Kral uzun zamandır çıplak – (Tony KARON)

0
194

Hans Christian Anderson’un ünlü çocuk hikayesinde, ahlaksız terziler kendini beğenmiş bir imparatora yeni giysilerinin değersiz veya aptal insanlara görünmediğini söylerler.

Hans Christian Anderson’un ünlü çocuk hikayesinde, ahlaksız terziler kendini beğenmiş bir imparatora yeni giysilerinin değersiz veya aptal insanlara görünmediğini söylerler. Kral kıyafeti kendisi de göremediği halde (çünkü aslında yoktur), görürmüş gibi yapar. Ve tüm saray eşrafı değersiz görünmeyelim diye ona kıyafetinin ne kadar güzel olduğunu söylerler. Sonunda Kral, hepsi oyunun içinde olan büyük bir dalkavuk grubunun karşısına bu “kıyafetle” çıkar ve oyunu devam ettirmenin avantajını anlayamayacak kadar küçük bir çocuk, Kralın aslında anadan üryan olduğunu ağzından kaçırıp yanılsamayı yerle bir edene dek bu böyle devam eder.

“Kralın Yeni Giysileri”nin jeopolitik bir versiyonu geçen hafta New York’ta, BM’de sahneye kondu: İmparator Başkan Barack Obama’ydı; görünmez kıyafeti “Ortadoğu barış süreci”ydi; ve evet, gerçeği söyleyen bir kaç kişi de vardı..

İlk olarak Filistin Başkanı Mahmud Abbas, hayatını adadığı “barış sürecinin” işgale ve halkının yerinden edilmesine son vermek yönünde umut taşımadığını söyledi. Bunun yerine bizzat “barış süreci”, sürekli genişleyen bir işgal için siyasi bir kılıf olarak statükonun bütünleyici bir parçası haline gelmişti. İsrailliler 1967 sınırlarını geri çekmeye niyetli olmadıkları için, Başbakan Benjamin Netanyahu’nun da BM konuşmasında açıkça belirttiği gibi, görüşmeler için parametreleri ve önkoşulları reddediyorlar. Fakat ABD, kıskanç biçimde tekeli altında tuttuğu “barış süreci” aracılığıyla Filistinlilerin haklarının ele alındığı konusunda ısrar ederek, İsrail’i işgal konusundaki uluslararası aşağılamadan koruyor. ABD iç politikasındaki müttefiklerinin belirleyici etkileri sebebiyle bu İsrailliler için yerinde bir düzenleme.

Obama konuşmasında, barış çabalarının başarısızlığını ortaya koyma cesareti gösterdikleri için Filistinliler’i azarladı ve İsrail’in şartlarını kabul ederek hemen direk görüşmelere geri dönmelerini talep etti; bu görüşmeler bir anlaşma umudu taşımasa da.

***

Abbas BM’ye şöyle dedi: “İşleri, her şey yolundaymışçasına, her zamanki gibi yürütmek mümkün, pratik veya kabul edilebilir değil. Net parametreler, güvenilirlik ve belirli bir program olmadan görüşmelere girmek boşuna. Karadaki işgal ordusu işgali geri çekmektense daha da sağlamlaştırdıkça ve üzerinde sınırları değiştirebileceği yeni bir temel oluşturmak için ülkemizin demografisini değiştirmeye devam ettikçe, görüşmeler anlamsız olacaktır.”

Fakat Obama İsrail yanlısı bağışçılarına, İsrail’in beklediğini yapmaya hevesli olduğu konusunda güvence vermek için BM konuşmasında, işlerin her zamanki gibi yürümesi için ısrar etti. Ve Netanyahu’nun bol keseden övgülerine bakılırsa, bunu başardı.

“Kralın Giysileri” hikayesinden bir farkı ise tabii ki, Obama’nın ‘çıplaklığından’ bahsedenin çok olması. Başkana meydan okuyan en güçlü seslerden biri de, kurulu güçleri bezgin ve yorgun görünen bir bölgede, etkisi ve kendine güveni ile yükselen bir gücü temsil eden Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Erdoğan hem BM’de hem de TIME muhabirleri ile görüşmesinde, basit fakat kritik bir gerçeğe dikkat çekti: İsrail uluslararası toplumu hiçe sayarak işgali sürdürmesine rağmen hiçbir olumsuz sonuçla karşılaşmıyor ve bu değişene dek, barış çabaları meyve vermeyecektir.

Ona barış sürecinin sonuç vermesi için ne yapılabileceği sorulduğunda şöyle yanıt verdi: “Bunu başarmayı düşünmeye başlamadan önce, bir samimiyet testi yapmalısınız: ‘Bu meseleyi gerçekten çözmek istiyor muyuz istemiyor muyuz?’ Ne yazık ki bu dörtlünün içinde bunun izlerini bile görmüyorum.” ABD ve ikincil ortakları AB, Rusya ve Obama’nın geciktirilmiş sürecini yeniden başlatması için görev verdiği BM Sekreteryasını kastediyordu. Erdoğan, İsrail de İran gibi uluslararası mutabakata meydan okuduğu için aynı yaptırımlarla karşı karşıya kalırsa, buna kulak vereceğini ima etti.

Aynı zamanda ABD ve Güvenlik Konseyi’nde veto kullanan diğer üyelere ayrıcalıklı rol verilmesi prensibini de sorguladı. “Kalıcı üye” statüsünün kaldırılması için çağrıda bulunarak, “Tüm dünya, bu beş daimi koltuk sahibinin kararlarının kelimenin tam anlamıyla kölesidir” dedi.

Erdoğan’ın yorumları, Ortadoğu’da gittikçe yükselen bir hissiyatı yakalıyor: Eğer hukuk ilkelerine hizmet etmiyorsa çoktandır süren bu siyasi düzenlemeleri pasif bir şekilde kabullenmeyi reddetmek. Mısır, Tunus ve Libya’da diktatörleri süpüren aynı Arap Baharı Filistin topraklarına ulaştı ve Abbas’ı halkını başarısızlığa uğratan bir barış sürecine sırt çevirmeye zorladı.

Bölge, kuralların ve rol alanların hızla değiştiği yeni ve kestirilemez bir döneme giriyor. Hafta sona erdiğinde İsrail ve Filistinlilerin kaderinin ABD’nin ellerine bırakılmayacağı üzerinde yaygın bir ortak karar vardı. Diğerleri oyunu değiştirmek için süreci hızlandırıyorlar.

Fakat Obama yönetimi çıkmazda. Bu hafta, sanki Abbas hiç konuşmamış gibi Filistinlilere, İsrail’in şartlarını kabul ederek direk görüşmelere tekrar katılmaları yolunda baskı yapmak için iş başındaydı. Üstelik Anderson’un öyküsünde, İmparator kalabalığın çıplaklığı hakkında gerçekte ne söylediğini bilse de bunu kabullenemiyordu. Bunun yerine kral duruşunu sürdürüyor ve sakınmadan ilerlemeye devam ediyordu.

* Bu yazı STAR Gazetesi için kaleme alınmıştır.

Star


———————————-
Tony KARON
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI
[catlist name=”Tony KARON”]