Kur’an kıssalarının anlaşılmasına dair

0
132

Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından düzenlenen programda “Kur’an Kıssalarının Anlaşılmasına Dair” başlıklı konu irdelendi.

Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından düzenlenen Öğretmen Hasbihal Toplantılarının ikincisi 22 Aralık Salı günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı.

Bu ayki toplantının konusu “Kur’an Kıssalarının Anlaşılmasına Dair”, konuşmacı ise Gaziantep İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şehmus Demir idi.

Şehrin kaderini şehirde yaşayan insanlar belirler

Toplantının açılış konuşmasını Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Hıdır Akaslan yaptı. Akalsan konuşmasına şehirlerin de insanlar gibi bir kaderlerinin olduğunu vurguladı ve şunları dile getirdi; “İnsanlar yaşadıkları beldenin çocuklarıdır. Nasıl ki her insanın kendine ait bir kaderi varsa her beldenin de kendine ait bir kaderi vardır. Bizler yaşadığımız beldenin kaderini biraz da kendimiz oluştururuz. Hem belde bizim kaderimizi etkiler, döner dolaşır biz de o beldenin kaderini etkiler, o beldenin kaderini değiştiririz.

Gaziantep’te değil de Bağdat’ta yaşayan bir Müslüman olsaydık, New York’ta veya başka yerde yaşayan bir kişi olsaydık belki bu kadere sahip olmazdık. Tersi de söz konusu, biz yaşadığımız beldenin ve bölgenin kaderini etkiliyoruz. Mekke’nin bir kaderi vardı ve sevgili peygamberimiz geldi ve Mekke’nin kaderini değiştirdi. Hz. İbrahim’in inşa ettiği Kâbe’yi putlardan temizleyerek tekrar eski hüviyetine dönüştürdü. Şehrin kaderini şehirde yaşayan insanlar belirler.”

23 yılda bir toplum inşa edildi

Açılış konuşmasının ardından Prof. Dr. Şehmus Demir sunumunu yapmak üzere kürsüye geldi.  Prof. Dr. Şehmus Demir sunumunda şu konulara değindi; “Kur’an kıssaları konumuz. Kur’an kıssalarına yaklaşımımız nasıl olmalı? Kur’an-ı Kerim malumunuz 23 senede inmiş bir söz, kitap demiyorum özellikle. 23 yıl içerisinde inmiş olan ilahi bir kelamdır. Metin değildir, kitap değildir. Neden bunu söyledim? Çünkü Kur’an’a metin olarak bakmakla söz olarak bakmak arasında çok büyük farklar var. Metin olarak baktığımızda Allah’tan gelmiş uyulması gereken bir kitap olarak algılarsınız.

Hiç aklınıza geldi mi neden 23 yıl boyunca sürdü bu iş? Kur’an’ı daha iyi anlayalım diye mi? Yoksa başka bir nedeni mi var? Aslında 23 yıl içerisinde bir toplum inşa edildi. O toplumu taban noktadan alıp zirveye ulaştırmak için bir süre gerekiyordu. O süre de 23 yıldı. O topluma ilahi sözle 23 yıl boyunca sürekli müdahil olundu. Nihayetinde toplum ideal bir noktaya ulaştığında da peygamberimiz görevini tamamlanmış oldu. Hem Kur’an-ı Kerim hem de peygamberimiz amacına ulaşmış oldu.

Burada bizim için örneklikler var. Çünkü Kur’an algımız, Kur’an yaklaşımımızda da ciddi sorunlar var. Biz genelde Kur’an-ı Kerim’in hangi konudan başladığına, hangi konularla devam ettiğine, hangi konularla bitirdiğine dikkat etmiyoruz. Bulunduğumuz toplumda Kur’an’ın uyguladığı yöntemi uygulamalıyız ki, başarıyı yakalayalım.

Dikkat ederseniz Kur’an-ı Kerim tevhitten başlıyor. İlk önce insanın Allah’la olan münasebetini sağlam bir zemine oturtuyor. Diğer konularla çok fazla uğraşmıyor. Namaz, zekât, hac, içki, evlenme, gibi konular bundan sonra gelen şeyler. Kur’an, ilk önce insanın Allah’la olan iletişimini sağlam bir zemine temellendirmek istiyor. İnsanın Allah’ı içselleştirmesini istiyor. İnsan, Allah’ı içselleştirdiğinde o insanın yapamayacağı bir şey yoktur. Kur’an-ı Kerim bu konuda gerçekten çok hassas davranıyor.”

Sunumun ardından soru cevap kısmına geçildi. Bu bölümde Prof. Dr. Şehmus Demir dileyicilerden gelen soruları yanıtladı.

Program, Prof. Dr. Şehmus Demir’in kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.