Maarif davamız ve karma eğitim

0
163

İki yüzyıldır bir maarif davamız var. Her siyaset bu davayı kendisine göre çözmek istiyor. Resmi ideoloji pozitivizm ile bunu çözmeye çalıştı (Doktorada çalıştığım din dersi ve sosyoloji ders kitaplarında bunu açıkça gördüm). Pozitivizm sosyoloji, tarih, coğrafya, felsefe ve hatta din dersi kitaplarında da hakim bir ideoloji oldu. Bu ideoloji ile seküler ve batıcı yurttaşlar yetiştirilmek istendi. Ulus devletin yurttaşları için ön gördüğü pozitivist kimlik, maarifin misyonu oldu. Nurettin Topçu gibi bir anti-pozitivistin bile Maarif Bakanlığı’na yazdığı sosyoloji ders kitabına baktığımızda Durkheim şemasının tekrarını görürüz. Maarif davası diye bağıran ve milli duruşa sahip bir mütefekkirimizin bile resmi müfredattaki kitabı pozitivisttir.

Milli ve dini dalgadan yükselen itirazlar maarifin pozitivist müfredatına her zaman direndi. Bundan dolayı zamanla din dersleri yeniden müfredata girdi, Türk-İslam tarihi öne çıktı ve evrim teorisinin müfredattaki hakimiyetine son verildi. Millet ile resmi ideoloji arasında daha uzlaşmacı süreçler yaşandı.

Modern yurttaşlar yetiştirmeyi amaçlayan maarif siyaseti, fiiliyatta geleneği de içinde tutan kimi örnekler de ortaya koyuyordu. Örneğin kadınları anne rolleriyle öne çıkarıyor, erkeği de baba rolleriyle. Erkeği ev dışı, kadını da ev içi statüsüyle tanımlıyordu. Ankara Selçuk Kız Lisesi gibi okullar (1928/1932) açılıyordu. Akşam Kız Sanat okulları gibi okullar da vardı. Kadın ve erkek farklılığına dayalı bir eğitim bu. Cumhuriyet ideolojisi ilginç bir biçimde cinsiyet farklılığına dayalı ve karma eğitimi aşan çoğul bir eğitim imkanını da koruyordu. Ankara Selçuklu Kız Enstitüsü bunlardan en ünlü olanıydı.

Kız liselerinde ev hanımı ve kadının anne rolünü destekleyen, ailesinin geçimini sağlamaya yönelik bilgi ve beceriler öğreten bir program uygulandı. Yemek, nakış-dikiş, çiçek, şapka, çocuk bakımı, resim, ev idaresi, moda gibi dersler okutuluyordu. Kız meslek liseleri çalışmalarını 28 Şubata kadar sürdürdüler. Sonra 28 Şubat darbesi, kız liselerindeki bu uygulamaları ve imam hatiplerdeki kız ve erkek sınıflarının ayırımını eşitsizliğe aykırı buldu. Bundan dolayı İHL’nin kız erkek farklılığını dayalı sınıf yerleşmesine son verildi. Kız lisesine de erkek öğrenci alındı! Eşit yurttaşlık peşinde olan darbeciler, nedense “eğitimin fırsat eşitliğini” sınıflar arası bağlamda düşünmeyi akıllarına getirmediler. Onlar dini kafaya takmışlardı. İmam hatiplerle kafayı bozmuşlardı. Cinsiyete dayalı sınıf farklılaşmasını eşitsizlik diye algılıyorlardı. Bunu da Atatürk adına yapıyorlardı. Oysa Atatürk döneminde kız liseleri de vardı ve bu liselerde sadece kızlar okuyordu.

Bugünlerde yeniden 28 Şubat darbe ruhu hortluyor. Gazeteler ve televizyonlarda karma eğitim elden gidiyor, irtica geliyor demeye başladılar. Artık doğrudan “irtica geliyor” demiyorlar. Bunun yerine başka cümleler kuruyorlar. Karma eğitim “eşittir eğitim eşitliği” diyorlar. Kimsenin karma eğitimi reddettiği yok. Sadece karma eğitimini savunmak da tekçi bir eğitim tarzı. Oysa hem karma hem de kız ve erkeklerin farklı sınıflarda okuduğu çok seçenekli eğitim imkanları sunuluyor. Herkes istediğini tercih edebilir. Zaten toplumun ezici çoğunluğu karmayı tercih ediyor.

Sol ve laikçiler neden eğitim eşitliğini “fırsatta eşitlik” diye anlamıyorlar? Eğitimden eşit yararlanma konusunda zengin ve fakirler arasında açılan uçurumlara neden dikkat çekmiyorlar? Çünkü onların tek derdi kendi ideolojilerinin hakimiyetine dayalı eğitimin sürmesi. Laikçi doktrinlerine göre eğitimin eşitliğini salt sekülerlik temelinde anlıyorlar. Kendi doğrularını herkese dayatıyorlar. Karma eğitim bitiyor diye bağırmalarının nedeni bu. Artık Türkiye onların bağırmalarıyla şekillenmeyecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “milli eğitim” bakanlığı olarak çalışmasının zamanı çoktan geçti. Bu toplumun milli ve manevi varlığını dikkate almayan bir bakanlık nasıl milli olabilir ki?

Eşitlik, bir düzleştirmedir aynı zamanda. Çoğulculuğu, farklılığı ve çeşitliliği yok eder. İnsanın farklı seçenekleri olacak ki özgür iradesini kullanabilsin. Ayrıcalıklı durumları gidermek için ise hukuktaki eşitlik önemli. Ancak eğitim, din ve sosyal hayatta eşitlik ciddi sorunlara yol açar. Eşitlik adına herkesin aynı olmasını ister isek ne çoğulculuk, ne de farklılık kalır. Buna zorbalık, tekçilik ve otoriterlik denir. Herkese karma eğitimi dayatmak da budur. Yani eşitliğin zorbalığı!..

Ergün Yıldırım / Yeni Şafak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.