Kültürel eylem planı ve kitap paylaşımı meselesi… – (Fatma K.Barbarosoğlu)

0
179

İşe alınacak 200 kütüphaneci “kapağı devlete atmaya hevesli” ve fakat hizmet ürütmek noktasında özürlü kişilerden oluşursa vay geldi kütüphanelerin ve okuyucuların başına.

Geçtiğimiz hafta Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu 64. Hükümetin Kültürel Eylem Planını  açıkladı.

Eylem planına ilk tepki AK Parti İktidarında 31 Ağustos 2007'den Ocak 2013'e kadar Kültür ve Turizm Bakanı olarak görev yapmış olan Sayın Ertuğrul Günay'dan geldi.

Günay itirazını yeni bir şey yok diye dile getirdi.

YENİ BİR ŞEY!

Sayın Ertuğrul Günay zamanında Türkiye'nin kütüphanelerine dair çok iyi çalışmalar yapılmıştır muhakkak, lakin bendeniz hatırlayamıyorum.(Hatırlayanlar varsa lütfen kültürel hafızamıza katkı sunabilir mi?)

Sayın Ahmet Davutoğlu'nun, Rami Kışlası 10 milyon kitapla Türkiye'nin en büyük kütüphanesi olacak cümlelerini heyecanla karşılıyorum.30 Büyükşehir'de 1 milyon kitaplık kütüphaneler kurulacağını, kütüphanelerin yaşayan mekanlar olarak düzenleneceğini duyunca nihayet dedim. Nihayet. (Nihayet Dergi'nin Mart sayısı Erkeklere kitap, kadınlara kütüphane başlığı ile çıkmıştı.)

Sayın Başbakan'ın şu ifadesinde bir müddet duralım lütfen:

“Kültür ve Turizm Bakanlığımızda istihdam edilmek üzere 600 kişilik yeni kadro açıyoruz. Bunların 200'ü kütüphaneci, 100'ü sanat tarihçisi, 100'ü arkeolog olacak. 200 kişi de restorasyon ve şehirlerin yeniden inşası projelerinde görevlendirilecek.”

200 kütüphaneci idealist, mesleğine aşk ile bağlı hakiki okuyucular olursa,açılan her kütüphane, hem okuma salonu, hem dinlenme, hem bilimsel araştırma, hem de sosyalleşme mekanı haline gelir.

Ama işe alınacak 200 kütüphaneci “kapağı devlete atmaya hevesli” ve fakat hizmet ürütmek noktasında özürlü kişilerden oluşursa vay geldi kütüphanelerin ve okuyucuların başına.

Öğrencilik yıllarımın Beyazıt Devlet Kütüphanesindeki memurlardan bir dayak yemediğimiz kalırdı. Kitaba ulaşmak için neredeyse bir saate yakın vakit harcar, daha kapıdan başlayarak “niye geliyorsunuz ki” diye hesap soran kütüphane memurları ile manevi enerjimiz kitaba ulaşmadan tükenirdi.

Sayın Başbakan 24 saat açık kütüphanelerden bahsederek gençlerin kitap kokusu ile buluşması gerektiğini söyledi.

Kitap kokusu!

Ne ilginç bir rastlantıdır ki bendeniz Sayın Başbakan'ı dinlerken cep telefonumun ekranına kitaplarımın pdf'ini paylaşan bir sitenin adresi düştü ve değerli yazar Suavi Kemal Yazgıç durumdan haberdar olup olmadığımı sordu. Haberdar değildim.

64.Hükümetin Kültürel Eylem Planı üzerine yazarken bu haberle karşılaşmamın hikmeti üzerinden gitmek istedim ve şu tweeti attım:

“Başbakanın açıkladığı Kültürel Eylem Planını yazmaya hazırlanırken kitaplarımın pdf olarak paylaşıldığını öğrenmenin hüznünü kime anlatabilirim?”

İlk cevap kimseye anlatmayın şeklinde geldi. Gelen cevapları kabaca ikiye ayırmak gerekirse, kitapların pdf olarak paylaşılmasına itiraz etmemi anlamsız bulanların ortak cevabı: “Eseriniz bu vesile ile okunuyor daha ne istiyorsunuz ki?” şeklinde oldu.

Bir yazar ne ister? İnşa etmeye devam etmek ister. İnşa etmeye devam edebilmesi için zaman satın alması gerekir. En pahalı şey zamandır. İyi bir metin mutlak bir yalnızlık içinde inşa edilir ve yalnızlığın yazarları, hayatları boyunca “festival yazarı” olmamak konusunda direnç gösterir.

Festival yazarı diye bir kavram var evet. Festival yazarları biraz ondan biraz bundan kağıt üzerine bir şeyler kondururlar. Yazdıklarının bir önemi yoktur ama satışları müthiştir. Artistik bir edada projelendirmiş oldukları gerilim hattı üzerinden rollerin ifa ederler ve imza günlerinde bol bol satış yaparlar.

Hükümetlerin açıkladığı küresel eylem planına vatandaşlar olarak bizim sunduğumuz katkı nedir?

Daha doğrusu niye bazı ülkelerde telif hakları titizlikle uygulanırken söz konusu bizim gibi ülkeler olduğunda korsan kitaplar basılır, yazarına rağmen kitapların pdf paylaşımı gerçekleştirilir?

Yazının devamı için tıklayınız!

Yeni Şafak

———————————-

Fatma K.Barbarosoğlu

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI