MİT-PKK görüşmeleri neden çöktü? – (Sedat Laçiner)

0
105

Bir devlet, eğer terörün bitme ihtimali varsa terörist ile görüşür. Hatta terörü sona erdirebilmek için müzakere bile yapabilir.

Bir devlet, eğer terörün bitme ihtimali varsa terörist ile görüşür. Hatta terörü sona erdirebilmek için müzakere bile yapabilir. Fakat unutmamak gerekir, bu görüşmelerde tek amaç terörü tasfiye etmek, meşru siyasete yer açabilmektir. Yoksa hedef teröristlerin ellerinde silah, dağlardan şehirlere inmesi değildir.

Belki Türkiye’nin teröristle görüşmelerinde bazı stratejik sıralama/zamanlama hataları oldu. IRA-Londra örneğine bakıldığında ise temasın üçüncü kişiler yoluyla sağlandığı, devlet-örgüt görüşmesinin hiçbir zaman doğrudan gerçekleştirilmediği görülür. Doğrudan görüşme aşamasında ise muhatap örgütten (IRA) ziyade, onun meşru temsilcisi olan siyasi partidir, yani Sinn Fein partisidir. Bundan dolayıdır ki geçtiğimiz yıl Radikal’den Ezgi Başaran’a konuşan Sinn Fein lideri Gerry Adams “Önce şu gerçeği söyleyeyim: İngiliz devleti IRA’yla değil siyasi bir parti olan Sinn Fein’le masaya oturdu” demişti. Bizde ise talihsizlik BDP’nin kendisinden bekleneni bir türlü verememesi ve silahların efendisi değil, kölesi haline gelmesidir. Salı günü detaylarıyla anlattık. BDP sağduyulu ve akil fikri bir önder olmak yerine, terörün temsilcisi gibi davranmaya, örgütle bütünleşmeye başladı. Devlet ile masaya oturacak olgunluğu ve cesareti bir türlü gösteremedi. Demokratik Açılım’ın sefaleti de buradadır. Yani muhatapsızlıkta.

***

Devletin görüşmelerdeki bir diğer eksikliği ise (belki de çaresizlikten) normalde gizli kalması gereken görüşmelerin bir türlü gizli kalamamasıdır. Ayrıca temasların çok üst düzeyde gerçekleşmesi de çok farklı olumsuzluklara yol açmıştır. Belki de izlenmesi gereken yol önce dolaylı temaslar, sonra alt düzey görüşmeler ve bunlarla oluşacak zemin üzerine meşru temsilciler ile terörü tasfiye etmek ve yasal siyasete yer açmak için ortak bir metinde uzlaşmak olmalıydı.

Olmalıydı, fakat en azından şimdilik olmadı… Bunda devletin hataları ve eksiklikleri olabilir. Ama asıl sorunun PKK kanadında olduğu açık. Örgüt devletin gösterdiği değişimi takdir etmek bir yana, bu değişime ayak uyduramamaktan korkarak karşı taarruza geçmeye kalkıyor. Başlatılmış olan açılım sürecini yapıcı bir partner olarak geliştirmekten ziyade, açılımı istismar ederek, belki de ayrı bir devlet kurmanın hesaplarını yapıyor. Müzakere etmesi gereken devlet ve çözülmesi gereken sorun bu ülkede olmasına rağmen, o Türkiye’nin İsrail’le veya İran’la olan sorunlarını istismar ederek, bin bir türlü hesap içerisine giriyor.

***

Görüşmelerin başarısızlığa uğramasına yol açan en önemli sorun ise PKK’nın terör ile yoluna devam etme isteği. Anladığımız kadarıyla görüşmeler belli bir noktaya geldikten sonra devlete sunulan PKK talepleri arasında KCK Davası’nın tamamen sona erdirilmesi ve tüm tutukluların serbest bırakılması da var. Kürtçe öğretim ve Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılması da taleplerden bazıları. Fakat burada asıl önemli olan PKK’nın KCK’yı meşrulaştırma çabası. Aslında KCK, PKK demek. Zaten her ikisinin başında da aynı kişi var: Murat Karayılan. Örgütlenmelerinde de genelde aynı isim yer alıyor. Başka bir ifadeyle KCK, PKK’nın yeni şartlara göre dizayn edilmiş yeni versiyonu. İşte PKK bu noktada diretince, yani “ben şehirlere elimde silahımla ve yeni ismimle girerim” deyip, terörü bir araç olarak kullanmayacağına dair hiçbir işaret de veremeyince ipler kopuyor. Sonuçta PKK’nın atılan onca adıma rağmen KCK olarak yoluna devam etme ısrarı Ankara’daki siyasi iradeyi “bu iş bu şekilde devam edemez. Bunlar terörü sona erdirmeyi değil, açılım sürecini istismar ederek terörü devam ettirmeye çalışıyorlar” noktasına getiriyor.

Bu tabloya bakıldığında meşru ve cesur bir muhatap bulunmadıkça, PKK’nın silah yoluyla başarılı olacağı yönündeki umutları da kırılmadıkça Açılım’ın en azından PKK ile ilgili kısmında yola devam edilebilmesi oldukça zor görünüyor.

 Star


———————————-
Sedat Laçiner
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI