Kurban ile bayram – (Mustafa Kutlu)

0
136

Bu yazı “kurban” ve bayram ile ilgili günümüz toplumunda görülen umumi sıkıntıyı (veya ferahlığı) dile getirmek üzere yazıldı.

Kurban Bayramı üzerinden çok zaman geçti. Bu yazı “kurban” ve bayram ile ilgili günümüz toplumunda görülen umumi sıkıntıyı (veya ferahlığı) dile getirmek üzere yazıldı.

Modern şehirde (mesela İstanbul) yaşamak hepimizin bildiği üzerinde çok konuşulan sıkıntılarla doludur. Modern teknoloji, üretim-tüketim-iletişim-ulaşım; insan ilişkileri bir “hayat tarzı” yaratmıştır. Kırmızıda dur, yeşilde geç. Kapitalizm zamanı ve mekânı sıkıştırmıştır. Daha çok üretim daha çok kâr, zil çalar paydos. Saat çalar koş. Kartı bas, imzayı at, telefona bak, ayaküstü yemek ye, trafiğe takıl, aman uzatmayalım. İşte bir dönen dolap var ve siz onun içinde bir çark, bir vidasınız.

Sıkıntı, stres, birikir, birikir ve tatil yaklaşır yaklaşır. Beklenti artar artar. Bir an önce bu zaman ve mekân kıskacından kurtulup biraz nefes almak istersiniz. İşte bunun adı “tatil”dir.

Tatil kendi çapında bir konfordur ve siz asla onu başka bir şeye feda edemezsiniz (Eskiden tatil mi vardı? Ne zaman: Tarım toplumunda). Tatil beldeleri, oteller, pansiyonlar, ulaşım (artık pek çoğumuzun arabası var), iletişim (telefonla bayramlaşma), bayramı değiştirmiş, tatille birleştirip dönüştürmüştür. Unutmayın, turizmin buna ihtiyacı var.

Bu arada kurbanı da kesmek lazım. Nasıl? Çoğu der ki “kendi kesmek (bu “kendi kesmek” işi de bayağı netamelidir. O gün hastaneler elini-yüzünü-bacağını kesmiş kişilerle dolar, taşar) evlâdır” nerede? Bağda, bahçede, tarlada, avluda. Apartman arası yasak.

Buyur buradan yak.

Bundan az bir zaman önce tarım toplumumuzdan şehirlere akan nüfus mahalle arasında, E-5 TEM kenarında, arsada, ağaç altında, kendince uygun gördüğü yerlerde kesti kurbanını. Bütün şehir mezbahaya döndü, develerden akan kan Boğaz’ın suyunu kızıla kesti.

Belediyeler, vakıflar, dernekler organize oldu. Kurban satış yerleri, kesim yerleri yapıldı şehir kan-et ve gübre kokmaktan kurtuldu. Ama yine de bu organizasyon mevcut kurban kesimini karşılamadı.

Sıralar uzadı, zaman kayboldu vesaire. Bayram tatilinde hem sıla-i rahim yapıp hem kurbanı köyünde kesmek isteyenler yollara düştü. Bu defa kara yolları kaza haberleri ile doldu, yollar kan gölü oldu.

Bu vecibeyi bu şartlarda yerine getirmek için ne yapmalı? Diyanet, Kızılay, vakıflar, dernekler, hayır kurumları devreye girdi. Fakir Müslüman ülkeler için vekalet yolu ile kurban bağışı başladı.

Tatile çıkacak insanlar ferahladı.

Kurbanının Nijerya’da kesildiğine dair video bile adrese gönderiliyor, insanların gönlü rahatlıyordu.

– Yahu kardeşim kurbanını kendin kes, hayır yapmak için fukaraya dağıtsana.

– İyi de bizim semtte herkes kurban kesiyor fukarayı nereden bulacağım?

– Arayan bulur.

– Nasıl?

– Etleri poşetlere koy. Arabanın bagajına yerleştir. Git kenar mahallere, olmadı köylere. Muhtara sor fakiri bul, eti ver.

– Kaç gün sürer bu?

– Gayretine bağlı.

– Bizim tatil ne olacak?

– Ya tatil, ya bayram. Yani kurban.

– Kurban “kan akıtmak” değil mi, ha ben, ha vekil.

Hem Afrika açlıktan kırılıyor.

– Sen bilirsin.

Tarım toplumunda, yani “büyük ailen zamanında kurban bütün merasimi ile yerine getirilen, tatille ilişkisi olmayan gerçek bir bayram idi.

Kurban satış yerine gidilir. Kurban alınıp eve getirilir. Çocuklar, torunlar onu bir iki gün sever besler. Sonra gözleri bağlanır, ehil bir kişi kurbanı keser, tüm aile derinin yüzülmesi, kanın-pisliğin toprağa gömülmesi, etin parçalanması; boğazına düşkün olanların hemencecik ciğer kavurmayı kotarması, sonra bahçedeki büyük masa etrafında bütün ailenin toplanıp tatlısı, böreği, zeytinyağlı dolması ile sofraya oturması.

Bütün bu merasimin ta başında “Kurban Bayramı Namazı” gelirdi ki, çocuklar dahi uykulu gözleri ile gider küçük yaştan itibaren bu büyülü atmosferi tadardı.

Şimdi eskilerin yüzü asık.

Bayram tatile döndü diye sıkılan sıkılana.

Büyük fotoğraf şöyle diyor:

“Devir değişti azizim, suratını asma. Kurban yine kurban ama; ‘Bayram!’ işte orası biraz karışık. Nasıl yani? Açıkçası ‘Tatile karışık.’”

Yeni Şafak

———————————-

Mustafa Kutlu

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI