NÜKLEER: İsrail ve İran… – (Ardan Zentürk)

0
104

Hamilton, insanlık tarihinin resim sanatındaki günlük yazarı gibiydi. Olayları yaratanları kendi üslubunda tuvale aktaran bir sanatçı olarak tanındı.

Richard William Hamilton, 1922 yılında Londra’nın ünlü Pimlico semtinde doğdu. Winston Churchill, Laura Ashley, Laurence Olivier gibi ünlülere ev sahipliği yapan bu tarihi semtin “ağzında gümüş kaşıkla doğmuş çocuklarının aksine” doğru-düzgün bir öğrenim hayatı olmadı. Yaşama elektrikten çok iyi anlayan bir “zenaatkar” olarak atıldı, iki ay önce, 13 Eylül 2011 günü yaşama veda ettiğinde İngiltere’nin en ünlü ressamlarından biriydi. Ünü, henüz 1950’li yıllarda, dünya daha “modern sanat” denilen akımı tanımamışken yaptığı tablolardan kaynaklanıyordu. O, her zaman, “pop art” sanat akımının öncüsü olarak adlandırıldı.

Hamilton, insanlık tarihinin resim sanatındaki günlük yazarı gibiydi. Olayları yaratanları kendi üslubunda tuvale aktaran bir sanatçı olarak tanındı. Yaptığı “en gerçekçi” tablo ise, günümüzde mutlaka üzerinde durulması gereken bir isme aitti…

Mordechai Vanunu, 1954 yılında Fas’ın Marakeş kentinde doğdu. Yahudi bir ailenin evladıydı ama ilerleyen yıllarda Hıristiyan olmayı, John Crossman adıyla vaftiz edilmeyi tercih etti. İsrail vatandaşıydı ve ülkenin ünlü Negev Nükleer Araştırma Merkezi’nde tekniker olarak çalışıyordu. 1986 yılında Londra’da yayınlanan Sunday Times gazetesine İsrail’in nükleer silah sahibi devlet olduğunu açıklayan ilk isim oldu.

Aslında, bu “tarihi” açıklamaya 1985 yılında karar vermişti. O yıl, bütçe kısıtlamaları nedeniyle işinden atıldı ama sendikanın bastırması sonucunda yeniden Negev’deki işine döndü. O, her şeyi biliyordu ve nükleer araştırma merkezinde yapılanların insanlık açısından büyük tehdit oluşturduğuna inanıyordu. Yeni görevine başlarken içeri kamera sokmayı başardı ve İsrail’in en gizli merkezinin içinden tam 57 adet fotoğraf çıkartmayı başardı. O sırada zaten, Arap yanlısı bir gösteriye katıldığı, Filistinliler’in de bir devletinin olması gerektiğini yüksek sesle ifade ettiği için işinden yine atılmıştı. Avustralya’ya gitti. Taksi şoförü oldu. Yahudilikten orada vazgeçti, Anglikan kilisesinde vaftiz edildi.

Kolombiyalı serbest gazeteci Oscar Guerrero aracılığıyla temas kurduğu Sunday Times muhabiri Peter Hounam’a bütün bildiklerini aktardı. Belge ve bilgilerin karşılığı 1 milyon dolardı!.. Hounam aldığı bilgileri uzmanlara sordu. Uzmanlar bilgilerin doğru olduğunu ve bu bilgiler doğrultusunda İsrail’in elinde 150 nükleer başlık olduğunu söylüyorlardı.

Sunday Times’ın yayınının ve haliyle istediği paranın gecikmesinden endişe duyan Vanunu, hayatının hatasını yaptı Yahudi asıllı “rakip medya imparatoru” Robert Maxwell’in Sunday Mirror gazetesi ile temas kurdu. MOSSAD, Vanunu’nun kimliğini Sunday Times’ın 5 Ekim 1986 tarihli yayınından önce, Maxwell sayesinde öğrenmişti!..

30 Eylül 1986’da, Antalya limanından demir alıp İsrail’in Hayfa limanına doğru dümen kıran İsrail bandıralı Noga gemisinin kaptanı Tel Aviv’den gelen ani emirle rotasını İtalya’ya çeviriyordu. Ticaret gemisi görünümlü bu casus geminin asıl görevi Arap limanlarını dinlemek ve istihbarat toplamaktı. Gemi İtalya’nın La Spezia limanı açıklarında uluslar arası sularda demir attı. Önemli bir kargosu vardı: Vanunu!.. İsrailli “yalnız adam” aşk ilişkisine girdiği Cheryl Bentov isimli bayan MOSSAD ajanı tarafından ustalıkla Roma’da bir “aşk tatiline” ikna edilmiş ve burada kendisini bekleyen ajanlar tarafından kaçırılmıştı.

Vanunu, İsrail devlet sırlarını açıklama suçundan 18 yıl hapse mahküm oldu. Bu cezanın 11 yılını hücrede geçirdi. 2004 yılında şartlı tahliye edildi ama ne zaman bir yabancı ile görüşse derhal tutuklandı.

Nasıl tutuklandığını, Kudüs’teki mahkemeden çıkarıldığında bir polis aracının camından eline yazdığı yazıyla dünyaya aktarmaya çalışmıştı:”Vanunu M Roma’dan 30.9.1986’da kaçırıldı. Roma’ya BA504 sayılı uçakla geldi…” Böylece dünya onu tanıdı ve öyküsünü fark etti. Richard William Hamilton, onun çaresizliğini belgeleyen bu fotoğrafın resmini yapmıştı…

Vanunu, 1988-2004 yılları arasında her yıl, “nükleer serpinti” riskini bulan ve 1995 yılında “nükleer silahsızlanmanın yolunu açan bilim adamı olarak” Nobel Barış Ödülü’nü alan Jozef Rotblat (ölümü 2005) tarafından aynı ödüle aday gösterildi. Vanunu, Nobel Barış Ödülü Komitesi’ne 2009 yılında yazdığı mektupta, İsrail nükleer silah üretimini başlatan Şimon Peres ile aynı listede yer almak istemediğini belirterek adının adaylar listesinden silinmesini istedi.

Bütün bunları neden anlatıyorum…

Ortadoğu’da ortalık yine toz duman… Henüz nükleer silah yaptığı ispatlanmamış İran vurulmak üzere

Daha ne anlatayım…

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI