Mozaikder, Türkiye’nin Maarif Davası’nı Tahlil Etti

0
310

Mozaik Kadın ve Aile Derneği (Mozaikder) üyelerinin ayda bir düzenlediği kitap tahlili programında bu ay Nurettin Topçu’nun “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı kitabı tahlil edildi.

Mozaikder, Nurettin Topçu’nun "Türkiye’nin Maarif Davası" kitabını aylık olarak düzenlediği kitap tahlili programında ele aldı. Dergah Yayınları tarafından basılan kitabın tahlili 2 Ocak Pazartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı.

Gülfiliz Yılmaz tarafından sunulan programa çok sayıda Mozaikder üyesi katıldı. Sunumunun ardından kitap soru cevap kısmında karşılıklı olarak müzakere edildi.

Program kitap üzerine yapılan müzakerelerin ardından sona erdi.

Kitabın öyküsü:

Birinci Bölüm

Gençliğe maarifin gidişatına ilişkin değerlendirmeler yapmakta ve genç nesli uçuruma götüren yolları şöyle sıralamaktadır:

Ahlak yeminini unutup siyaset ve tedbir yolunu tutarak fikirlerin savunmasını yapmak yerine siyasi boğuşmalara girilmesi,

Yaratıcılığın yerini taklitçiliğin alması,

İman ve ümidi bırakarak aşağılık karmaşasına kapılmak,

Ruh ve dava cephesinde düşmanlarla aynı silahı kullanın düşmanın ruhuna minnettarlık olduğunu bilmemek,

Kendini yetiştirmeden şerifini arayan nesil haline gelmek,

Determinizme sığınarak mesuliyetten kurtulmaya yönelmek,[3]

İkinci bölüm

Okulların ve öğretmenlerin sorumluluklarını incelerken öğretmenin öncelikle bir çıraklık süreci olduğunu belirtiyor:“Mektep çıraklık yeridir, diyebiliriz ki bir tezgâhtır. O tezgâhta usta yapar, çıraklar tekrarlar. Usta verir, çırak alır. Alınmamış, benimsenmemiş benliğe mal edilmemiş bir ders iyi ders sayılmaz.”Okulların Amerikan metotlarıyla öğretim yapmasını eleştiren Topçu,“ızdırap çekme” ile öğrenmenin, mektebin bağını kuruyor: “gerçek mektepte muallimle talebe, ızdırap çekerek öğretmeğe ve ıztırapla öğrenmeye muhtaçtır” diyor. Nurettin Topçu’ya göre öğretmenlik mesleği tüccarlık değildir. Öğretmenlik mesleğinin mektepçiliği ticaret edinen, muallimliği esnaflık haline koyan kültürsüz fukaranın işi olmadığını ve ruh işi olduğunu dile getiriyor.

Üçüncü bölüm

Maarifin hayata mektebin mideye mağlup olması; talebeliğin diploma avcılığına; muallimliğin örnek adamlıktan boynu bükük bir memurluğa dönüşmesi, mekteplerin ilim yapmak yerini ilim tarihini alma ve ezberlemeye yönelme sürecini açıklıyor.

Sonuç

Topçu'nun İslam Rönesans'ının gerçekleşmesi için önerdiği eğitim sisteminde geleneksel eğitimi sürdüren medrese ve Batıyı taklit eden okuldan farklıdır. Topçu’nun eğitim sistemi her şeyden önce maneviyatçı bir anlayış ile yürütülen ve heyecanını dinden alan bir yapıyı içermelidir.(Kaçmazoğlu, 2002). Topçu’nun görüşlerini içeren Türkiye'nin Maarif Davası başlıklı eseri bugünün güncel tartışmaları içerisinde özellikle eğitimin tekniğe boğuluşunun yoğun yaşandığı, ruhun mekaniğe yenik düştüğü, bu yenik düşüşün özden yoksun çalışmalarla kapatılmaya çalışmasının beyhude olduğunu görebilmemiz için davası olan öncelikle biz eğitimcilerin okuması gereken bir çalışmadır.