Müslüman Kardeşler… – (Ardan Zentürk)

0
105

Arap dünyasının iki önemli ülkesi Mısır ve Suriye’de yaşanılan gelişmeler, iki ismin öne çıkmasına neden oldu. Suriye Müslüman Kardeşler Örgütü’nün sürgündeki lideri Muhammed Riad Shaqfa ve Mısır’lı kardeş örgütün lideri Essam el-Erian… Ortadoğu’nun geleceğinde barış ve demokrasinin olup olmayacağına bu iki isim karar verecek…

Arap dünyasının iki önemli ülkesi Mısır ve Suriye’de yaşanılan gelişmeler, iki ismin öne çıkmasına neden oldu. Suriye Müslüman Kardeşler Örgütü’nün sürgündeki lideri Muhammed Riad Shaqfa ve Mısır’lı kardeş örgütün lideri Essam el-Erian… Ortadoğu’nun geleceğinde barış ve demokrasinin olup olmayacağına bu iki isim karar verecek…

Libya’daki kanlı devrim sürecinin geleceğinde hala belirsizlikler sürüyor…

Suriye’deki Beşar Esad rejiminin kaderi de tartışmalı…

Mısır’da ise bu sonbahar aylarında ilk kez serbest seçimin yapılması telaşı var…

Mısır ve Suriye, Arap dünyasının önde gelen iki devleti.  Bu nedenle yaşadıkları demokratikleşme sancıları, Ortadoğu’nun geleceğini de belirleyecek.

Libya’da sürmekte olan “kaos” ve NATO desteğinde Trablus’u ele geçiren Libya Ulusal Geçiş Konseyi’nin ülkede duruma hakim olamamasından kaynaklanan sorunlar, bu iki ülke açısından çok ciddi deneyim anlamına geliyor.

Libya, hedefini demokrasiye ve küresel işbirliğine çevirmiş ama muhafazakar kimlik de taşıyan güçler ile radikal El-Kaide unsurlarının yeni çatışma alanı olacak gibi görünüyor. Müslüman coğrafyada önümüzdeki dönemde görmeye alışacağımız bir gerginlik, Libya topraklarında yaşanıyor. Ya, “dini renkler” taşıyan demokrasi ya da Taliban tarzı bir istibdatın riskiyle yaşayan Ortadoğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Yıllardır Mısır’daki Hüsnü Mübarek ve Suriye’deki Esad rejimleri tarafından baskı altında tutulan Müslüman Kardeşler hareketinin iki liderinin ana mesajlarında serbest seçime dayalı demokrasiden yana tavır almaları çok önemli. “Laik kimlik taşıyan istibdat rejimlerinin” yıkıldığı bir dönemde meydanın radikallere kalmayacağının önemli işaretleri bunlar…

Mısır Müslüman Kardeşler Örgütü’nün ülkede yapılacak ilk genel seçimden iktidar çıkması bekleniyor. Bu Mısır açısından köklü bir değişim. Hareket’in lideri Essam el-Erian’ın gazeteci James Kirchik’e yaptığı açıklamalardaki şu sözleri önemli:”Mısır, tarih boyunca dini hassasiyeti yüksek bir toplum oldu. Din, bu ülkede her zaman birleştirici, hoşgörülü ve uzlaşmacı kimliğiyle yaşadı. Kurulmakta olan demokrasi de halkın hassasiyetlerine dayalı olacaktır. Mısır, Mısır’dır, yeni bir İran veya Afganistan olamaz. İran’ın da demokrasi olmasını isteriz ama bugünkü hali bizim modelimiz değildir. Şeriat bir cezalandırma değil,yaşam biçimidir ve insanların içinden gelen bir duygudur. Biz İslam ile çoğulcu demokrasinin bir arada yaşayabileceğine inanıyoruz. Buna inanmayan Müslüman hareketleri de ikna etmeye çalışıyoruz…”

Mısır seçimine Adalet ve Gelişme Partisi olarak girecek olan Hareket’in lideri, bu sözleriyle Soğuk Savaş’tan kalan diktatörlerin yerlerini yeni diktatörlerin almayacağının da işaretini verdi.

Suriyeli lider Shaqfa’nın da yaptığı bütün açıklamalarda, “Seçim sandığına saygılı bir hareketiz. İslam’ı referans alan bir demokrasi anlayışını, Esad’ın yıkılmasından sonra Suriye halkının önüne koyacağız. Oylarıyla destek verirlerse, hizmet ederiz, vermezlerse, siyaseti sürdürürüz” demesi de dikkat çekici…

Radikal dini hareketlere karşı desteklenen diktatörlerin gerçek çözüm olmadıkları anlaşıldı. Müslüman coğrafyada serpilen demokrasi-dışı hareketleri de yine Müslüman-demokratların safdışı edebileceği her geçen gün anlaşılıyor. Bu noktada Türkiye’nin yaşamakta olduğu tarihsel değişim büyük önem kazanıyor.

Koşaner’in özeleştirisi…

Aslında, bir “savaşçı komutanın” astlarıyla yaptığı, askerlik raconunda “fırça” olarak tanımlanan bir “özeleştiri” toplantısının kayıtlarıyla karşılaştık. Meslek yaşamı boyunca Ankara karargahının manevra yüklü koridorlarından çok, çatışma alanlarının tozunu tercih etmiş bir askerin konuşması bu…Nitekim, Koşaner, her kelimesini kabullendi, böylece, TSK açısından da yeni bir dönemin başlangıç noktasını oluşturdu…Bir genelkurmay başkanının toplantısının kaydedilip internette yayınlanması ciddi “ulusal güvenlik” sorunudur. Bunu kabul edelim. Eğer bu işi yabancı bir istihbarat teşkilatı başardıysa, ordunun geleceği kadar “karşı -istihbarat gücümüzün” de derhal tartışmaya açılması gerekir. Yok, mesele kendi kurumlarımız arasındaki bir çatışmadan kaynaklanıyorsa, yandık!.. Efsanelerin sonlandığı, gerçeklerin hakim olduğu bir yüzyıl uzanıyor önümüzde…Bütün kurumlar hazırlıklı olmalı…

 Star Gazete

———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI