Obama doktrini – (Sedat Laçiner)

0
70

Elbette El Kaide ve benzeri yapılar ile mücadele ABD politikalarında yerini koruyacak. Ancak Obama Yönetimi 11 Eylül’den sonra politikaların adeta merkezinde yer alan bu tehdidin artık ‘abartılmaması’ gerektiği görüşünde. Aslında söz kon

Barack Hüseyin Obama Amerikan savunma politikalarında köklü değişikliklere gidiyor. Söz verdiği gibi Ordu’yu Irak’tan çeken Başkan, şimdi de Afganistan’dan geri çekilmenin hazırlıklarını yapıyor. Savunma Bakanı’nın en son açıklamalarına göre ABD 2013 ortalarına kadar artık Afganistan’da savaşan bir ülke olmayacak. Pentagon’un hesabı tüm yükü Afganların omuzlarına yükleyerek, adım adım Afganistan’dan çekilebilmek.

Aynı şekilde ABD yeni maceralara da girmek istemiyor. Libya’da en ön safta yer almadı örneğin. Suriye’de de sabırsız davranmıyor, askeri liderlik yerine diğer ülkelerle birlikte hareket ediyor.

ABD kaybetti

Tüm bu yaşananlara bakıldığında Obama’nın bir dönemi kapatmaya çalıştığı açık. Obama dış askeri müdahalelerde en çok Amerika’nın kaybettiğini düşünüyor. ABD tek taraflı ve silaha dayalı müdahaleleri nedeniyle hem dostlarını kaybetti, hem de siyasi-askeri hedeflerine bir türlü ulaşamadı. En önemlisi ise Amerikan ekonomisi bu savaşların asıl kaybedeni oldu. Bazılarının düşündüğü gibi Washington tüm taraflara silah satarak büyük paralar kazanıyor değil. Belki tüccarlar kazanıyor, ancak ABD değil… Aklı başında ekonomistler biliyor ki ekonomik krizin en önemli tetikleyicisi Irak ve Afganistan’da kaybedilen trilyonlarca dolar oldu. İşte bu yüzden Obama önümüzdeki 10 yıl içinde savunma bütçesinde en az 485 milyar dolarlık bir indirime gitmek istiyor.

Kimilerine göre bu yeni doktrin 11 Eylül dönemini sona erdiriyor. Bu tespit doğru olmakla birlikte aslında Başkan Obama bundan çok daha fazlasını yapıyor ve Soğuk Savaş sonrası ABD savunma politikasında daha köklü değişiklikler yapıyor.

Soğuk Savaş sonrasında Amerika ‘komünizmle mücadele’ gerekçesini ‘insani gerekçelerle müdahale’ ve “demokrasilerin desteklenmesi’ politikalarıyla değiştirmişti. Irak, Somali, Haiti ve Balkanlar’da en somut örneklerini gördüğümüz bu politikaya göre ABD yoğun çatışma olan yerlere insani yardım ve katliamları önlemek gibi nedenlerle müdahale edebilirdi. ‘Müdahalecilik’ de denen bu anlayışı Cumhuriyetçi başkan Bush da, Demokrat Clinton da yoğun bir şekilde kullandı. 11 Eylül’den sonra ise bu kez ‘demokrasileri koruma’ sloganı altında ABD’yi aşırı İslamcı örgütlerden korumak için yeni bir müdahalecilik başladı.

Yeni bir doktrin

Eskiden farklı olarak, Obama Doktrini’nin temeli doğrudan konvansiyonel çatışmalardan kaçınmaktan geçiyor. ABD bundan sonra Irak gibi büyük işgallere girmeyecek. En azından tek başına girmeyecek. Bunun yerine istihbarat, örtülü operasyonlar ve uluslararası işbirliğine ağırlık verilecek. Sorun olan bölgelerde nokta operasyonlar ile yerel ve bölgesel güçlere ağırlık verilecek. Bu bağlamda Obama silahlı insansız hava araçlarını önceki başkan Bush’dan bile daha yoğun bir şekilde kullanıyor. Aynı şekilde Irak’ı işgal etmedi ama Obama döneminde Libya’da Kaddafi, Mısır’da ise Hüsnü Mübarek koltuklarından oldu. Beşar Esad ise sallanan diş gibi. Tüm bu örneklerde başarıyı yerel güçleri silahlandırmak, bölgesel ülkelerin desteğini almak ve operasyonun siyasi ve mali yükünü müttefiklerle paylaşmak getirdi. Bundan sonra ABD aynı strateji ile hareket edecek ve büyük çaplı askeri operasyonlara asla tek başına girmemeye çalışacaktır.

Elbette El Kaide ve benzeri yapılar ile mücadele ABD politikalarında yerini koruyacak. Ancak Obama Yönetimi 11 Eylül’den sonra politikaların adeta merkezinde yer alan bu tehdidin artık ‘abartılmaması’ gerektiği görüşünde. Aslında söz konusu tehditle mücadele hala sürüyor, ancak Obama’nın dış politika danışmanları Amerika’nın dünya liderliğine asıl tehdidin Çin ve bölgesinden yükseldiğini belirterek, savunma politikalarının Ortadoğu’dan Asya-Pasifik’e kayması gerektiğini savunuyorlar.

Amerika önümüzdeki 10 yılda Ortadoğu’da mı kalacak, yoksa Çin’e mi yönelecek bilinmez. Ancak bir gerçek var ki nispeten zayıflayan bir ekonomi ile dünya liderliği kolay değil. Bu nedenle ABD en azından şimdilik dışarıdan çok içerisi ile meşgul.  

Star

———————————-
Sedat Laçiner
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI