‘Külah diplomasisi’ ve son koz – (Kemal Öztürk)

0
114

Sırtlan sürüsünün saldırısından kurtulan yaralı bir aslan gibi, Türkiye’nin kimsenin gözünün yaşına, tehdidine, mesajına bakacak hali kalmadı. Ya bitecek, ya bitecek bu terör, hepimiz göreceğiz.

Buna şey yaşadıktan sonra, yaz sıcağında diplomasi ve jeopolitik analizler yapmak için bizde takat, okurda da mecal yok sanırım. Durumu basitçe izleyen herkes oynanan tiyatroyu görüyor. Bunu “külah diplomasisi” kavramı ile açıklayayım. Kavram yeni, uluslararası ilişkilere katkımız olsun!

Obama ve Merkel vahameti yeni mi fark etti?

Merkel de, Obama da, “düşünsenize, ordumuz bizim parlamentomuzu bombalasa ne olur?” diye kendi kamuoyuna soruyor. Cevabın ürkütücü olacağını bildikleri için, bir de durup, gözlerini açarak izleyenleri daha da korkutmaya çalışıyorlar. Darbenin üzerinden neredeyse iki ay geçmiş, en güçlü müttefik ülke liderlerinin haline bakın.

Merkel ve Obama'nın ya da diğer ülke liderlerinin durumun vahametini yeni idrak ettiğini sanmayın. Başından beri bu darbe girişiminin ne denli korkunç bir girişim olduğunu biliyorlardı. Sadece kimin başarılı olacağını görmek için beklediler. Erdoğan ve AK Parti güçlü çıktığı ve onların da başka çareleri kalmadığı için AK Parti hükümetiyle yeniden masaya oturdular.

Milletin desteği, Rusya kartı, Cerablus hamlesi onların hamlelerini boşa çıkarttı ve politik olarak iflaslarını kabul ettiler bir anlamda. Kuyruğu dik tutmak için, 'yaa düşünsenize, bizim ülkemizde ordu halkımızın üzerine ateş açsaydı ne olurdu' diye, rol kesiyorlar medyada. Sorunun cevabı da belli bu arada, 'ne olacak, dağılırdınız hepiniz.'

Pekin'deki sezon sonu gösterisi

Pekin'deki G 20 zirvesi tiyatronun sezon sonu gösterisi gibiydi. Obama, Erdoğan ve Putin yakınlaşmasına, eski bir sevgilinin kıskançlığı ile bakıyordu fotoğrafta. Japon Başbakanı Abe'miz Erdoğan'ı oturduğu yerde neye ikna etmeye çalışıyordu da, bizimki nazlanıyordu öğrenemedim. Ancak Erdoğan da iyi düşman çatlattı!

Üçlü görüşmeler, dörtlü görüşmeler, toplu görüşmeler… velhasıl Batılı ülkeler, Rusya ve Çin arasında sıcak yerini almış Erdoğan'ı yanlarına çekmek için yapılmadık şey bırakmadılar. Diplomasi ağladı resmen.

Diplomasiye bakmayın, sahada durum başka

Diplomatik olarak sıcak mesajlar, güçlü dostluk gösterileri verilse de sahada durum hiç de öyle değil, sakın kanmayın. Türkiye, Suriye'nin güneyinde tanklarının ve askerlerinin zoruyla, Rusya'nın politik desteği ile planlarını uyguluyor. Azez-Cerablus hattının birleştirilmesinde, IŞİD ve PKK'dan temizlenmesine ABD zerre kadar destek olmadı. Siz bakmayın Beyaz Saray'ın havalı sözcülerinin, 'havadan destek verdik' laflarına. Havada kaldı o sözler, gerçek değil.

Suriye'de her emri yerine getiren PYD/PKK nasıl oluyorsa, Türkiye içinde son yılların en yoğun terör saldırılarını yapıyor. Ne yani ABD, 'saldırıları durdur' dedi de PKK mı dinlemedi?

Merkel bizim acımızı paylaşıyormuş, parlamentomuzu örnek veriyormuş. Sonra şehirlerimizi bombalatan terör örgütü liderinin canlı yayınla Almanya'daki yandaşlarına seslenmesine izin veriyor. Peki nasıl bir perhiz, lahana turşusu ilişkisidir bu?

Hele hele FETÖ örgütünün bu ülkelerdeki yapılanmalarına hiç girmiyorum bile. 'Artık bunları FETÖ liderinin külahına anlatın'diyecek bir gün Erdoğan ya da Yıldırım eminim (o zaman literatüre girecek 'Külah diplomasisi' kavramı). Dürüstlük sınavında çoktan sınıfta kaldılar, herkes kibar diplomat rolü oynuyor.

Ellerindeki son kart PKK/HDP

Ellerindeki son kartı gördük: PKK/HDP/PYD . Bu kartla da eli çeviremeye çalışıyorlar. Demirtaş gerdikçe geriyor, PKK saldırdıkça saldırıyor, PYD yığınak yaptıkça yapıyor. Açlık grevleri, ayaklanma, sivil katliamlar, şehirlere yayılacak savaş tehditleri havada uçuşuyor…

Siz bu tehditleri ve o diplomasi mesajlarını külahımıza anlatmaya devam edin. Sırtlan sürüsünün saldırısından kurtulan yaralı bir aslan gibi, Türkiye'nin kimsenin gözünün yaşına, tehdidine, mesajına bakacak hali kalmadı. Ya bitecek, ya bitecek bu terör, hepimiz göreceğiz.

Bu sıcak günlerde bilmem anlatabildim mi 'külah diplomasisi' nedir?

———————————-

Kemal Öztürk

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI