Ana Sayfa Yazarlar Akif Emre Mekanın sanal izdüşümü – (Akif Emre)

Mekanın sanal izdüşümü – (Akif Emre)

0
Mekanın sanal izdüşümü – (Akif Emre)

Mekan nereyle sınırlıdır? Uzak nedir? “Yakınlık” mekansal bir anlamdan başka ne ifade eder? Duyguların bağladığı yakınlığı, gönüldaşlığı hatırladı hemen. Zaman ve mekanı aşıp yakınlaşıveriyorduk… Yan yana olup da çok uzak

Zaman nedir?

Gece ve gündüzün birbiri peşi sıra gelen dairesel döngüsünden mi ibarettir?

Uzayda herhangi bir yerde olsaydık güneşin olmadığı, gece gündüz döngüsünün olmadığı bir zaman diliminde zaman durmuş mu olacaktı? Tabii ki hayır diyordu içinden. Ama zamanı nasıl yakalamış olacaktık ya da zamanı neye göre sayacaktık sorusuna cevap bulmakta da zorlanıyordu.

Mekan nereyle sınırlıdır? Uzak nedir? “Yakınlık” mekansal bir anlamdan başka ne ifade eder? Duyguların bağladığı yakınlığı, gönüldaşlığı hatırladı hemen. Zaman ve mekanı aşıp yakınlaşıveriyorduk… Yan yana olup da çok uzak olduklarımız da vardı. Evliya menkıbelerinden taşan tayy-i mekan olgusu metafizik bir anlam yüklüydü.

Masasının başında, bilgisayar ekranına dalmış peş peşe açtığı sayfalar arasında dolaşıyordu. Aynı anda dünyanın farklı noktalarındaki dostları ile yazıştığını fark etti. Bir şeyi daha fark etti: Yazıştıklarından bazılarıyla yüz yüze hiç görüşmemişti bile, müşahhas şahıslar oldukları halde… Son gelişmeleri yakalamaya çalışıyordu…

Bir anda Tunus`ta toplantı salonunda bekleyen arkadaşından ne olup bittiğini anlamaya çalışırken Paris`teki başka birinden okuduğu bir makalenin aslını istedi. Kudüs`ten Kahire`ye uzanan bir hareketliliğe parmakları yetişmekte zorlanıyordu.

Paris`ten gelen haberle sevindi: Makaledeki isimler doğruydu. Vakit geçirmeden evini ofis olarak kullanan İstanbul`un en uzak köşesindeki editörüne aktardı. Ve ilave etti; “düzenledikten sonra şefe söyleyip yayına alalım.”

Bir anda mekansal yanılgıyı fark etti. Paris, Kudüs, Tunus arasında haberleşirken en az 30 km uzaktaki editörden yan odadaki şefi haberdar etmesini istiyordu. Yan odadakine bir şey söylemek için yine sanal iletişim ağını kullanabilirdi. Nitekim her gün onlarca kez yaptığı gibi… O an binlerce kilometrelik alanda at koştururken yan odadakine bir şey iletmek için masasından kalkıp birkaç adım atması gerektiğini düşündü nedense. Sanal mekanla gerçek mekan arasında kurduğu gerçeklik ilişkisinin üşendiği o hareketi yapmaya ittiğini fark etti. O burada hem de birkaç adım ötede idi…

İnsanoğlunun eşya ile kurduğu yeni ilişki biçiminin mekan kavrayışını nasıl da altüst ettiğini bir anda ürpererek fark etti… Mekan nedir sorusu üzerine derin düşüncelere dalmışken birden içeriye dalan misafiriyle karşı karşıya kaldı. Aylardır görüşmüyordu, yurtdışından yeni dönmüştü. Hal hatır sorduktan sonra çehresinde gizli bir istihza çizgisi hissettiği o gülümsemesini takınarak: “En son geldiğimde de bu masada bilgisayar karşında bırakmıştım seni, hiç yer değiştirmemiş gibi yine aynı konumda buldum.”

Çok şey söyleyebilirdi…

Birkaç dakika önce yaşadığı o müthiş hareketliliği nasıl anlatabilirdi? Kıtalararası yolculuk yapmış ama yan odaya kadar yürümeye üşenmişti.

“Zaman nedir”, “mekan nereye ait” soruları zihninde at koşturmaya başladı yeniden.

Gerçeklikle hakikat, sanal olanla varolan birbirinin yerini mi alıyordu?

Yoksa sanal olan her şey katılaşıyor muydu?

 Yenişafak

———————————-
Akif Emre
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI