Kırk Hadiste Müslüman Şahsiyet Dersleri Devam Ediyor

0
178

Kırk Hadiste Müslüman Şahsiyet Dersleri 3. Haftada Devam Etti.

Ramazan KAYAN hocanın sunumuyla 15 günde bir pazartesi akşamları Saat:21.00’da Fıtrat Derneğinde yapılan “40 Hadiste Müslüman Şahsiyeti” dersleri devam ediyor.

Programa kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle oldukça yoğun bir katılım yaşanıyor.

Salona sığmayan katılımcılar dersi sınıflarda dinliyorlar.

 

Kısaca dersten bazı notlar;

“ALLAH’IN GÜCÜYLE GÜÇLENMEK İÇİN ALLAH’I GÜCENDİRMEMEK”

 Zaman hızla akıp gidiyor. Zaman akışı içersinde bizde kendimiz kalmaya kendimiz olmaya gayret ediyoruz.  Hatırlarsanız ramazan ayında mısırda yaşanan büyük bir katliam kardeşlerimize yönelik büyük bir mezalim ve bunun üzerinden 100 gün geçti. Nasıl akıp gidiyor farkında olmuyoruz ama unutmamak lazım, zaman bize sorumluluklarımızı daha bir hatırlatması gerekir, bu duyarlılığı mutlaka bizim üzerinde durmamız gerekir. Bu açıdan bu akşamki konuşmama Rabia ‘yı selamlayarak başlamak istiyorum. Ve sağ elinizi havaya kaldırmanızı işaret ediyorum Rabia işaretiyle.

Hadisi şerifi Hz. Ömer’in oğlu Abdullah rivayet ediyor. Abdullah b. ömer riyazüssalihin’de de bu hadisi şerifi görebilirsiniz.  Ancak daha önceki derslerimizde burada sunduğumuz hadisi şerifleri inşallah unutmuyorsunuz. Özellikle kaynakta gösteriyorum daha sonradan bakabilmeniz için hafızanızda ve hayatınızda yer etmesi için sizinde biraz gayret etmeniz lazım burada. Hz. peygamber s.a.v bir müjdesini de sizinle paylaşarak derse başlamak istiyorum Efendimiz s.a.v buyurdular ki kim benim 40 hadisimi ezberlerse diğer bir rivayette de onunla amel ederse yine iki rivayet var bir rivayette Halil olur diğer rivayette de cennetlik olur. Dikkat buyurunuz kırk hadis ezberleyen amel eder hem âlimlerden olabiliyor hem de cennetlik olabiliyor.

Şimdi bugünkü dersimize gelelim

Peygamberimiz s.a.v.’in şöyle  dediğini işittim diyor Abdullah ibni ömer; sizden evvel geçen kavimlerden bir kavimde 3 arkadaş birlikte yola çıktılar. Hemen ilk cümlede bir açıklama getirim. Neden tek tek yola çıkmadılar da 3 ü birlikte yola çıktı. Sünnettir eğer bir yere yola çıkacaksınız sefere çıkacaksanız yalnız çıkmanızı Hz. peygamber tavsiye etmiyor. Birlikte yola çıkınız diyor. Çünkü

Birlikte yola çıkmak daha güvenlidir hem insanlardan yırtıcı hayvanlardan gelebilecek zararlar hem de nefis ve şeytanın insanı etkilemesi açısından birlikte arkadaşla yola çıkmak çok önemlidir. Hatta size tavsiyem evden çarşıya gideceksiniz yalnız çıkmamaya çalışın sokağa yalnız çıkmamaya çalışınız inşallah ve cin şeytanları sürekli fırsat kollar sizin zayıf anınızı yalnızlığınızı gördüğü zaman hemen size yüklenir zihninizi çeler kalbinize vesveseyi kalbinize her türlü günah tohumlarını zakkum tohumlarını eki verir sizi ifsad edebilir ifhat edebilir sizi ayartabilir. Yalnız kaldığınız zaman.

Evden çıktınız karşı mahalleye gideceksiniz bakacaksınız yanınıza alacağınız biri olsa hemen onu bulmaya çalışacaksınız yalnızlık hele hele o zamanda daha büyük tehlike  belki canavar tehlikesi yok yırtıcı hayvan tehlikesi yok ondanda daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız çünkü sokaklar caddeler dışarı günah fışkırıyor her tarafta günah üstünüze yağıyor ya da her tarafta günah bataklığıyla karşı karşıya geliyorsunuz elinizden tutacak bize göz kulak olacak bize sahiplik edecek şerre münkere şeytanlara karşı bize göz kulak olacak mutlaka yanınızda arkadaşlarımızın olması lazım dostlarımızın olması lazım kardeşlerimizin olması lazım.

Bu zaman yalnız kalmaya hiç gelmiyor birde kiminle yola çıktığınızda önemli rastgele insanlarla yola çıkmayacaksınız hangi hedefe kiminle yola çıkacağını iyi düşünmen lazım yarın mahşer gününde bazı insanlar şöyle feryat edecekler, Furkan suresi ayet 28. “Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).”

Mahşer gününde bazı insanlar şöyle çığlık atacaklar feryat edecekler “yazıklar olsun bana keşke filancayı arkadaş edinmeseydim” filancayla yakın olmasaydım samimiyet göstermeseydim ona başıma ne geldiyse ondan dolayı geldi yolumu şaşırdım hedefi kaybettim bataklığa battım diyerek çığlık atacak. Tekrar ediyorum kiminle yola çıktığınıza çok iyi bakıcağız,  nasıl ki evlilikte evlilik yürüyüşünü seferine kiminle çıkacağımıza titiz bir şekilde inceleyip karar veriyorsak biriyle ortaklık edeceğimiz zaman dürüstlüğünü arıyorsak dava yolunda ve hayat yolunda kiminle dost arkadaş olduğumuzu çok iyi karar almamız lazım.

Yola çıkınca da Hz. Peygamber diyor ki; içinizden birini de imam seçiniz aranızda bir sorun ihtilaf olduğu zaman son sözü söylesin son noktayı koyabilsin diye aranızdan birini de emir yol emiri, yol imamı seçeceksiniz. Arabanıza bindiniz 4 kişi özel araçla gidiyorsunuz hemen o 4 kişi içinden birini emir seçeceksiniz nerde mola vereceğiz ne kadar hız yapacağız hız yapmayı sürücünün keyfine bırakmayacaksınız. İstişare ile bir ayar vereceksiniz, canım böyle isteyip istemediği gibi gaza basarım diyemeyecek, ortada bir istişare olacak imam olacak nasıl olsa kontak bende direksiyon bende araç ruhsat benim adıma istediğim gibi hız yapma hakkına sahibim diyemeyecek.

Çünkü yolun bir hukuku var yolun bir fıkhı var ve bu işin bir imamı emiri var. Kimsenin keyfine kalmamıştır Müslüman hukuksuz araba kullanamaz Müslüman fıkıhsız araç kullanamaz yola çıkamaz. Yani bindiniz araca eşinizle bindiniz eşinizin de size müdahale etme hakkı var. Bunları şaka olsun diye söylemiyorum yani.

Türkiye de insan hayatı ucuzladı. Trafik kazalarda bu ülkedeki can kaybı bir savaşa girince ancak bu kadar can kaybı olabiliyor. Ama bize normal geliyorlar alıştık yani trafik kazasında yaralanmaya sakat kalmaya ölmeye alıştık. Hiçte tepkimizi çekmiyor ilgimizi çekmiyor. Bunlar ile ilgili dediğim gibi Hz. Peygamberin sünnete göre yaşarsak nerede nasıl adım atacağımızı kiminle yola çıkacağımız ve bu işi sünnete dayandırdığımız zaman inanıyorum ki dünya ve ahret güvencesi saadeti huzuru mutluluk sizin için olacak.

Şimdi dönelim hadisi şerife “yola çıktılar geçmiş zamandaki yolculuğu biliyorsunuz yolculuk esnasında gece oldu dinlenmek için bir mağaraya sığındılar fakat geceyi mağarada geçirip sabah yola devam edecekler. Dağdan yuvarlanan büyük bir kaya parçası geldi mağaranın ağzını kapattı. İçerde mahsur kaldılar. Uğraştılar bir türlü o kaya kütlesini taş kütlesini yerinden oynatamadılar. Üç kişi tüm yolları denediler baktılar ki güçleri yetmiyor. İçerde mahsur kaldılar aralarında düşündüler biz bu musibeti nasıl atlatabiliriz.

Bu işin içinden nasıl çıkabiliriz ve sonuçta şöyle dediler her birimiz düşünelim bu güne kadar ki amellerimiz içerisinden Allahın hoşuna gidecek Allah’ı razı edecek kimin ne ameli varsa onu söylesin zikretsin ve o amel ile Allaha dua etsin belki Allah duamızı kabul eder düştüğümüz bu musibetten bu sıkıntıdan bu felaketten kurtuluruz. Allahın yardımı olmaksızın biz buradan çıkamayız.

Allahın desteğini almadan bu koca kaya kütlesini yerinden oynatamayız gücümüz belli fiziki gücümüz belli çapımız belli. Taş kütlesi belli ama Allah’tan dua ederken de rabbimizin hoşuna gidecek onun rızasına vesile olacak bu güne kadar ki hayatımızda acaba neyimiz var onun üzerine dua edelim.

Üç arkadaştan biri şöyle dua etmeye başlar “Allah’ım der benim çok yaşlı annem ve babam vardı annem ve babam benim yanımda kalıyorlardı. Onların hizmetini ben yapıyordum  her gün anne ve babamın ihtiyacını gidermeden onların içeceğini yemeğini vermeden ne çocuklarıma nede hayvanlarıma bir şey vermezdim önce anne ve babamın ihtiyacını giderir sonra çocuklarımın ve hayvanlarımın ihtiyacını giderirdim.

Bir gün odun toplamak için uzaklara ormana gitmiştim uzaklaştığım için eve dönmem gecikti eve geldiğimde annemde babamda uyumuşlardı onların yemeklerini hazırladım gittim başuçlarına uykuda oldukları için onları rahatsız etmedim ama prensibim vardı annemin babamın yiyeceğini vermeden çocuklarıma vermemem. Onları doyurmadan onların rızasını duasını almadan kendi çocuklarıma dönmek, yapmadığım bir şeydi ve o akşamda elimde onların sofrası olduğu halde sabaha kadar uyanmalarını bekledim. Acaba gece ne zaman gözlerini açacaklar ve ben ikramlarını hizmetlerini ne zaman vereceğim. O sırada çocuklar etrafımda toplanmış ağlaşıyorlardı. Açlıktan ağlıyorlardı, derken annem ve babam uyandılar onlara yiyeceklerini ikramlarını verdim sonra döndüm çocukların sofrasını verdik ve hayvanları ihtiyacını giderdim. Allah’ım eğer benim bu davranışım anneme babama olan bu ilgim bu hassasiyetim senin rızan için yapmışsam ve bu senin hoşuna gitmiş ise ne olur, bu kayayı mağaranın ağzından kaldır ve bizde buradan çıkabilelim bu belayı bizden uzaklaştır.

Kişinin duasıyla birlikte kaya biraz yerinden oynamaya başlıyor içeri ışık giriyor ama yine çıkacak durumda değiller.

Şimdi dikkat ediniz duanın gücünü anlatıyoruz. Salih amelin gücünü anlatıyoruz Allahın yardımı ne zaman devreye girer zorluklardan Allah bizi ne zaman  kurtarır bunu sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Dikkatli dinleyin ve buradaki duanın kendi hayatımızda bir karşılığı var mı yok mu bununla ilgili bir değerlendirme yapmaya çalışınız. Anneye babaya gösterilen hassasiyetin boyutlarını şimdi hatırlamamız lazım.

Günümüzde anne babalar evimizde bir sığıntı gibi diken üstünde evlerin bereketi gitti ebeveynlerimizden rahmet kesildi evlerin huzuru kaçtı yaşlıların duası eksik olunca Allah’ın yaşlıların yüzü suyu hürmetine evlere verdiği o nimetler gittikçe mahrum  kalmaya başlıyoruz. İnsanlar birbirlerinden sıkılmaya başlıyor kimsenin kimseye tahammülü yok artık huzursuz huzur evleri gittikçe sayıları artıyor. Zannetmeyin yaşlılarımız kapı dışarıda bırakınca evde biz huzurlu olacağız ev genişleyecek. Eğer bir gelin kayınvalidesini kayınbabasını taşıyamıyorsa tahammül edemiyorsa bir gün gelir o gelinde sığınma evlerine kadın sığınma evlerine sığınmak zorunda kalır. Ve şuan Türkiye de kadın sığınma evlerinde de artış var acaba çaremi sorun çözülecek mi bunun üzerinde şimdi biraz duralım ve düşünelim.

Türkiye deki toplumsal çözülme nereye doğru gidiyor öyle neden bu kadar psikolojik sıkıntılar yaşıyoruz anti depresif ilaçlar kullanıyoruz neden, çocuklarımız mutsuz neden çocuklarımız uyumsuz güvensiz neden, çünkü evlerde ninelerin dedelerin şefkati sıcaklığı olmadığı zaman agresifleşiyorlar ve iş kontrolden çıkıyor. Bir yaşlının duası ne demek biz bilmiyoruz henüz zannediyoruz ki paranın gücüyle her şeyi halledeceğiz yoluna koyucağız. Ama sonradan öğreniyoruz ki huzur parayla satın alınmıyor şifa parayla satın alınmıyor güven parayla satın alınmıyor mutluluk parayla satın alınmıyor. Allah’ın yardımı parayla satın alınmıyor. Şifa parayla satın alınmıyor derman parayla satın alınmıyor Allah merhamet edecek rahmet edecek nasip edecek ve bizde bunu görebileceğiz yani. Özellikle modern kent hayatı şehir hayatı gittikçe bizleri parçalıyor. Aileyi küçültüyor ve daraltıyor ve sonra diyoruz ki bazı sorunlarımız var neden biz çıkış yol bulamıyoruz neden iki yakamız bir araya gelmiyor neden içimiz rahat değil hep sıkıntı hep stres hep vesvese hep korku hep evhamlardan bir türlü yakamızı kurtaramıyoruz ne oldu bize?

Ben düşünüyorum dedelerimiz bizden daha mutluydu, bizden daha fakirlerdi çocukluğumda yaşadığım köy hayatını hatırlıyorum köyde ne huzur vardı ne bereket vardı. Ama insanlık vardı merhamet vardı insaf vardı. Şimdi bakıyoruz ki her şey bize yük olmaya dert olmaya sıkıntı ve stres olmaya başlamış işte bu gün üzerinde durduğumuz hadisi şerifi düşüneceğiz acaba nerde yanlış yaptık neyi kaçırdık neyi kaybettik.

Bakalım ikinci kişi nasıl dua edecek birinci kişinin duasıyla kaya yerinden oynadı içeri biraz güneş girmeye başladı

İkinci kişide şöyle dua etti ilahi yarabbi amcamın bir kızı vardı ben o kızı çok seviyordum o kıza âşıktım yani diğer bir rivayette bir erkek bir kızı bir kadını ne kadar sevebilirse o kadar seviyordu onunla birleşmek istedi lakin amcamın kızı iffetinden namusundan benim teklifimi reddetti ben harama günaha girmem dedi.

Aradan bir kaç sene geçti bir kıtlık oldu yokluk oldu yoksulluk oldu kıtlıktan herkes perişan bir vaziyetteydi amcamın kızı geldi benden yardım istedi benim halim vaktim iyiydi bende ona dedim ki; eğer sen kendini bana teslim edersen isteğime evet dersen istediğin kadar sana yardım yaparım dedim.

Eğer şartımı kabul etmiş olsaydı yüz yirmi altın vermeye söz verdim oda kıtlıktan açlıktan çok perişandı ilk etapta teklifimi kabul etti ve böylece elime bir fırsat geçti. Tam onunla zina yapmak üzereydim amcamın kızı bana en son şunu söyledi “Allah’tan kork haksız yere olarak mührümü bozma” dedi bende Allahtan korkuyorum dedim ve bu çok sevdiğim kızdan uzak durdum uzaklaştım verdiğim altınları da geri almadım yüz yirmi tane altını kıza bıraktım git ihtiyacını gider dedim. Allah’ım eğer bu işi sırf senin rızanı kazanmak için yapmış isem içinde bulunduğumuz  belayı üzerimizden gider diye yalvardı dua etti. Mağaranın kapısı bir parça daha açıldı ama yine çıkabilecek kadar değildi.

Buraya da çok dikkat ediyoruz yani Allah kimseyi açlıkla imtihan etmesin. Geçen gün gazetelerde okudum Suriye’den Türkiye ye göçen bazı kızlar fuhuş mafyalarının eline düşmüşler bize misafir gelen bize muhacir gelen bize mülteci gelen kız kardeşlerimiz bizim topraklarda fuhuş çetelerinin ve mafyalarının eline düşmüşler bu bizim ayrı bir imtihanımız.

Mekke’den Medine’ye hicret eden muhacirleri düşünün Suriye den Türkiye ye hicret eden genç Suriyeli kızları ve kadınları düşünün. Allah bizlere soracak, size muhacir gelen bu kızlar fuhuş yoluna düşerken yapabilecek bir şeyiniz yok muydu hiç bir gücünüz yok muydu bunlara iş veremez miydiniz ekmeğinizi bunlarla paylaşamaz mıydınız ve ben fakirliğin ne büyük ne zor bir şey odluğunu Türkiye de değil Türkiye dışında gördüm. Afrika ya gittiğim zaman gördüm Arakanlı mültecileri gördüğüm zaman gördüm ve Suriye ye gittiğim zaman gördüm oraları görünce Türkiye de fakirlik yok dedim. Ve şuan Suriye de ki anneler çocukları açlıktan ölmek üzere olan anneler hocalarına müracaat ediyorlar çocuklarımıza kedi köpek eti yedirebilir miyiz diyorlar fetva istiyorlar bu dediğim ramazan ayındaydı bu fetvayı istemişlerdi ama şimdi aynı anneler diyorlardı ki artık çocuklarımıza yedirecek kedi köpekte kalmadı şimdi ne yapıcağız diyorlar.

Bunu anlatırken sözü şuraya getirmek istiyorum eğer Allah’ın bizi karanlıklardan çıkarmasını istiyorsak bizi çıkmazlardan kurtarmasını istiyorsak belki Suriyeli Müslümanlar üzerinden bizimden kurtuluşumuz mümkün olacak bizim içinde bir fırsat olacak bunun kıymetinin bunun değerini bilirsek. Ve şuan mısırda darbe olduktan sonra Gazze’nin tüm tünelleri  tek tek yok oluyor ve geçen gün Filistinliler vakıfta ziyaretimize geldiler. gazzeye yardım götüren tünellerin yüzde 80 ni darbeci sisi tarafından imha edilmiş durumda gazzenin can damarlarıydı refah kapısı kapatılınca tünellerden hayat devam ediyordu ama o tünellerin yüzde 80 ni israilin yapamadığını şimdi sisi yaptı. bide böyle bir imtihanımız var .

Üçüncü adamında duasını anlatayım inşallah üzerinde dururuz.

Mağaradaki üçüncü kişi de şöyle dua etti;

Allah’ım ücretle ben amele tuttum işçi tuttum ücretlerini verdim lakin tuttuğum işçilerden biri ücretini almadan işi terk etti gitti bir daha da işe gelemdi bende yevmiye sini almayan  o işçini ücretini onun adına çalıştırdım değer kaybetmesin diye onun hesabına. Malı çoğaldı bir müddet sonra o adam yanıma gelerek benim filan kaç yıl önce senden bir yevmiye alacağım vardı dedi ben de dedim ki şu deve öküz koyun senin o yevmi yenden çalıştırdım arttı şunları alıp götürebilirsin dedim. O işçimde bana dedi ki ey Allahın kulu benlen alay etme  yevmi yemi ver de gideyim. Bende ona dedim ki seninle alay etmiyorum hakikati söylüyorum bunun üzerine malları aldı ve hepsini sürüp götürdü hiçbir şey bırakmadı. İlahi ya rabbi eğer bunu senin rızan için yapmışsam içinde bulunduğumuz belayı üzerimizden def et dedi. Mağaranın ağzındaki taş kaydı gitti içerdeki üç kişide çıktılar yollarına devam ettiler.

Şimdi gelelim günümüze. Hani bazen evde daralırsınız sıkılırsınız evin huzuru kaçar sanki tüm kapılar size kapanır nefes alamazsınız nerden düştüm ya rabbim bu ne dert bu ne çekilmez hayat dersiniz. İşte o eve bir ışık bir umut bir çözüm girmesini istiyorsanız bu güne kadarki hayatınızı gözden geçiriniz ya rabbi bana musallat olan bu dertten beni kurtar bu çıkmazdan beni kurtar bu çaresizlikten bu belirsizlikten bu bulanıklıktan bu karmaşadan bu çaresizlikten beni kurtar  diyeceğiniz zaman önce bu güne kadar Allah rızası için geçmişinize bakın neyiniz var Allaha takdim edecek ya rabbi benden sana bu ve şunu senden istiyorum ya rabbi yardımını gönder.

Bazen ev bizim için daralıyor değil mi iş yeri daraldıkça daralıyor okul daraldıkça daralıyor hatta sanki gök kubbe üzerimize çökecekmiş gibi hayat çekilmez oluyor illa mağarada olmak şart değil sıkıntı ve stres bastığı zaman bunalıma girdiğiniz vakit depresyon sizi yakaladığı zaman her taraftan baskılar alacaklar yada icra gelip kapıya dayandığı zaman nasıl eğile cem nasıl denkleştireceğim kirayı nasıl denkleştireceğim bu işi nasıl toparlaya cam işte

Allahtan bir şey isterken önce o güne kadar Allaha karşı olan samimiyetimiz ciddiyetimiz Allah için ortaya icraatınız varsa oradan işe başlamanız lazım. Ve sonra şu duayı kendinize sorun dualarınız kabul olmuyorsa hangi günahlarınızdan dolayı Allah dualarımız kabul etmiyor nerde kirlendik hangi günahla kirlendik nerede kendimize yazık etik nerede Allaha yanlış yaptık nerede Allah’ı hesabımıza katmadık nerde Allah’ı atladık nerede Allah’a karşı ihmalimiz oldu. Allah’ı unuttuk Allah’a uzak düştük bunları gözden geçireceğiz yani eli boş ellerimiz Allah’a açalım diyorum ben bur da bunu anlıyorum. Eli boş yüreği boş hayatı boş bir şekilde elimiz Allah’a açmayalım elimizden ne geliyorsa Allah için en geliyorsa yapın, yapın ki yarın başınıza bir musibet bir felaket geldiği zaman ya rabbi sana arz ediyoruz işte elimizde bu var diyebilelim. 

Kardeşler bu gün aynen mağarada mahsur kalan üç kişi ile bizimde sıkıntılarımız var Allahın yardımına ihtiyacımız var bu yardımı bu desteğin devreye girmesi için kendimiz gözden geçirmemiz lazım. Yunus a.s gözünüzün önüne getiriniz oda balığın karnına düşmüştü karanlıklar içerisinde kalmıştı ama ne diyordu ” lailahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin”  senden başka ilah yok seni tenzih ederiz tesbih ederiz. Ben kendine zulüm edenlerden oldum eğer balığın karnındaysam bu benim zulmüm bu benim günahım bu benim eksiğim tövbe ile tesbih ile Allah bu defa balığın karnından aydınlığa çıkmayı Hz. Yunusa nasip ediyor.

Belki bizde balığın karnındayız bizimde  ışığa ihtiyacımız var ama bu duayla bu zikirle bu tesbihle. Onun için bu duayı yazın ezberleyin sıkıntı basınca  bunu mutlaka söyleyin ama hangi şartla yine buraya dönmek şartıyla ninova için bunu söyleyeceksin ben mücadele alanıma dönüyorum görevimin başına dönüyorum  Allahın davasını yükleniyorum “lailahe illa ente sübühaneke inni küntü  minezzalimin” bir daha terk etmeyeceğim ninovayı daveti mücadeleyi bir daha terk etmeyeceğim o zaman Allah sizi balığın karnından çıkarır. aydınlığa çıkarsınız. Denizin karanlığından kurtulursunuz balığın karanlığından kurtulursunuz gecenin karanlığından kurtulursunuz. Günahın karanlığından kurtulursunuz.

Hz. Muhammed s.a.v oda bir mağaraya sığındı sevr dağındaki mağraya müşrikler adım adım takip ediyorlardı mağranın ağzına kadar geldiler eğilip baksalar parmak  kendi parmak uçlarına baksalar fark edeceklerdi ama Allah onların yüzlerini boşa çıkardı. Mağaranın ağzına bir güvercin hemen gelip yuvasını yaptı örümcekte ağını örmüştü, ama Hz. Ebu Bekir yinede tedirgindi ey Allahın resulü şimdi bunlar biraz daha eğil ipte önlerine baksalar bizi fark edecekler. Hz. peygamber müsterihti. Ya Ebu Bekir 2 kişi ki 3. leri Allah sen neyin tasasını çekiyorsun neden endişeleniyorsun 3. leri Allah olan 2 kişiye kim ne yapabilir.

Şimdi biz acaba bizim 3. müz kim düğünlere çağırdıkları zaman soruyorum evlenen gelin ve damada birdiniz iki oldunuz 3. nüz kim olacak Allah mı başkalarımı olacak. şu salonda kaç kişi var şuan 200 kişi mi eğer bu salon 2001. si Allah değilse bu cemaatte hayır yok demektir Allah’la beraberliği hak etmemiz lazım Türkiye 75 milyon 75 milyon 1 Allah değilse Türkiye’nin de hayrı yok İslam ümmeti 2 milyar 2 milyar 1. Allah değil ise bu ümmet de de hayır yok demektir. Mağaradasınız önemli değil önemli olan Allahın sizinle olması la tahzen innellahe meana” üzülme Allah bizimledir. İşte bunu yakaladıysak sorun çözüldü.

Mesela şimdi Allah için düşünün ve söyleyin gerçekten Allah ile beraberliği hak ettik mi? Allah ile beraberlik mi bizi daha mutlu ediyor yoksa başkalarıyla beraberlik mi bizi daha çok mutlu ediyor. Eğer Allah’la beraber seniz zindanda da olsanız ceza evinde de olsanız yeryüzünün en mutlu insanı siz olursunuz. Hz. Yusuf a.s gibi eğer Allah’la beraberseniz mağarada da mutlu olursunuz ashabı kehf gibi. Eğer Allah’la beraberseniz İbrahim sizi götürüp ıssız bir vadiye bıraksa ismaille hacer olarak kalsanız yinede mutlusunuzdur.

Gerçekten korkuyorum  namazda bile Allaha uzak düşmüşsek ne olacak halimiz. Namazda bile Allahtan ayrı isek Allah korusun Allah affetsin ..

Peki çözüm nasıl olacak? Talak suresi 3.ayet: ” kim Allahtan korkarsa takva sahibi olursa Allah ona bir çıkış kapısı verir çok açık eğer her türlü işiniz için söylüyorum kim Allahtan korkarsa Allaha karşı samimi dürüst olursa Allah mutlaka ona bir çıkış kapısı verir.

Bir ayet daha okuyayım ” ey iman edenler! Sizden kim Allahtan korkarsa Allah ona bir Furkan verir yani hakla batılı ayıracak doğruyla eğriyi ayıracak netleştirecek isabetli karar verecek bir güç verir bir meleke verir bir ilham verir bir hikmet verir. Konuştuğu zamana doğru konuşur. Adım attığı zamana isabetli adım atar Allah onu yanlışlardan korur günahlardan korur ama Allah bir şey istiyor takva istiyor bizden samimiyet istiyor bizden dürüstlük istiyor bizden.

Rabbim kendisine karşı samimi olmayı nasip etsin bizlere. Kendi bilgimize tecrübemize kalırsa kendi tekliflerimize stratejilerimize politikalarımıza siyasetlerimize kalırsa bu işi toparlayamayız. 

Allah bize acırsa merhamet ederse Allahın yardımını hak edersek biz bu işi toparlayabiliriz yüreğimize götürebiliriz. O zaman tekrar ediyorum Allah’ı ciddiye alalım Allah’ı benimseyelim Allaha iman edelim. Allah’ı gücendirmeyelim Allahın gücüne gidecek bir iş yapmayalım. Yoksa gücümüzü kaybederiz özelliğimiz kaybederiz beterin beteri oluruz.

Tekrar ediyorum başımıza gelen musibetlerden kurtulmak için bir iyiliğiniz olsun bir duanız olsun bir secdeniz olsun bir gözyaşınız olsun bir titreyen yüreğiniz olsun. Allah korkusundan titreyen sakınan haramı helali seçen Allahın sınırlarına riayet eden bir hayatınız bir bedeniniz bir vücudunuz olsun diyorum.

Beni sabırla dinlediğiniz için Allah razı olsun…