Obama ile Erdoğan ‘restleşti’ mi? – (Beril Dedeoğlu)

0
183

AK Parti Kızılcahamam Kampı’nın basının ilgisini çekmesi son derece doğalken, basına kapalı oturumların anında tüm kamuoyu tarafından bilinir olması pek doğal değil.

AK Parti Kızılcahamam Kampı’nın basının ilgisini çekmesi son derece doğalken, basına kapalı oturumların anında tüm kamuoyu tarafından bilinir olması pek doğal değil. Hükümetin doğrudan açıklama yapmadığı bir konuda haber sızdırma arayışına girmek, belki de AK Parti’nin kamuoyundan gizlediği bir gündemi olduğunda ısrar edenlerin arayışlarına karşılık geliyordur. Üstelik bazen bu “sızan” haber, zaten kısa bir süre önce açığa çıkmış bir duruma ilişkin olmasına rağmen yeni bir haber gibi verildiğinde, kuşkulanmak yerinde olabilir.

Kamptan “sızan” habere göre, Başbakan Erdoğan İran nedeniyle Obama ile restleşmiş.

İlk anda restleşmenin Kızılcahamam kampı sırasında olduğu ve ABD ile Türkiye’yi karşı karşıya getirecek yeni bir gelişme yaşandığı akla gelebilir. Ardından, tabi niyete bağlı olarak, AK Parti’nin giderek kendisini Batı’dan uzaklaştırdığı ve İran’a hamilik yapma uğruna en önemli müttefikini karşısına aldığı düşünülebilir. Belki tam da böyle düşünülsün diye sızlamalar oluyordur, zira anlaşıldığı kadarıyla meselenin aslı böyle değil.

Yanlı(ş) mesaj

Öncelikle belirtmek gerekiyor ki, kimsenin özel bir sızıntı aramasına gerek olmadan konuyu Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ele almış ve Türkiye’nin dış politika uygulamaları hakkında bilgi verirken Obama konusuna bir örnek çerçevesinde değinmiş. Üstelik yeni bir durumdan da söz etmemiş, geçtiğimiz günlerde Kanada’da yapılan G-20 zirvesinde bir araya gelen Erdoğan ile Obama’nın İsrail-İran konusundaki konuşmalarına gönderme yapmış. Davutoğlu, İran’la yaşanan nükleer kriz konusunda Obama’nın Erdoğan’a, “İran’ı koruyorsunuz. İran’ı neden destekliyorsunuz?” dediğini, bunun üzerine Erdoğan’ın da Obama’ya, “Biz İran’ı desteklemiyoruz. Ama siz İsrail’in avukatlığını yapıyorsunuz.” dediğini aktarmış.

Kısacası İran’la ilgili yeni bir kriz olmamış, Türkiye birinci ağızdan İran’ı desteklemediğini bildirmiş, İsrail konusunda ise ABD’nin tutumunu eleştirmiş yani bir restleşme de olmamış. Bu diyalogun daha önce basında yer aldığı hatırlanırsa, meselenin gizli bir yönü olmadığı da anlaşılabilir. Ayrıca ABD’nin İsrail’i desteklediği, İran’a uygulanacak daha sert yaptırımların bu ülkeyi daha saldırgan bir tavra sürükleyeceği endişesi de bu diyalog sayesinde öğrenilmemiş olsa gerek.

Doğru mesaj

İran konusunda ABD ile Türkiye’nin karşı karşıya gelebileceği iması, hükümetin İran’ın politikaları hakkında bilgi ve öngörü sahibi olmadığı ve her İslam ülkesini Batı karşısında savunduğu varsayımına dayanıyor. Oysa Karayılan’la ilgili çıkan, ne kadarının doğru olduğunu bilemediğimiz ama her durumda gündeme gelmesinin bile kendi başına anlam taşıdığı haber bile Türkiye’nin İran ile “pazarlık” yapmaya açık olmadığını ortaya koyuyordu.

Türkiye’nin esas sorunu Ortadoğu’daki girişimleri çerçevesinde İran’ın engelleyici rol oynamasına İsrail’in sebebiyet vermesiyle ilgili; İsrail hükümetine kızgınlığın nedeni de bu. Türkiye, İsrail politikalarının İran’a alan açtığını, İsrail sertleştikçe İran’ın bölge halkları üzerindeki etkinliğini daha fazla kullanabildiğini ve nükleer ya da değil silahlanma faaliyetlerinin tümüne meşruiyet sağladığını ileri sürüyor. Dolayısıyla Türkiye, ABD’nin İran’ı sınırlama girişimlerinde neden İsrail’e uyarıda bulunmadığı sorusunu soruyor. Obama yönetiminin yanıtlarının ve içinde bulunduğu zorlukların neler olduğunu tahmin etmek zor değil, ama nedense kimse bunları sızdırmayı akıl edemiyor.

 Star


———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI
[catlist name=”Beril Dedeoğlu”]