyu bir araç olarak kullanmalıyız.

Nedim MESCİOĞLU: Toplumumuzun bedavacılık gibi bir alışkanlığı var. Bu öğrencilerde de mevcut Bu nedenle derslerde bütün belirleyici ve yük  öğretmen üzerinde oluyor.

Arif ÖZEL: İnsanın fıtratında ümit, sevgi ve korku gibi üç temel eğilim var. Eğer siz korkulması gereken şeylerle insanı korkutmazsanız, Bu durumda korkulmaması gereken dünyevi şeylerden korkar. Hz. Ali’nin ‘Ya Rabbî! Ben sana cennet için değil, cehennem korkusu için de ibadet etmiyorum. Ben seni tapınmağa layık olarak tanıdığım için ibadetimi yapıyorum.’ Dediği gibi herkes aynı şuurla ibadet edemeyebilir. Her insan bir değildir. Bazı kişiyi cehennem korkusu ile bazısını cennet ümidi ile ibadet etmesini sağlayabilirsiniz. Daha sonra ibadet şuuru verebilirsiniz.

Nedim MESCİOĞLU: Bizim düşünce kanallarımızı açmamız gerekir. Yoksa düşüncelerimizi sindiremeyiz. Size örnek vereyim Borcunu ödemeyip umreye giden bir sürü Müslüman var. Önce biz insanları Kur’an’la tanıştıralım.

Ali AĞAOĞLU: Korku, sevgi fıtrattan olan şeylerdir. Sizin korkuyu bir pencereden bakarak bir analiz yaptığınız doğrudur. Borcunu ödememekten, korktuğu gibi insan kalp kırmaktan da korkabilir. Fıtrattan olan korkuyu doğru kullanmak gerekir. Her şeyde olduğu gibi korkuda toplum da abartılı kullanılmamalıdır.

Nedim MESCİOĞLU: Tabiki söylediklerinize katılıyorum. Fakat maliyeciden korkan bir tüccarın adaletsizlikten de korkması gerekir.

Aydın DAMAR: Şu anda İlk Öğretim Okullarında ceza ile ilgili her şey sıfırlanmış durumda. Dolayısı ile cezanın olmadığı bir okulda başarı tamamen düştü. Cezanın tamamen kalkması bir neslin yok olmasına neden olacaktır.

Mücahit GÜLTEKİN: Beyaz Balina yayınevinden çıkan ‘Ağaç yaşken eğilir’ kitabındaki Toplumda  şu anda ilgi zehirlenmesi olduğunu ve çocukların bunlara ilgisizleştiğini ve Batı eğitim sisteminde ceza siteminin olması gerektiğinin vurgulandığını belirtti.

Burhanettin AYANOĞLU: Peygamberimizin sünnetinde hiçbir insana kötü muamele ile davranmadığını görürüz. Eğitimle insanlarda bir davranış değişikliği oluştururken iyi örnekler göstermeliyiz.

Nedim MESCİOĞLU: Bence de bizim işimiz insanlara iyi örnek olmaktır.