Mekke`de Mekke`yi aramak – (Ramazan Kayan)

0
147

Görsel değil, göksel bir şölen… Evet, vahyin başkentindeyiz… Boşluktan, başıboşluktan, boş vermişlikten kurtulmak için kendimizi Ümmü`l-Kura/Şehirlerin anasının kucağına attık…

Mekke…

Görünürde bir yeryüzü parçası, hakikatte ise kainatın kalbi…

Beytullahı bağrında taşıyan şehir…

Mekke ruhun özlemi… Kalbin tesellisi… Aklın sılası…

Çünkü Allah insanlığa oradan seslenmiştir… İlahi şiarları oraya yüklemiştir… Mekke, şiarlar diyarı… Şuur iklimi…

Mekke, bir gökyüzü şehri… Serili gökyüzü sofrası misafirlerini bekliyor… Göze değil gönle hitap eden güzellik ve yücelik…

Görsel değil, göksel bir şölen…

Evet, vahyin başkentindeyiz…

Boşluktan, başıboşluktan, boş vermişlikten kurtulmak için kendimizi Ümmü`l-Kura/Şehirlerin anasının kucağına attık…

Kur`an`ın doğduğu şehirde yeniden doğmak istiyoruz… Asırlık yorgunluğu atmak istiyoruz… Doğrulmak ve olmak istiyoruz…

Tekleyen ruhumuza destek için Mekke`deyiz… Çürüyen insanlık hücrelerimizi yenilemek için buradayız…

Evet, burası Ümmü`l-Kura… Ümmetin beşiği… Ana kucağı… Baba ocağı… Yolu Allah`a düşenlerin durağı…

Önce, O (cc)bizi çağırdı…

Bize düşen icabet etmekti…

“Lebbeyk Allahumme Lebbeyk/Buyur Allahım emrindeyim” dedik…

Mekkesizlik canımıza tak etmişti…

Mekke “olur“unu olmaya geldik… Mekke “onay“ını kazanmaya geldik…

Mekke, mükemmele müşteri olmaktır… Kemale kanat çırpmaktır…

Mükerrem Mekke`de insanoğlu ekmeli, ekremi, eşrefi arıyor…

Çünkü Mekke`de olmak, olmanın ve olgunlaşmanın diğer adıdır…

Dünyalara bedel bir belde… Mekanlar üstü bir mekan…

Böyle olduğu içindir ki, Allah bu beldeye kasem ediyor:

“Bu beldeye yemin olsun ki!”(Beled-1)

“Bu emin beldeye yemin olsun ki!”(Tin-3)

Medeniyetin fışkırdığı mekan…

İnsaniyetin neşet ettiği alan…

Özgürlüğün makes bulduğu iklim…

Güvenliğin kucak açtığı coğrafya…

Şayet, bu beldeyi beleş cennet hesaplarının yapıldığı bir pazar olarak görüyorsak bilelim ki, yanlış yoldayız… Bu kapı o kapı değil…

Gerçekten bu beldeye niçin geldiğimizin farkında mıyız?

Sadece seyahat ve ziyaret amaçlı mı? Tarihi ve turistik bir g
ezi mi?

Ya da sadece günah çıkartmak, sevap devşirmek için mi ?

Bu belde de ödememiz gereken bedeller yok mudur?

Burada kimler bedel ödemedi ki? Kimler gelip geçmedi ki? Adananların beldesi… Bedel ödeyenlerin beldesi… Mekke dile gelse neler demez ki?

Hz. Adem, Hz. Havva… Hz.İbrahim,Hz.İsmail,Hz. Hacer…Hz.Muhammed,Hz.hatice…Hz.Bilal…Hz.Yasir,Hz.Sümeyye,Hz. Ammar …Hz. Habbab…Hz. Musab…Hz. Zeyd…Hz.Hubeyb…Hz.Abdullah b. Zübeyr…Hz.Hüseyn…

Evet, burası kıyam şehri, kıvam yeridir…

İnsanlığın hafızası, hatırası, havsalası, hasılası burada saklı…

Varoluşun sırrı burada tezahür ediyor…

İbrahim`in çağrısı…

Hacer`in çığlığı…

Ve ciğerparesi İsmail`in Allah yolunda kurban olmayı cana minnet bilen çizgisi…

Hatice`nin çilesi…

Muhammed`in çıkışı… Hepsi Mekke merkezli değil mi?

Mekke öğretisi, bize neyi öğütlüyor?

Mekke ruhu, nasıl bir direnişi çağrıştırıyor?

Mekke nuru, hangi karanlıkların üzerine yürümemizi  salık veriyor?

Mekke onuru, nasıl bir duruşu tembihliyor?

Mekke istikamet çağrısıdır… İtidal vurgusudur… İhlas uyarısıdır… Özgürlük muştusudur… Direniş şarkısıdır… Güvenlik şiiridir… İman yurdudur…

İlk ” oku“malarımız Mekke mahreçli…

İlk “oturum“larımız Mekke merkezli…

İlk “oluşum“larımız Mekke mihverli…

Aidiyetimizin mekansal adresi, Mekke… Çünkü Makam-ı İbrahim orada… Makarrı Muhammed orada… Onlardan da önemlisi aidiyetin ifadesi; Kabe…

Evet, şimdi Mekke`deyiz… Allah`ın evindeyiz… Rahman`ın misafiriyiz…

Allah ile biatleşmek için…

Allah ile buluşmak için…

Allah ile barışmak için…

Allah ile birlikte olmak için…

Hz.İbrahim(as) rehberiyetinde ona eşlik ediyoruz ve diyoruz ki:

“Şüphesiz ben Rabbime hicret ediyorum”

Yine Mekke`de bir ısrarımız var, “İsra” için… Çünkü El-Aksa`ya uzak düştük…

Beytü`l-Atik`ten, Beytü`l- Makdis`e yol arıyoruz…

Özgürlük yolu… Güvenlik yolu… Esenlik yolu…

Yolda kaldık, Allah`ım yol ver! Direnen halklara zafer ver!

Kıyam yurdunda ümmetin kıyamını kutluyoruz…

Yaşanan kıyımların kahrı ile yanıyoruz ve yakarıyoruz…

Ey Ebrehelerin, eblehlerin, echellerin, ebterlerin sonunu getiren Allah`ım!

Ümmetin başına musallat olan muhterislerin ve müstebitlerin işini bitir!

Kabe`yi koruyan Rabbimiz! Kabe`ne doğru yönelen kullarını da koru!

Allah`ım tüm yeryüzünü Mekkeleştirecek bir bilinç bizlere nasip eyle!

Yani arzı mektepleştirecek, mescidleştirecek bir duyarlılığa ihtiyacımız var…

Şeytanlaşmanın önüne ancak böyle geçebiliriz, melekleşmenin yolunu bu sayede açabiliriz…

Ama, önce Mekke nasıl ve ne zaman Mekkeleşecek?

Kilise mimarisini çağrıştıran tourların, bol yıldızlı hotellerin  gölgesinde kalan “bu belde“de Mekke`yi arıyoruz…Mekke mektebi yerini Mekke kentine terketmiş…

Mekke hattında hakikate şahitliğimizi sunmak zorundayız…

Mekke`den ayrılabilirsiniz fakat Mekke`den vazgeçemezsiniz…

Hatırlayalım, Hira`da demlenmeyen ruh Mekke`yi fethedemez…

Mekke`den çıkış, hicret… Mekke`ye giriş fetihtir…

Bu farkındalığın şimdi neresindeyiz?

04.07.2011 / Özgün Duruş

———————————-
Ramazan Kayan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI