Küçük Robespierre`ler ve oyunları – (Ali Bayramoğlu)

0
172

Akla önce, içişleri bakanı, onu doğrulayan, destekleyen başbakan, siyasi iktidarın kimi konulardaki dili ve uygulamaları gelecektir. Ancak kastım sadece onlar değil, aynı zamanda açık alanda, toplumsal, mediyatik alanda yaşananlar

Otoriter düzenlerde, otoriterliğin belli bir toplumsal meşruiyete sahip olduğu yerlerde kimi makro gelişmeler, örneğin “devlet yapısının demokratikleştirilme ve sivilleştirilmesine yönelik adımlar” her zaman tek başlarına anlam ifade etmez. Kalıcı bir değişim sürecinin harekete geçtiğini göstermez.

Kimimize çelişkili gelebilir, ancak yapılan onca değişim hamlesine rağmen, biz de, kimi konularda “bireysel özgürlük alanı”nın yerinde saydığı, hatta zaman zaman yeniden daraldığı bir evreden geçiyoruz.

Akla önce, içişleri bakanı, onu doğrulayan, destekleyen başbakan, siyasi iktidarın kimi konulardaki dili ve uygulamaları gelecektir. Ancak kastım sadece onlar değil, aynı zamanda açık alanda, toplumsal, mediyatik alanda yaşananlar…

Malum bir grup, daha doğrusu “bir kısmı nevzuhur” bir dizi aktör gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyada, parmakları tetikte, rahatsız oldukları her haberi, her bilgiyi, toplumsal, siyasal her olgu, analiz ve görüşü bir psikolojik hareket unsuruymuş gibi değerlendiriyor, lanse ediyor.

Siyasetin ve siyaset algısının içini boşaltıyor, kişileri, kişiler üzerinden fikirleri tek tek karalıyor, kirletmeye çalışıyor ve siyasi hayatı bir operasyona indirgedikleri oranda bizzat bir operasyonun ürünleri görüntüsü sunuyorlar.

Bu grup otoriterleşmeye, emniyete, güvenlik güçlerine yönelik (asker dışında) ne eleştiri varsa, bunu göğüslemek gibi hem vahim hem kendilerini açığa çıkaran az akıllı, ama cüretli bir gazetecilik faaliyeti sürdürüyor.

Bu faaliyet, zihinleri asayiş algısına teslim etmenin yanında, “güvenlik birimlerine, güvenlik mantığına ve güvenlik politikalarına kamusal alanda ve karar mekanizmaları açısından önem ve değer kazandırıyor.”

Ve muhtemelen strateji olarak “kazandırmayı” hedefliyor.

Demokrasinin ve değişimin kaba, hukuk dışı, makivelist bir iktidar kavgasına indirgenmesine, bu tür bir ortamın doğmasına katkıda bulunuyor.

Ve her alanda ortalık küçük Robespierre`lerle kaynıyor.

Etik açıdan durum süfli, politik açıdan ciddidir.

Şöyle diyelim:

Bu durum, iktidar kavgalarının, “siyaset eşittir iktidar kavgası algısı”nın, siyasi düşüncenin içini yeniden boşalttığı, daha da öte “ilkeler ve ahlak üzerinde tahakküm kurduğu bir durum”a işaret eder.

Ya da şöyle söyleyelim: Geçtiğimiz aşama, olumlu ve gerekli bir değişim sürecinin kendi içinden üreyen ve denetlenmeyen olumsuzlukların ve arayışların ürettiği, siyasi alana hakim olduğu oranda boğucu hale geldiği bir aşamadır.

Boğuculuğun kriteri ise “özgür düşünce ve duruş”un açık hedef haline gelmesidir.

Şık`ten Şener`e, Ersanlı`dan Zarakolu`na ve diğer şaibeli soruşturma ve yargı dosyalarına, örnekleri durum durum, isim isim saymaya gerek var mı?

Bir ülkede özgür düşüncenin, özgür siyasi tartışmanın işlevlerinden biri “ötekini” dinlemek ve anlamaktır. Anlamak farklı görüşler arasında etkileşim demektir. Etkileşim ise zengin ve yaratıcı bir kimlik üretir. Böyle bir ortamda eşitlikçi, özgürlükçü ilke ve kurallar kendiliğinden oluşur ve onlar etrafında toplumsal bir mutabakat ortaya çıkar. Demokrasiden beslenen ve demokrasiyi besleyen de işte bu mutabakattır.

Kimileri işte bunu boğuyor…

Dediğimiz şudur:

Bu mutabakatın olmadığı, bu zihniyetin yerleşmediği diyarlarda, demokrasi yalnızca kendi çıkarlarımız adına kullanacağımız bir silaha dönüşür.

Demokratlık, bir siyasi mücadele aracı haline, çıkar savunmak için edinilmiş geçici bir kimlik haline geliverir.

Tekrar edelim:

Demokrasi ve demokratlık her şeyden önce kendini sorgulama ve mutlak kılmama çabasıdır. Ve bu çabanın ötekilerin, bizden farklı olanların varlığıyla, talepleriyle ilişki içinde olmasıdır. Farklı olanı anlamak böyle mümkün olur ve bu, demokratlığın ana koşuludur.

Bu nedenle, demokratın merceği topluma dönüktür; devlete, polise, askeri, siyasi merkezlere değil.

Unutmayalım bir ülkede devlet, bizim tasavvur ettiğimizden başka bir şey değildir.

Kimilerinin tasavvuruyla benim gibilerin tasavvuru hiç bir zaman aynı olmayacak…

Ve şeffaf ile örtülü arasındaki gerginlik, şeffaf galebe çalana kadar sürecek…

 Yenişafak

———————————-
Ali Bayramoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI