Müslümanların dünyevîleşme ile imtihanı (I) – (Ali Erbaş)

0
115

Ölüm sonrası hayatı dikkate almayıp dünyayı hep ön planda tutarak yaşayan insanlar ve toplumlar tarih boyunca hep olagelmiştir. Bu yüzden Hz. Adem’den itibaren bütün peygamberlerin en önemli mücadele konularından biri toplumlarını dünyevileşme hastalığına karşı uyarmak olmuştur.

Onların bu amaçla nasıl mücadele ettikleri Kur'an kıssalarında ders verici sahnelerle anlatılmaktadır. Dünyaya taparcasına değer veren İsrail oğullarını Hz. Musa'nın sürekli uyarmasına rağmen yola gelmemeleri onların Kur'an'da “ahireti verip dünya hayatını satın alan kimseler" (Bakara, 86) olarak tanıtılmalarına yol açmıştır.
İsrailoğulları ruha ve âhirete ait pek çok esası inkar noktasına gelmişlerdi. Allah Teala ders olması hikmetiyle kendi ruhundan üfleyerek Hz. Meryem vasıtasıyla Hz. İsa'nın dünyaya gelmesini takdir buyurdu. Doğumu dahil pekçok mucizesine rağmen Hz. İsa'yı anlamayan ve dinlemeyen İsrail oğullarının bu davranışları da dünyevileşmiş olmalarından kaynaklanıyordu. Bu anlayış yüzyıllar içerisinde Batı'yı etkisi altına aldı ve günümüzden birkaç asır önce ortaya çıkan kapitalizmin de yol açmasıyla dünyevileşme hastalığı insanlığı tehdit eder duruma geldi.
Peygamber Efendimiz'in dünyayı teşrif ettiği yıllarda da dünyevileşme illeti neredeyse bütün toplumlar üzerine karanlıklar halinde çökmüştü. Kur'an'da sevgili Peygamberimiz'in gönderilme hikmeti “insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak" (Hadid, 9) olarak vurgulanmakta, peygamber kıssaları, geçmiş ümmetlerin hayatları, ahkam, ibadet ve ahlâkla ilgili konular anlatılırken neredeyse tüm ayetleriyle insanoğlu dünyevileşme tehlikesine karşı uyarılmakta ve nasıl yaşaması gerektiğinin yolu gösterilmektedir. Özellikle çocukları yetiştirirken onlara ilk öğretilecek şeyin ne olması gerektiğine dikkat çekilmekte ve Lokman a.s'ın dilinden şöyle denilmektedir: “Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir amel hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense de, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilir, her şeyden haberdardır" (Lokman, 16). “Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab, Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir" (Hadid, 20).
Ayrıca dünya rüzgarların savurduğu çöp kırıntısına benzetilmeke (Kehf, 45) ve onlarca ayet-i kerime ile dünyevileşmenin tuzağına düşmemesi için insanoğlu ısrarla uyarılmaktadır. Hz. Peygamber de hadis-i şeriflerinde, “benim dünya ile ilgim ne kadar ki? Ben bu dünyada bir ağacın altında gölgelenen, sonra da oradan kalkıp giden binitli bir yolcu gibiyim" (Tirmizi, Zühd, 44); “dünya ahiretin tarlasıdır" (Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, I, 412) vb. ifadelerle dünyevileşme tehlikesine karşı tüm insanlığı ikaz etmektedir. Ayrıca dünyanın Allah katında bir sinek kanadı kadar bile kıymeti olmadığını (Tirmizi, Sünen, Zühd, IV, 560), âhiret karşısında parmağını denize batıran kimsenin parmağına bulaşan su kadar bir payı olduğunu (Tirmizi, Sünen, Zühd, IV, 561) belirtmektedir.
Düşünce dünyamızın önde gelen simaları da pek çok kere dünyaya gereğinden fazla değer vererek âhireti unutturacak bir dünyevileşmeye karşı Müslümanları hep uyarmışlardır. Mevlana'ya göre dünyaya aşırı düşkünlük insanı Hakk'tan, hakikat bilgisinden, ebedi mutluluğa giden yoldan engeller. Bu hale getirilen dünya insan için karanlıktır, kapalı bir zindandır (Mesnevi, çev. Veled İzbudak, I, 79). Dünyayı sesi hoş, içi boş bir davula benzeten Mevlana bu teşbihi ile de dünyanın aldatıcı güzelliklerine ve gerçek kimliğine dikkat çekmek istemiştir (Erhan Yetik, “Mevlana'nın Dünya Görüşü ve Topluma Bakışı", OMÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 6, 102). Yunus Emre neredeyse tüm şiirlerinde bu hususu dile getirmiş, ancak, “mal sahibi, mülk sahibi; hani bunun ilk sahibi; mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan" dörtlüğü ile dünyevileşme tehlikesine karşı dikkati zirveye taşımıştır. Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman: “Sakın aldanma görüp dehrün na'im ü nimetin; çün degül bâkî ânı bilsen zeval üstündedür. Gönlüm olmaz giymeğe zer-baft ü dibâ vü harîr; fahrum oldur ki diyeler bana şâl üstündedür(Sakın dünyanın geçici nimet ve bolluğunu görüp de aldanma. Çünkü dünyada hiçbir şey bâkî değildir, her şey yok olup gidecektir. Altın sırmalı, ipekli ve işlemeli giymeye gönlüm razı değildir. Benim hakkımda “üstünde şaldan başka bir şey yoktu" demeleri övüncümdür" demektedir (İskender Pala, Muhteşem Şair Muhibbi, İstanbul 2011, s. 70-71)). Sultan 3. Murat: “Bu dünya fanidir sakın aldanma; mağrur olup tac u tahta dayanma; yedi iklim benim deyu güvenme" diyerek dünyevileşme tehlikesine dikkat çekmektedir. 

———————————-

Ali Erbaş

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI