Kıble yürüyüşü – (Ramazan Kayan)

0
141

Evrenin ilk Evi`ndeyiz… Yani kâinatın kalbi, Kâbe`deyiz… En kutsal Ev`de kulluğumuzu tashih ve tahkim etmeye geldik… Biliyoruz ki; Kâbe safileştiriyor, saflaştırıyor ve sağlamlaştırıyor.

Kâbe muazzam…

İnsan mükerrem…

Muazzam ile mükerremin buluşması ne muhteşem bir tablo… Mükerremin Muazzam’a yolculuğu ne mübarek bir sefer…

Umre bir kıble yürüyüşüdür…

Umre ile umuda yolculuk başladı… Ufuk adam, zirve insanın izindeyiz…

Kâbe’yi seyrederken, hayalimde ilk Kur’an neslinin ilk günleri canlanıyor…

Ayaklarını yere vura vura Kâbe’ye yürüyen o ilk kırkın yürek atışlarını, duruş ve direnişlerini unutamıyorum…

Bu ulvi eylemi hangi cesaretle yapabildiler?

Belki ihramları yoktu fakat kefenleri bellerine sararak çıkmışlardı alana… Kıyamın merkezine yürürken tek silahları iman dolu yürekleriydi. Onlar, Kâbe’ye yaslandı, bedel ödediler… Kâbe’nin kanatları altında geleceğe kanatlandılar…

Karanlığı aşmanın yolu Kâbe’den geçiyor… Sapkınlıkları sonlandırmanın, şaşkınlıkları aşmanın adresi Kâbe’dir…

Yönsüzlüğü, yolsuzluğu, yalnızlığı yenmek için mutlaka Kâbe…

Şirazesinden çıkmış bir dünyanın çaresi Kâbe’dir…

Evet, Kâbe’siz yaşamlar kaso ve kâbustur.

Kâbe’den bağımsız hayatlar batıldır…

Kâbe bir yatır, bir türbe, bir sunak değil; yönlerden bir yön değil; evlerden bir ev değil… Sonsuzluğa, sınırsızlığa ve sınıfsızlığa açılan bir kapıdır… Sonlu, sınırlı, sınıflı bir dünyanın kıskacından veraların verasına bir açılımdır…

Kâbe öğretisini doğru okumak gerekiyor… Kâbe bize Allah merkezli bir yaşamı öneriyor. Kullara kulluğu sonlandırıyor…

Kâbe bizi vasata çekiyor, vuslata hazırlıyor…

O halde hayatı Kâbe ilkeleri ile okumamız ve dokumamız gerekmiyor mu?

Peki, Kâbe ilkeleri nelerdir?

Tevhid… Her türlü putçu, tağutçu, şeytancı, şirkçi söylemi, eylemi, yöntemi yaşamdan silmenin şifresini Kâbe’de buluyoruz… Çok kıbleli ve kıblesiz yaşamları Kâbe üzerinden red ediyoruz…

Yönümüz ne Doğu ne de Batı, sadece Kâbe diyoruz…

Kâbe hem iman yurdu hem de eman yurdudur…

Kulluk… Sadece Allah’a kulluk… Allah’ın Evi’nde Allah’tan başkasına kulluk mümkün mü? Kulluğu parçalayanlar Kâbe’den kopmuş olurlar… Kullara kulluğun zilletinden Allah’a kulluğun izzetine bizi taşıyan Kâbe’dir…

Kardeşlik… Kâbe kardeşleştiriyor… Parçaları bütünlüyor… Renk, ırk, sınıf, sınır, dil, toprak, ulus, kültür, meslek, mezhep farklılıklarını geriye çekiyor, evrensel İslam kardeşliğinde buluşturuyor.

Bundan böyle geçerli olan Kâbe kardeşliğidir…

Özgürlük… Özgürlüğün en sahici referansı Beytü’l-Atik/Özgürlük Evi’dir. Görece ve ödünç özgürlüklerden kalıcı ve kurtarıcı bir özgürlüğe yürümenin kalkış noktası Kâbe’dir… Kâbe özgürleştiriyor, tüm behimi, cahili, şeytani, tağuti, hevai tutkulardan ve tutsaklıklardan kurtaran Kâbe’dir…

Güvenlik… Beytü’l-Haram/Güvenlik Evi, yeryüzünün muhtaç olduğu bir güvenlik koridoru açıyor… Korkuların kölesi olan kitlelere bir emniyet iklimi sunuyor… Güvensiz bir dünyanın tek güvencesi Kâbe’dir…

Direniş Kıyamen linnas/İnsanlar için kıyam merkezi olan Kâbe, onurlu bir duruşun direncini ve bilincini aşılıyor… Sefil, zelil ve esir yaşamların onaylanamayacağını öğretiyor.

Eşitlik… Orada asaletler, aşiretler, apoletler devre dışı… Herkes eşit… Ayrıcalık yok… Akide ve adalet var… Maskesiz ve makyajsız bir yüzle herkes aynı safta… Kâbe bizden sadece ihtiram beklemiyor, ittifak ve ittihad istiyor… İnkıyad ve intisab bekliyor…

Sadelik… Yeryüzünün en sade yapısı olan Kâbe, kendisine yönelenlere sade bir yaşam öneriyor, savurganlığa karşı uyarıyor… Kâbe, Karunlaşmaya “dur” diyor…

Kâbe’nin ilkeleri bunlar ise bize düşen Kâbe standartlarında bir yaşamı gerçekleştirmektir. Bilelim ki; Kâbe kriterleri ile hayatı sürdürmez isek akıbetimiz hüsran ve hicran olacaktır.

Bu bakımdan ilk yapmamız gereken görev, Kâbe’ye uyum yasalarını hayata geçirmektir… Kâbe kapsamında bir yaşam…

Hiç kopmadan ve hiç kaçmadan hep kıbleli yaşamak…

Korunabilmek için…

Korunan Kâbe’ye yöneliyoruz…

Korunan Kur’an’a tutunuyoruz…

Vahye şahitliğimizi sürdürürken şiar, Kâbe’dir… Şuur, Kur’an’dır…

Evet, şahit olmanın şiar ve şuurunu biz bunlarda bulduk…

Modern zamanların kıble kaymasına karşı kıble kararlılığı gerekiyor. Bunun için günde asgari beş defa kıble yoklaması yapıyoruz…

Kıble krizi tüm krizlerden daha beterdir… Siyasal, ekonomik, sosyal krizler sadece bu dünyayı etkiler, kıble krizi iki dünyayı bitirir…

Anladım ki kulluk, Kâbe’siz olmuyor… Kur’an’sız olmuyor…

Bunların olması için de akleden kalbe ihtiyacımız var…

Bir şeyi daha anladım: Bir defa umreye gitmekle de sorumluluk bitmiyor… Tüm ömrü umreleştirmek gerekiyor…

Duamız Kâbe’nin yapımını tamamlayan Hz. İbrahim ve Hz İsmail’in duası:

“Rabbimiz bizden kabul buyur.” (Bakara 217)

 

Özgünduruş

———————————-
Ramazan Kayan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI