Meal Okumalarında Yöntem

0
118

Akdeniz Derneği Seminer Salonunda her hafta Cumartesi günü saat 20.00’de gerçekleşen Cumartesi Seminerleri’nin bu haftaki konuğu Davut Özgül’dü.

Akdeniz Derneği Seminer Salonunda her hafta Cumartesi günü saat 20.00’da gerçekleşen Cumartesi Seminerleri’nin bu haftaki (22 Eylül 2012) konuğu Davut Özgül konusu “Meal Okumalarında Yöntem” adlı sunumuydu.

Dilin İmkânları Dinin İmkanlarıdır

Davut Özgül meal okumalarını değerlendirmeye girmeden dilin insan zihnine, hayatına etkisine değindi. Dilimizin imkânlarının aynı zamanda dinimizin de imkânlarını, işaretlerini oluşturduğunu ve Kur’an’la salih bir iletişime geçmek için O’nun dilini bilmek, dilini anlamak gerektiğini vurguladı. Lakin herkesin Arapça öğrenemeyeceği ve bizimde O nu okumaya olan ihtiyacımızın bizi zorunlu olarak meal okumalarına yönelttiğini aslında böylelikle de Kuran’a direk değil “dolaylı muhataplar” alarak karşı karşıya kaldığımızı ifade etti.

Meallerimiz O Kadar Masum Değil

Türkiye’deki meal çalışmalarının bizim sandığımız kadar masum olmadıklarını (art niyetli diyemesek de) veya en hafifinden Kur’an’ın diline, zarafetini yakışmadıklarını söylemeliyim. D. Cündüoğlu’nun “Kelime özgürdür, bir cümle içinde kayıt altına alınır.” sözünde olduğu gibi kelimelerin cümle içinde tekabül ettiği anlamı dikkate aldığımızda farklı kelimeler bulup yeni cümleler kurmanın ayeti anlamından uzaklaştırdığını ifade ederek birçok örnekle bu önermesini açıkladı.

Farklı meallerden Davut Özgül’ün verdiği birkaç örnek kısaca şöyle;

Alak süresinde geçen insanın neden yaratıldığını açıklayan “alak” kelimesinin sevgi ve ilgi/alaka ile, “cihad” kelimesinin didinmekle, Hz. İsa’nın doğumunu Cebrail a.s. ile Hz. Meryem’in birlikteliğinden doğduğu anlamını çıkaran kelimelerle veya Hz. Musa’ya açılıp Firavun’a kapanan denizin yarılması olayını mucize değil de med-cezir olayı olarak çevrildiği gibi bir çok örnek verdi.

Son dönem meallerin de 18.yy pozitivist akımın etkisinde anlamı aklileştirme gayesiyle asıl anlamından koparıldığını özellikle vurguladı.Son dönem meallerde 18.yy. pozitivist akımının etkisiyle anlamın aklileştime gayesiyle anlamdan uzaklaştırıldığı görülmektedir. Son dönem meallerde 18.yy. pozitivist akımının etkisiyle anlamın aklileştime gayesiyle anlamdan uzaklaştırıldığı görülmektedir. Son dönem meallerde 18.yy. pozitivist akımının etkisiyle anlamın aklileştime gayesiyle anlamdan uzaklaştırıldığı görülmektedir.

Böylelikle de her çevirinin Kur’an’a yeni bir anlam oluşturma çabasını arka planında gizlediğini belirten konuşmacı hatta artık her görüşün her camianın kendine ait bir meali oluşmaya/oluşturulmaya başlandığını söyledi. Bu yeni anlam arayışlarının bizi Kur’an’dan uzaklaştırdığının altını çizdi.

Meal İlahi Söz Değil Yazarın Çevirdiği Sözlerdir

Mevcut meallerin risklerini açıkladıktan sonra meal okumalarımızın daha hayırlı bir istikamet seyir etmesi için izleyeceğimiz yöntemleri şöyle sıraladı;

Meal okurken bir ilahi sözle karşı karşıya olduğumuzu değil yazarın çevirdiği sözlerin karşımızda olduğunu bilerek okumak

Gerçekten mü’minler ancak o mü’minlerdir ki Allah, anıldığı zaman yürekleri ürperir, karşılarında âyetleri okunduğu zaman imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler.

Neden meal okuyoruz? Herkesin yeniden kendi vicdanın da bu soruyu sorgulaması gerekiyor.

Meal okurken kendi kabullerimizi mealin önüne alabildiğimizi buna dikkat etmemiz gerektiğini, meal okurken sürekli notlar almak gerektiği yazarın kavramları kelimeleri nerde nasıl kullandığını tespitinin yapılmasının etkin anlamada çok önemli olacağı ve Kur’an’ı okuyarak  bir düşünce oluşturmanın Arapçayı azda olsa bilmeden sadece meal okumalarıyla kesinlikle mümkün olmayacağını belirten Davut Özgül  Kur’an’ın “dolaylı muhatapları” olarak meal okumalarını bundan sonra  bu rikkatle okunması ve ucuza kotarılmış meallere prim vermemiz gerektiğini vurgulayarak sözlerine son verdi.

Mehmet Akif’in meali olarak iddia edilerek çıkan meal hakkında da sunum sonunda değerlendirme yapan Davut ÖZGÜL “Yaptığım okumada gördüm ki bu ancak Akif’in bir çalışma taslağı olabilir. Çünkü Akif’in dilini Kur’an’a bakışını asla yansıtmıyor belki de bu şekilde bunu yayınlamak onun ruhuna saygısızlık da olabilir.” diye değerlendi.