Mozaikder Üyeleri Hz. İnsan’ı Tahlil Etti

0
131

Mozaikder’in düzenlediği kitap tahlili programında Dücane Cündioğlu’nun “Hz. İnsan” kitabı tahlil edildi.

Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder)’in aylık olarak düzenlediği kitap tahlili programında bu ay Dücane Cündioğlu'nun Kapı Yayınları’ndan çıkan “Hz. İnsan” kitabı tahlil edildi.

4 Nisan Pazartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans salonunda yapılan kitap tahlili programına çok sayıda Mozaikder üyesi katıldı. Programın moderatörlüğünü Durhanım Armağan, sunumu ise Fatma Karakaş yaptı.

Fatma Karakaş’ın sunumundan kısa satır başları:

“Müslümanların en büyük sorunu, düşünmeyi unutmuş olması ve huzura talip olmalarıdır. Çözüm hüzündedir, hüznü olmayanın dindarlığından şüphe etmek gerekir. Peygambere gelen vahiy ne ise herhangi bir insana gelen ilham da odur. Neye sımsıkı sarıldıysan onu kaybet ki; hakikat, gönül pencerenden süzülsün.

Yaşama sevincine sahip olursak, insan olmaktan da o kadar uzaklaşırız. Bu yüzden aptallar cenneti dünyada mutlu olmak istiyorsun. Platon kadar âlim olsan da, bir arif gördüğünde mektep çocuğu gibi dizinin dibinde otur. İlim ehlinin, kibir hastalığına çok dikkat etmesi gerekir. Kişi her ne kadar ilim basamağı çıkarsa çıksın, mutlaka insanı kâmil olma sürecinde çıkılması gereken başka bir basamak mutlaka olacaktır. İnsanı kâmil olmanın son basamağını kim görmüş ki?

Delilik, hakka yakınlıktır. Hesaptan, kitaptan yoksunluktur. Size deli denmedikçe iman etmiş sayılmazsınız. İnancımız bize sorumluluk yükler. İlkeleri uğruna yola çıkan, hatta yoldan çıkanlardan bahseder. Us, akıl demektir. Uslu olmak, akıllı olmaktır. Peki, aklın da üstüne çıkmak isteyenlerin durumu? Aşk, yerinde durmamayı temsil eder. Aşığın hakikati bulmak için çırpınması bize bir çıldırış gibi görünebilir. Deliler, âşıklar önceden görenlerdir. Önceden görenlerin durumu ise normal insanlar tarafından dışarıda bırakılmaktır.

Yaptığımız işi adet veya ibadet hükmüne geçiren şey nedir? Niyettir. Niyet etmek bir farkındalık içerir. Farkındalığı olmayan hiçbir ibadet, gelenekten öteye geçemez. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan, hiç yaşamamış gibi ölen, yaşama endişeleri yüzünden anı kaçıran insanlar fani olduklarını, fakir olduklarını, varlığın devamının başka bir varlığın “ol” demesiyle olduğunu fark ederse acıları son bulacaktır.

Bilmek ızdırap verir mi? Verir. Bilgi, soru sordurur. Soru, cevabını arar. Cevap başka bir bilgiyi yanında getirir. Bilgi tekrar soru sordurur. Ve bu hep böyle devam eder. Soru sormayı bilmeyen insanlar var. Onlara soru sormanın sancısını yaşatmamız lazım. Elimizdeki cevaplar bir geleneğin sonucu mu, yoksa bir şuur hali mi? Elinizdeki cevapların sorularıyla tanışmış olanları sorularla buluşturmak lazım.

Sunumun ardından, müzakere kısmına geçildi. Bu kısımda kitap, karşılıklı soru-cevap ile müzakere edildi.

Program, müzakere kısmının ardından sona erdi.