MİT…MOSSAD…Diğerleri… – (Ardan Zentürk)

0
256

“Sanırım Moğol gizli servisinden falandı” diye espri renkleri katar… İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o… Bizimki, “Ajanım” diye yanıt verir… Bardaki herkes alarmda!..

Çocukluk yıllarımız… Sınıftaki en haylazlardan biriydi, o… Sonra, profesör oldu. Bir dönem, Kırgızistan’daki Manas Üniversitesi’nin yapılanmasında görev yaptı. Bu görevi sırasında ülkenin Çin sınırına yakın noktadaki stratejik kenti Karakol’a gidiyor, üniversiteye öğrenci seçimi için… “Kırgızistan’ın Karakol şehri, Asya’nın metrekare başına en çok ajanın düştüğü yeri sanırım” diyerek başlar anılarını anlatmaya… Küçük bir şehir, sadece bir barı var, akşamları “yabancılar” toplanıp vakit geçiriyor, sohbet olanağı buluyorlar… “Karakol’daki o bar, asıl görevleri Çin bağlantılı operasyonları takip etmek olan her milletten ajanın bir arada içki içtiği bir yerdi” diye anlatır… O da “takılıyor” haliyle…” Çin karşı casusluk elemanları ile Rus, Amerikan, Hint hatta Japon, Kore elemanları bir arada yaşayıp gidiyorlardı, beni de uzaktan takip ediyorlar, bir türlü nereli olduğumu anlayamıyorlardı, bir akşam yanımdaki adam dayanamadı ne iş yaptığımı sordu.” Hikayenin tam bu noktasında durur, işi biraz renklendirmek için “Sanırım Moğol gizli servisinden falandı” diye espri renkleri katar… İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o… Bizimki, “Ajanım” diye yanıt verir… Bardaki herkes alarmda!.. Yanındaki “eleman”, kim adına çalıştığını sorunca da şakayı biraz daha ilerletir, “Kim parayı çok verirse ona…” Bir anda bar boşalır, mekanın sahibi, “bir daha bu tür şakalar yapacaksa gelmemesini” tavsiye eder…

Bu öyküdeki “şeytan” bir “detayda” gizli: O bardaki herkes birbirini tanıyor ve hangi ülke adına çalıştığını biliyor… Bilmedikleri bir tek bizim şakacı profesör dost…

İstihbaratçıların dünyasında “tehdit” daima “bilinmeyen bölge”de başlar…

Devletlerin “gri” bölgesi…

Sokaktaki insanın romanlar veya sinemadan tanıdığı ama aslında hiç bilmediği bir dünyadan kopup gelen manşetleri tartışıyoruz. “İstihbarat dünyası”, devletlerin “gri bölgesidir…” Yani ak ile karanın birbirine karıştığı bir labirent!..

Askerler için yaşam, siyah ve beyazdır. Hedefleri “siyah” noktayı yani, “düşmanı” ortadan kaldırmaktır. İstihbaratçılar, “gri bölgede” aynı düşmanla oturup çay içebilirler… Eğer bu görev kendi tabiatından farklı şekilde değerlendirilirse, ortaya ya “krizler” ya da “komplo teorileri” çıkar. Biz bugünlerde hepsini birden yaşıyoruz.

Birileri huzursuz ama…

“Özel yetkili savcı”nın neden bu kadar kararlı adımlar attığını mercek altına almam veya MİT Müsteşarı’nı değerlendirmem gücümü aşar.

Kavga “gri bölgede” ve “gerçek yüzünü” anlamamız hayli zaman alacak. Ama gelişmelerin, Akif Beki’nin dediği gibi Türkiye açısından ciddi bir “ulusal güvenlik sorunu” noktasına tırmandığına inanıyorum. Mustafa Karaalioğlu’nun, atılan adımlar, “teşkilatı” uluslararası operasyonlarda zor duruma düşüren bir hamledir g
örüşüne katılıyorum.

Yaşanılan tartışma, sadece Türkiye’nin bölgesinde hareketsiz kalmasını arzu eden güçlere yarar!..

İsrail’in, Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlık makamına atanmasından rahatsız olduğunu biliyoruz. Tıpkı, Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu’nun 12 Haziran seçiminden milletvekili çıkıp Dışişleri Bakanlığı görevine devam etmesinden rahatsız olduğu gibi

Tabii ki bir savcı, “küresel bir komplonun uzantısı” görevini yapamaz… Bu tür bir “komplo teorisi” çok ileri bir varsayımdır. Ama, yine de, bir dış gücün tetiklemesinden şüphe ediliyorsa, bunu da aydınlatmak öncelikle Hakan Fidan ve ekibinin birinci derecede görevidir.

Sorun İran ise…

Dönelim “gri bölgeye…”

Üzerinde durulan konu, bir dönemin “müttefik” istihbarat servisleri MİT ile MOSSAD arasında yaşanılan “güvensizlik” halidir. Türkiye-İsrail ilişkilerinin yaşadığı kriz ortamında son derece doğal karşılanması gereken bir sonuç bu.

Mahir Kaynak üstadın dediği gibi, “Uludere trajedisinin arkasındaki asıl güç ortaya çıkarılmadan bir adım ilerlememiz mümkün değil”

Sadece bununla sınırlı mı? MOSSAD’ın, Türkmenistan, Azerbaycan, Irak ve Ermenistan’da gerçekleştirdiği “örtülü operasyonları” Türkiye’nin nasıl algıladığı tabii ki çok önemli. “İran’ı hedefliyor” gözüken çalışmaların bir ucunun topraklarımıza uzanıp uzanmadığını ben bilemem, “gri bölgede” yaşayanlar bilirler…

Anladığım, daha önce de ısrarla yazdığım gibi “bela” bölgemize geliyor…

Yasama-yürütme-yargı ve medyanın çok dikkatli olması gereken bir süreç yaşıyoruz…

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI