Küresel Barış Vizyonu Çalıştayı Gaziantep’te Yapılıyor

0
183

Bilim Eğitim Kültür Araştırmaları Merkezi (BEKAM) tarafından düzenlenen “Küresel Barış Vizyonu Çalıştayı” Gaziantep’te başladı.

4-5 Mart tarihlerinde Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan çalıştaya; Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Suriye Geçici Hükümeti Eski Başbakanı Ahmet Tuma, Eski Bakan ve Aktivist Esat Mustafa, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, BEKAM Başkanı Mehmet Ali Eminoğlu, Türkiye, Suriye ve Avrupa’dan gelen siyasetçi, gazeteci, yazar, kanat önderleri, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri katılıyor.

Çalıştayın gündem maddeleri ise şöyle;

Suriye-Türkiye ortak tarihi ve ortak geleceği başlığı altında;

Türkiye ve Suriye’nin gelecek tasavvuru, Türkiye ve Suriye’nin ortak tarih ve kader birlikteliği, Türkiye ve Suriye arasında ortak tarih, kader ve gelecek tasavvuru için öncelikle yapılması gerekenler,

Eğitim başlığı altında;

İslam ülkelerindeki eğitim öğretim faaliyetlerinin niteliği ve geleceği, Suriye ile eğitimde ortak işbirliği için yapılması gerekenler, Türkiye ve Suriye ders kitaplarında barış ve ortak yaşam ilkelerinin vurgulanması, İslam dünyasının eğitim sorunlarıyla ilgili farkındalık kazanma ve çözüm önerileri,

Kültür başlığı altında;

İslam ülkeleri arasında kültürel iletişim ve etkileşimin önemi, Türkiye ve Suriye arasında kültürel işbirliği, kültürel faaliyetlerin geleceğin inşasındaki rolü,

Ekonomi başlığı altında;

İslam ülkeleri arasındaki ekonomik işbirliğinin anlamı ve önemi, Ortadoğu ülkeleri arasında ekonomik işbirliğinin önündeki engeller, Suriye Türkiye arasındaki ekonomik işbirliğinin geleceği,

Stratejik Çalışmalar başlığı altında;

Dünyadaki Müslüman mültecilerin ülkelere dağılımı ve güncel durumları, Ortadoğu ülkeleri arasındaki çatışmaların barışçıl çözüm önerileri, Dünya Müslümanlarının medya ve siyasetteki temsil biçimlerinin değerlendirilmesi, Suriye ve Türkiye’nin barışa, işbirliğine, uyuma dayalı gelecek beklentileri, Suriye’de etnik, mezhepsel, dini ve siyasi farklılıkların barış ve uyuma dayalı gelecek beklentileri için yapılması gerekenler, Ortak bilinç, ortak hafıza, ortak eylem ve ortak dilin önemini vurgulama,

Sosyal Bütünleşme ve Uyum başlığı altında;

Türkiye’de Suriyeli Mültecilerin sosyal entegrasyonu konusundaki mevcut durum nedir? Türkiye’de Suriyeli mültecilerin gelmesiyle oluşan toplumsal gerginlik ne düzeydedir? Sosyal bütünleşme konusunda yaşanan sorunlar nelerdir? Türkiye bu sorunlar karşısında hangi çözüm önerilerini getirmektedir? Türkiye’de Suriyeli mültecilere yönelik olarak sosyal uyumun arttırılmasına ve gerginliğe yol açan unsurların dindirilmesine yönelik nasıl bir işbirliği çalışması yapılabilir? Hali hazırda gerçekleştirilmiş ya da gerçekleştirilen iş birliği çalışmaları nelerdir? Potansiyel ortak çalışmalar neler olabilir? STK’ların ve uluslar arası kuruluşların Suriyeli Mültecilerin misafir oldukları ülkelere sosyal entegrasyonu konusunda yürüttüğü çalışmalar, aldıkları inisiyatifler nelerdir?

Çalıştay hakkında bilgi veren BEKAM Başkanı Mehmet Ali Eminoğlu bu çalışmanın hem Suriye’nin hem de Türkiye’nin geleceği için çok önemli olduğunu vurgulayarak; “Bu çalıştayın gelecekte oluşturulacak ilişkilerimize, sosyal, siyasi, eğitim, kültür alanı başta olmak üzere bütün ilişkilerimize olumlu yönde etki edeceğini düşünüyorum. Yurt içinden ve yurt dışından gelen tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.” dedi.

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir ise “bu çalıştay bir imkânın, bir vicdanın, bir ufkun, bir yüreğin bölgesel ve küresel düzeyde hayale, düşünceye, eyleme geçme çabasının bir arada bulunuşunu temsil ediyor. Hayallerimize ortak olduğumuz için ortak geçmişimizden ortak bir geleceği konuşmak için buraya geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Anadolu devletiyle, milletiyle bu insanlık krizi sürecinde elinden geleni yapma gayretinde ve çabasında oldu. Suriye meselesinde halkımız yüreğini açtı Suriyeli kardeşlerine. Ancak alimler, entelektüeller ve kanaat önderleri olarak ne düşündüğümüzü ve ne yapmamız gerektiği konusunda bizlerin sorumluluk alma vakti geldi ve geçmektedir. Şimdi kelamın, tefekkürün, irfanın İslam dünyasının özelde Suriye’nin birikmiş bu sorunlarını çözme vakti gelmiş ve geçmektedir. Bugün için Suriye meselesi ekonomik, sağlık, nüfus, barınma, eğitim ve insan hakları gibi kavramlar alanında tartışılsa da temelde, işin özünde batı ve doğu arasındaki kronik bir mücadelenin en temelde de savaş bloğuyla barış bloğunun bir mücadelesinin eylem sahasıdır Suriye. Batının İslam coğrafyasında 100 yılı aşkındır başlattığı bu talan ve istila, aramızdaki problemleri çatışmaya dönüştürme çabalarıyla tarih dışına itildik. Yeniden kendimizle, değerlerimizle buluşabilmek için bu milletin, bu toprakların aydınlarının, entelektüellerinin, gazetecilerinin, fikir insanlarının elini yüreğine alırcasına aramızda nifaka neden olmuş sorunlarımızı konuşma vakti gelmiştir. Bu meselelerin çözümünün takdir edersiniz ki merkezi bu kavgaları çıkaran, bu fitneleri körükleyen merkezlerin yaklaşımıyla değildir. Bugün Suriye meselesinin çözümünü Cenevre’de arıyorsak Suriye ve Türkiyeliler olarak, bu toprakların kadim insanları olarak kendimizi gözden geçirmenin vakti yine çoktan gelmiştir. İslam topraklarının, bu coğrafyanın sorunlarının Kürdü ile Türküyle, Arabıyla, Acemiyle tüm mezhebi etnisiteleriyle, tüm din farklarıyla sorunlarını, bu sorunları çıkaran emperyalist başkentlerde değil kendi merkezlerimizde, kendi entelleküel auramızda konuşarak bir çıkış aramamız ve bulmamız gerekir. İşte bu, bu toprakların dününde var olan, farklılıkları fırsat gören, farklı yaklaşımları imkân gören bu irfani yaklaşımlar etrafında bir araya geldik. Bu yaşananlar karşısında bizim sessiz kalmamız duyarsız kalmamız insanlığımızı yok saymamız anlamına gelir. Büyük düşünür Aliya İzzetbegoviç der ki, bu yaşadığımız savaşlarda bizim meselemiz düşmanlarımızın sözleri, yaptıkları değil, dostlarımızın bu yaşadıklarımız karşınında sessiz ve çaresizce bakmalarıdır. Onun için kendi meselemize ses vererek çözümler aramamız gerekir.” dedi.

Hiçbir Zulüm İlelebet Sürmeyecektir

Turgay Aldemir programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir mesajını da okudu. Aldemir; “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan şöyle sesleniyor bizlere; Yıllardır vatanlarının kurtulacağı günü sabırla bekleyen Suriyeli kardeşlerimizin gösterdiği uyum, çaba ve dirayetten dolayı kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Bizim ülke olarak resmi sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız hep başka olmuştur. Gönül sınırlarımızın hududu bizi kardeş olarak gören herkesin yaşadığı yerleri içine alır. Dolayısıyla Suriye’den gelen kardeşlerime diyorum ki biz sizi kardeşimiz olarak görüyoruz. Siz de bizi kardeşiniz olarak görüyorsanız vatanınızdan değil sadece evinizden, toprağınızdan uzaklaştığınızı bilmenizi isterim. Türkiye sizin de vatanınızdır. Şunu unutmayın hiçbir zulüm ilelebet sürmeyecektir. Biliyorum çok zorlukla karşılaştınız, çok acılar yaşadınız, çok kayıplarınız oldu. Allah biz kullarına her zorluğun arkasından bir kolaylık geleceğini her daim vaat etmektedir. Hiç şüphesiz Allah sabredenlerle, mücadele edenlerle beraberdir. Üzülmeyeceğiz, ümidimizi asla kesmeyeceksiniz, mücadeleyi asla bırakmayacaksınız, duayı asla ve asla terk etmeyeceksiniz. İnşallah çektiğiniz sıkıntıların verdiğiniz emeklerin karılığını alacaksınız. Evinize, yuvanıza kavuşacağınıza o günlerin çok uzak olmadığına yürekten inandığımızı bilmenizi isterim.”

Suriye Geçici Hükümeti Eski Bakanı ve aktivist Esat Mustafa ise; “Türkiye dünyada en fazla Suriyeliye ev sahipliği yapan ülkesidir. Bu adet olarak da böyle verilen hizmetlerin niteliği anlamında da böyledir. Suriyelilerin ihtiyaç duyduğu her şeyi Türkiye sunmuştur. 3 milyon Suriyeliye 6 yıldır Türk hastanelerinde ücretsiz olarak tedavi edilebilmektedir. Yine Türkiye Suriyeli muhaliflere ev sahipliği yapmaktadır ve Suriye devrimi için çalışma yapanlara destek vermektedir. Bu sadece tarihe bir not düşmek için değil, bilakis tüm Suriyelilerin, tüm Müslümanların ve onur sahibi tüm insanların kalbinde bir not olarak durmalıdır. Bu çalıştayla bu dağınık çabaları nasıl bir araya getirebiliriz ve bir verimli bir çalışmaya ve başarıya ulaşacak hale getirebiliriz gelecekte. Bu buluşmanın ana hedefi Suriyeli ve Türk kardeşlerimizle birlikte çalışmaları nasıl koordine edebiliriz? Enerjilerini topluma faydalı hale nasıl getirebiliriz? Çünkü artık biz artık Türkiye’nin yükünü almak istiyoruz. Hepimiz kendi durumuna göre, kendi uzmanlığına göre bir şeyler yapabilir. Bu bölgedeki uzun vadeli hedefimiz; bölgemizde barış ve istikrardır.” dedi.

Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür ise Anadolu coğrafyasının sürekli göç aldığını ve almaya da devam ettiğini belirterek; “İslam coğrafyasında bizim Kudüs senfonimiz var. Bütün dinlerin barışık yaşatıldığı aynı zamanda Haçlı zihniyetine karşı da Selahaddin Eyyubi’nin bu barış düşüncesine taraftar bulduğu birlikte yaşam kültürü. Her şerden bir hayır çıkar. Önemli olan biz her şerden bir hayır çıkarabiliyor muyuz? Biz kurtuluş savaşında Osmanlı bakiyesi olarak bu vatanı kolay elde etmedik. O kadar büyük travmalar yaşadık ki neredeyse ülkenin gençliği kayboldu ve erkek nüfus yarıya kadar düştü. Bizim geçmişte yaşadığımız serencamı Suriyeli kardeşlerimiz şimdi yaşıyorlar. Dünya üçüncü dünya savaşını yapıyor ve bu savaş Suriye üzerinden yapılıyor. Burada batıyla doğunun savaşı veriliyor. Batı çöküyor doğu diriliyor. Önemli olan burada doğunun dirilişine ne kadar katkı sağlayabildiğimizdir.” dedi.   

Selamlama konuşmalarının ardından müzakerelere geçildi. İki gün boyunca gündem maddeleri katılımcılar tarafından müzakere edilecek. Program 5 Mart Pazar günü sonuç bildirgesinin okunmasının ardından sona erecek.