Malatya Filistin İçin Ayakta!

0
178

Aralarında Meşale Der’in de bulunduğu Malatya’daki STK’lar “Ortak Değerler Platformu” bünyesinde bir araya gelerek ABD ve İsrail’i protesto etti.

Malatya’daki STK’lar Soykan Meydanı’nda “Filistin Davasına Sahip Çıkmak, ABD ve İsrail’i Telin Etmek” mitinginde bir araya geldi. Mitinge, STK’ların yanı sıra siyasi partilerin temsilcileri, il ve ilçe başkanları, milletvekili aday adayları, Oda ve Birlik başkanları ile Malatya halkı katıldı.

İsrail ve Amerikan bayraklarının yakıldığı mitingde, Filistin’e destek, Amerika ve İsrail’e lanet sloganları atıldı.

Ortak Değerler Platformu adına konuşan Hüseyin Polat, Filistin’in 70 yıldır bir terör devleti altında ezildiğini vurgulayarak, İsrail ve ABD’ye karşı tepki göstermek adına tüm İslam dünyasını desteğe çağırdı.

Emperyalist ve Siyonist devletlerin baskısı altında ezilen, öldürülen, toprakları işgal edilen Filistin halkının başlatmış olduğu sivil direniş hareketi “Büyük Dönüş Yürüyüşü”nde 200’den fazla Müslümanın öldüğünü dile getiren STK’lar, Filistinli halkın yanında olduklarını belirtti.

STK’ların yaptığı açıklamalarda, “Sahip olduğumuz nimetlerin en kıymetlilerini Kudüs’ün kurtuluşu için ayıracağımızdan ve bu uğurda feda edeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Başta canlarımız olmak üzere, sahip olduğumuz her şey insanlığın barış yurdu, Darusselam, Beytü’l-Makdis, Kudüs, Gazze ve Filistin için fedadır” ifadelerine yer verildi.

“Katliam, Suikast, Sürgün, Hapis, Baskı…”

Mitingde Ortak Değerler Platformu adına konuşan Basın Sözcüsü Hüseyin Polat, şunları dile getirdi: “Başlarına bela olan, peygamber katili Yahudilerden kurtulmak için, 15 Mayıs 1948 yılında Filistin topraklarında onlara Siyonist bir devlet kurarak, Müslümanların bağrına bir hançer saplayan batılı emperyalistler, kendilerini tüm uluslararası kanun ve anlaşmaların üzerinde gören bu işgalci, terör aygıtını iyice yerleştirmek için ellerinden geleni yaptılar.

Katliam, suikast, sürgün, hapis, baskı, fizikî ve psikolojik, akla hayale gelmeyecek işkence çeşitleriyle Filistin’i Filistinlilere zindan ettiler. Daha rahat zulmedebilmek için, etrafına duvarlar örerek Gazze ve Batı Şeria’yı birbirinden ayırdılar. Filistin’i tam anlamıyla bir açık hava hapishanesine çevirdiler. İşte, yaklaşık iki aydır Filistinli kardeşlerimizin, yıllardır sürgündeki kardeşlerinin dönüşünü sembolize eden, Büyük Dönüş Yürüyüşü adı altında sürdürdükleri, hiçbir şiddet içermeyen, tamamen barışçıl eylem, kana bulandı.

Başladığı günden bu yana 200’ün üzerinde insanımız, terörist devletin insanlıktan çıkan, gözü dönmüş askerlerinin kullandığı canlı mermilerle katledildi, 2000’den fazla insan ise yaralandı. Her geçen dakika şehit ve yaralı sayısı artıyor. Evet, 70 yıldır Filistinli kardeşlerimiz, insanlıktan nasibi olmayan, insanlığın yüz karası bu terör devletinin uyguladığı onca zulümlere karşı mücadele ediyor, direniyor ve her gün kurbanlar veriyor. Çağdaş, emperyalist güçler ise, yıllardır işlenen bu zulümleri bir tiyatro izler gibi izliyor. Televizyon ekranlarında kınadıklarını iddia ettikleri insanlık düşmanı, işgalci, terör aygıtını, tavır ve tutumlarıyla cesaretlendirdiler, destek verdiler, hatta teşvik ettiler.

“Amerika, İslam’ın Dağınık Olmasını Fırsat Bildi”

Bundan 5 ay önce, İslam dünyasının dağınıklığını fırsat bilen Amerika; Müslümanların başına musallat ettiği kralları, şeyhleri, veliahtları ve darbeci başkanlardan da cesaret alarak ilk kıblemizi, Miracın ve İsra’nın topraklarını terör merkezinin başkenti ilan ederek, İslam ümmetine açıkça savaş ilan etti. Başa geldiği günden beri bir kovboy gibi hareket eden Trump, İsrail’den daha İsrailci olmaya çalışarak, bugüne kadar barış adına ortaya konulduğu iddia edilen tüm çaba ve gayretleri bir anda yok ederek, savaşın fitilini ateşledi.

Şimdiye kadar, tarafsız ve barış yanlısı olduğunu iddia eden Amerika, hem ne denli tarafsız olduğunu gösterdi hem de bundan sonra kendileriyle, barış dilinin değil, direniş ve savaş dilinin geçerli olacağını açıkça ortaya koydu. Trump, Ortadoğu’nun barışı için elinden geleni yapacağını söylüyor. Evet biz, onlar barış deyince neyi kastettiklerini çok iyi biliyoruz. Onlar Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya, Afganistan’a, Yemen’e Mısır’a ve birçok İslam ülkesine getirdikleri sözüm ona barıştan bahsediyorlar. Lütfen söyler misiniz? Bunlar nereye barış getirdiler? Bunlar kan, gözyaşı, hapis, sürgün ve savaştan başka neye öncülük ettiler? Bunların egemen oldukları şu dünyada kim kendini güvende hissetti? Kaç kişi mutlu olabildi?

Onun için biz, yüzlerce yıl dünyaya insanlık, adalet, özgürlük, barış ve medeniyette öncülük, örneklik ve önderlik yapmış, aziz İslam ümmetinin evlatları olarak onlara şöyle sesleniyoruz: Barış, sizin işiniz değil. Siz insanlıktan, adaletten, özgürlükten ve gerçek medeniyetten anlamazsınız. Bu kelimeleri daha fazla kirletmeyin. Sizin devletiniz, sözüm ona medeniyetiniz, insanların kanı ve gözyaşları üzerine kurulmuştur. Sizin en büyük zenginliğiniz, savaş ve silah zenginliği. Felsefeniz, bölmek, parçalamak ve yutmaktır. Yani aldatmak, kullanmak, sömürmek ve uygun gördüğünüz anda da yok etmektir. Akif’in ifadesiyle, medeniyet dediğiniz tek dişi kalmış canavardır.

“Sizleri Kimse Kurtaramayacak”

Sizin varlığınız, başkalarının yok olmasına bağlı. Sizin mutluluğunuz, mazlumların gözyaşlarının üzerine bina edilmiş. Sizin, yaşaması için her gün oksijen pompalamaya çalıştığınız, Siyonist terör aygıtı da aynen sizin gibi. Onu bugünlere, tek sermayeniz olan, yalan, dolan, ikiyüzlülük ve sahtekârlıkla kahpece getirdiniz. Başımıza musallat ettiğiniz kuklalar marifetiyle ayakta tuttunuz. Ama artık tüm sermayenizi tükettiniz. Artık sadık şeyhleriniz, krallarınız, fetbazlarınız ne kendilerini ne de sizi kurtarabilirler. Şunu bilin ki; kapalı kapılar ardında bir-iki gülücükle, kendilerine verdiğiniz üç-beş kuruşluk maaşla veya başkentlerinizde üç beş metre kırmızı halı üzerinde yürüterek satın aldığınız uşaklarınız, artık sizi kurtaramayacaklar. Mazlumların kanı sizi de onları da boğacaktır.

Uzun süredir, yapmakta olduğunuz demagojiler bir kısmımızın dikkatini dağıtmış olabilir, sizi doğru bir şekilde tanımalarını engellemiş olabilir, biraz da bizi, zamansız ve hazırlıksız yakalamış olabilirsiniz. Fakat çok kısa bir süre içerisinde eksikliklerimizi gidereceğimizden ve hazırlıklarımızı tamamlayacağımızdan ve birbirimize daha fazla kenetleneceğimizden emin olabilirsiniz. Bugünden itibaren, camilerimizde, okullarımızda, üniversitelerimizde, fakültelerimizde ders programlarımızı değiştireceğimizi ve bugüne kadar belki de ihmal ettiğimiz, hazırlık, direniş, mücadele, sabır, cihat, zafer ve şehadet derslerini programlarımızın başına aldığımızı bilin.

Her fırsatta çocuklarımıza ve öğrencilerimize Allah’ın gerçek kullarına, kullara kulluğun yakışmayacağını, ya izzetimizle yaşamamız veya onurumuzla ölmemiz gerektiğini anlatacağız. Bundan böyle bunlar, derslerimizin en önemli kısmını oluşturacaktır. Sahip olduğumuz nimetlerin en kıymetlilerini Kudüs’ün kurtuluşu için ayıracağımızdan ve bu uğurda feda edeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Başta canlarımız olmak üzere, sahip olduğumuz her şey insanlığın barış yurdu, Darusselam, Beytü’l-Makdis, Kudüs, Gazze ve Filistin için fedadır.

Ayet-i Kerimenin ifadesiyle “Belki, hoşumuza gitmeyen bir şey hakkımızda hayır” olacaktır. Allah bilir, biz bilemeyiz. Kim ne derse desin. Ne düşünürse düşünsün. Komutanları Hz. Muhammed olan bir ordu ümitsizliğe kapılmaz. Allah’ın gerçek kulları, O’ndan başka hiçbir gücün önünde eğilmez. Bizim kitabımızda Allah’tan başkasından korkmak yoktur.

“Bugünden İtibaren Herşey Farklı Olacak”

Bizler, aziz İslam ümmetinin bir parçası olan Malatya’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları Ortak Değerler Platformu olarak, bugünden itibaren bizim için her şeyin farklı olacağını açıkça ilan ediyoruz. Biz şu andan itibaren, bütün çalışmalarımızı, emperyalistlerin bağrımıza sapladıkları hançeri çıkarıp atmak için yapacağız. Emperyalistler iyi bilsinler ki; işlenen zulüm, kesinlikle yeni Ömerler, Selahaddinler çıkaracaktır. Hepimizin duası, Allah’ın bizi Selahaddin kılması veya aramızdan Selahaddinler çıkarmasıdır.

Bizim sineceğimizi, boyun eğeceğimizi, kabuğumuza çekileceğimizi zannedenler, çok yakın bir zamanda ne kadar yanlış düşündüklerini göreceklerdir. Yaşanan bu vahim olaydan dolayı üç günlük yas ilan ederek, duyarlılığını gösteren ülkemizin idarecilerine bu duyarlılıklarını devam ettirilmelerini, bunun yanında emperyalistlerin planlarını uygulamaya çalışan, onların sözcülüğünü yapan veya onlarla öğrendiklerini gevelemeye çalışanlara da şöyle sesleniyoruz:

Amerika’nın öncülüğünde Siyonist terör devletiyle yapmış olduğunuz Camd David, Oslo ve benzeri anlaşmaların geçersiz olduğunu ifade edin. Bu terör aygıtıyla yapmış olduğunuz anlaşmalardan çekilin, ülkelerimiz adına onunla kurduğunuz tüm diplomatik ilişkileri kesin. Oradaki elçiliklerimizi kapatın, ümmetin yakasından düşün ye yolumuzdan çekilin. Biliniz ki; şu anda başında bulunduğunuz Müslüman halklar, bu terör devleti ve ona destek verenlerle yaptığınız hiçbir anlaşmayı kabul etmemektedirler. Bu ümmet düşmanlarının amaçlarına hizmet eden, onlarla işbirliği yapan, servetini başkalarına peşkeş çekenleri affetmeyecektir.

Ya Rabbena! Eğer bizi daha fazla yaşatacaksan bizi biz yapan değerlerimizle yaşamayı nasip et veya değerlerimiz uğruna şehit olmayı bize kolaylaştır. Zalimlere daha fazla değerlerimizi, mukaddesatımızı çiğneme ve mazlumların kanlarını dökme fırsatı verme.”

Mitingin ardından İsrail ve ABD’nin bayrakları yakıldı. Filistin’de İsrail Askerilerine karşı mücadele ederken şehit düşen Müslümanlar için gıyabi cenaze namazı kılındı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.