M. Eyüp Han ile Arakan Üzerine

0
155

Budistler ile Müslümanlar arasında senelerdir süren savaşın son zamanlarda şiddetinin arttığı Arakan’da bildiğimiz gibi kanlar durmuyor.

Bu bölgede yaşayan Müslüman halk, baskıcı Budist yönetim tarafından çeşitli eziyetlere maruz kalıyor ve Arakan’da bir insanlık suçu işleniyor. Biz de Arakan’da olan katliamların nedenlerini, bu bölgede yaşayan Müslüman ve Budist halkları, sürekli bir baskı uygulayan hükümeti ve Arakan’daki şiddetin son gelişmelerini öğrenmek ve bu toprakları daha da yakından tanımak için aslen bir Arakanlı olan ve Türkiye’de yaşayan Dr. Muhammed Eyüp Han’a sorularımızı sorduk.  

Mert Mut

Arakan da neresi? Böyle bir yer de mi vardı?

Soru: Arakan’dan ve Arakanlı Müslümanlardan bahseder misiniz? Arakan neresidir, Arakanlı Müslümanlar kimlerdir? Arakan’da ne kadar Müslüman yaşıyor?

Cevap: Arakan bir zamana kadar bağımsız bir ülkeydi. 1870’li yıllarda Arakan ilk olarak işgal edildi, ondan sonra da 1824 yılında İngilizlerin bölgeyi işgal etmesi ile birlikte İngilizlerin eline geçti. Daha sonra 1948 yılında Burma’ya ilave edildi. Az önce dediğim gibi 1870 yılından bu yana Arakan işgal altındadır. Coğrafi konuma gelince doğal olarak Burma’dan ayrı bir memlekettir. Kuzeybatısında Bangladeş ile komşudur. Arakan’da şu anda yaklaşık 1,5 – 2 Milyon Müslüman olduğunu tahmin ediyoruz. Müslümanların o coğrafyadan silinme politikası olduğu için istatistik bilgiler tam olarak verilmiyor. 

Soru: Müslümanları katleden Budistlerden bahseder misiniz? Kimdir bunlar, sayıları ne kadardır? 

Cevap: Bu bölgede daha önce de söylediğimiz gibi 1870’e kadar Arakan devleti mevcuttu. 1430 yılında Müslümanlar orayı bağımsız olarak yönetti. Yani 1430 yılı Müslümanların Arakan’a hâkim olduğu yıldır. Tarihte bu böyle 450 sene kadar devam etti; yaklaşık 1870’e kadar. Müslümanların ilk olarak buraya gelişleri 7. yy’a dayanıyor yani İslam’dan bahsediyoruz. Tabi 7. yy’dan önce de orada insanlar yaşıyordu, bu insanlar, Hinduizm’e inanıyordu. Şu andaki insanlar değildi. Bu insanlar, Fars, Türk vb. insanlarının karışımı ile oluşmuştur. Yani yüzyılların içinde oluşmuşlardır. Budistlerin Hindistan’dan bu bölgeye gelmesi 10. yy’a denk geliyor. Bu bölgede yaşayan Budistlerin sayısı Müslümanların sayısından biraz fazladır. Ama bu olayların olduğu yerdeki halkın büyük çoğunluğu Müslümandır.

Soru: Şu an Arakan’da nasıl bir yönetim var?

Cevap: Şu an Arakan’da, Burma’nın egemen olduğu bir yönetim var. Zaten Burma cunta ile yönetiliyor. 2010’dan itibaren sivil görünümlü yarı sivil askeri rejim yönetimi hâkim. Arakan’da zaten ayrı bir eyalet olarak duruyor.

Soru: Arakan’da şiddet olayları nasıl başladı ve büyüdü?

Cevap: Olayın bir görünen noktası var bir de görünmeyen noktası var. Görünen noktası; Bir Budist hanıma Müslümanlar tarafından tecavüz edilip, öldürüldüğü iddia ediliyor. Hâlbuki sonra anlaşılıyor ki bunu Budistler yapmışlar ve suçu da Müslümanların üzerlerine atmışlar. Ayrıca bu olaydan 2-3 gün sonra 3 Müslüman genci içeriye alıp intihar süsü vererek infaz etmişler.

Olay 28 Mayısta Arakan’ın bir köyünde oluyor. Köyde elektrik bile olmadığı halde dünya kamuoyuna ertesi gün sosyal medya yoluyla yayılmış ve Burma’nın medyasında ertesi gün çıkmıştır. Elektriğin olmadığı bir yerde bu nasıl olabilir? Bu, olayın planlı bir şekilde yapıldığını gösteriyor. Ve bu olay olduktan sonra o Budist gruplar çeşitli provokasyonlarla oradaki Müslüman bölge halkına propagandalar yaptılar. 3 Haziranda Burma Müslümanları, Arakan’ın güney bölgesindeki Müslümanların yanına geldiler. Bunlar eve dönerken bu Budist çeteler (300-400 kişi) bu insanların yollarını kestiler. Bu insanlar dönerlerken kontrol noktalarından geçiyorlar. Buradan çıktıktan sonra bu 300-400 kişilik çeteler onları durdurup bu insanları döverek linç ettiler. Bundan sonra bu olaylar dünya kamuoyuna yansıdı. Ertesi gün zaten Burma’da bunların akrabaları ve yakınları protesto düzenlediler. Bu insanlar oradaki vahşetin bir kısmını fotoğrafladılar ve bunları yayımladılar. Hatta pankartlardan fotoğrafları indirmek isteyenler oldu. Bu fotoğrafların yayımlanmasına karşı çıktılar. Budist çeteler, Müslümanlara sataşmaya devam etti ve bu çeteler; “Müslümanlar bizi öldürüyorlar” diyerek güvenlik güçlerine haber gönderdiler. Güvenlik güçleri de Cuma namazı günü caminin etrafını sararak iki Müslüman’ı öldürdü. Bunun üzerine Müslümanlar da galeyana gelip sağa sola saldırıyorlar. Bundan sonra da olaylar patlak verdi.

Soru: Budistlerin Müslüman Arakan halkını katletmesinin ve onlara düşmanca davranmasının sebepleri nelerdir?

Cevap: Arakan’ın asıl sahipleri Müslümanlar ve Budistlerdir. Ve hiçbir zaman Budistler burayı Müslümanlarla paylaşmak istemedi. Şu andaki mevcut rejimin desteği ile Müslümanlara haklarını hiçbir zaman vermek istemediler. Arakan’daki ve Burma’daki Budistler iş birliği yaparak bu Müslüman halkı buradan sürmeye çalışıyorlar. Kısacası Budistler, burayı Müslümanlarla paylaşmak istemiyorlar.

Soru: Arakanlı Müslümanlar ne istiyorlar?

Cevap: Arakanlı Müslümanlar kendi haklarını geri istiyorlar. İnsanca yaşamayı, özgürce yaşamayı ve bütün vatandaşlık haklarını geri istiyorlar.

Soru: Komşu Bangladeş’in, Arakanlı mültecileri kabul etmek istemediği hatta ülkesindeki mültecileri geri göndermek istediği şeklinde söylentiler var. Bangladeş mültecileri neden kabul etmek istemiyor? Budistlerden mi çekiniyor? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Cevap: Bangladeş kendisini kuvvetli görmüyor. Bizi problem olarak görüyor. Yani diyelim orada 1,5 – 2 Milyon insan var, dışarıdaki insanlarla birlikte 4 Milyon diyelim. Buradan gidecek mültecilerle kendi 150 Milyonluk halkını riske atmak istemiyor. Bangladeş Burma’nın ve Arakan’ın kaynaklarından yararlanmak istiyor, diğer yandan Çin ile ticaret yapmak istiyor. Bu kısa ticaret yolu Burma üzerinden ancak yapılabilir. Bundan dolayı ekonomik kaygılardan dolayı bu insanları kabul etmek istemiyor. Çünkü Arakanlı Müslümanların arkasında güçlü bir ses yok.

Soru: İslam dünyasının Arakan meselesine bakışını ve ilgisini değerlendirir misiniz?

Cevap: Bangladeş bu olay olmadan önce ve bu olay olduktan sonra da bize sınırlarını kapatmıştır. Zaten mültecileri de kabul etmiyor. İslam İşbirliği Teşkilatının da herhangi bir tedbiri yok. Olmadığı için müdahale de edemiyor. Tedbirleri olsaydı müdahale edebilirlerdi. İslam İşbirliği Teşkilatının yumuşak bir şekilde bildirileri oldu. Ama hala kınıyoruz dediklerini duymadık. Bu bizim açımızdan üzücü bir olay. Bu teşkilatın içerisinde 57 devlet var. Birleşik Arap Emirlikleri emiri buradaki olaylar için Birleşmiş Milletleri toplantıya çağırdı. Daha sonra İran bu olayların kabul edilemez olduğunu açıkladı ve Birleşmiş Milletlerin güvenlik güçlerinin duruma müdahale etmesini istedi. Tabi Dünya basınında bu olayların yer alması bir nebze de olsa iyi oldu. Türkiye başta olmakla beraber son zamanlarda basında yer alıyor.

Soru: Arakan’daki sorunların bitmesi ve nihai çözümün sağlanması için neler gerekiyor? Müslümanlar ve sivil toplum kuruluşları bu konuda neler yapabilir?

Cevap: Sivil toplum kuruluşları Türkiye de inisiyatifler almaya başladı. Kamuoyuna seslenebilir, kamuoyu oluşturabilir ve bazı kuruluşları harekete geçirebilir. Hükümeti bu konuda uyarabilir.

Soru: Arakan’daki en son durumu özetler misiniz?

Cevap: Tabi orada tam olarak neler olduğunu bilemiyoruz ancak telefon ile haberdar oluyoruz. Çeşitli yerlerden topladığımız bilgilere göre 10.000 Müslüman’ın kaybolduğunu düşünüyoruz. Bu insanlar, öldürülmüş de olabilirler. Ve orada 25 köy tamamen yok edildi. Bazı köyler yakıldı ve zarar gördü. Bunların hepsi için kanıtlarımız var. Son olarak olayların sakinleştiğini söylüyorlar ama tamamıyla sona ermemiştir. Sadece şiddeti azalmıştır. Burada güvenlik güçleri de insanları tutukluyorlar ve bilinmeyen yerlere götürüyorlar. Şu anda insanlar hala dışarıya çıkamıyorlar.

İki gün önce aldığım bilgilere göre dışarı şehirlerdeki tüccarlar başkente giremiyorlar. Dükkânlarını açamıyorlar, çünkü engelleniyorlar. Tabi oraya gidip olayları görmedikçe ve o olayları yaşayan insanlarla konuşmadıkça bu olayları anlamanın zor olacağını düşünüyorum.  

Kaynak: Özgün İrade Dergisi Ağustos 2012