Kendini önemsemek ya da siyaseti hafife almak… – (Ali Bayramoğlu)

0
179

Türkiye’de yaşanan kimi gelişmelere, örneğin Kozmik Oda meselesine ve benzerlerine mesafeli durmak, müstehzi bakmak, sorumluluk yıkarak tartışmak pek revaçta.

Bu durum dahi son dönemlerde ülkedeki siyasi algıya ne denli takıntılı bir ruh halinin egemen olduğunu gösteriyor. 

Örneğin Balyoz davası… 

Ülkenin dün en önemli adli temizlik hamlesi olan bugün ise en önemli adli skandalı haline dönen bu davanın “araçsallaşma düzeyi” yine zirve yapıyor. 
Nitekim kimileri için bu dava, asker ile iktidarın yaptığı ittifak sonucu darbecilerin paçayı kurtarmasının, vesayet düzeninin AK Parti’yle geri dönmesinin simgesi. Bu bakışa göre davayı kötüye kullanmakla suçlanan cemaat bir “sivil örgüt”. Hatta mağdur, mağdur olduğu ölçüde demokrasinin taşıyıcısı ve bir demokratik mücadele platformu.
Aynı dava kimileri için her yönüyle ve baştan aşağıya sahte bir dava, bir sahtecilik işi. Hedefi ilk günden itibaren askerin tasfiyesi olan “organize” bir süreç. Balyoz kasetleri, belgeleri, bunların ulaştığı gazeteciler, bunları basan yayın organları, yazarlar bu sürecin bir parçası. Yargılanan askerler ise istisnasız mağdur, hatta kimileri açısından “kahraman”.
Tekrarlayalım…

1. İddianamede yer alan pek çok evrak ve belgenin sahte olduğuna dair kuvvetli bulgular var. Tutuklanan muvazzaf askerlerin nicelik ve niteliğine bakarsanız, ortada bir tasfiye operasyonu olduğuna dair yine kuvvetli kuşkular var. Yola çıkarken sadece bu noktayı kerteriz alırsanız, varacağınız yer davanın bir komplo olduğunu söyleyenlerin yanıdır.
2. Söz konusu belgelerden bağımsız olarak yine iddianamede yer alan “ses kayıtlarına ve askeri seminerin hazırlanma çerçevesi”ne bakıldığında ise ortada hiç tartışmasız bir şekilde bir askeri darbe niyeti, hatta hazırlığı bulunmaktadır. Yola buradan çıkıp, sahteciliği tümüyle arka plana ittiğinizde ise varacağınız yer, darbe girişimlerini birilerinin hasıraltı ettiği, daha doğrusu hükümetin cemaatle iktidar kavgasını bu istikamette kullandığı “hükmü” olur.
Ancak bugün elimizdeki veriler, gerçeğin bu ikisinin arasında ya da karması olduğunu gösteriyor: Ortada hem darbe girişimi var, hem bunu kullanarak hak ve hukuk gasbı üzerine dayalı tasfiye girişimi.
O zaman soru şudur: 

Bunu kim yaptı? Nasıl yaptı? Hangi amaçla yaptı? 
Bugün ülkedeki pozisyon alma ve fikir üretme hafifliği, bunun etrafındaki siyasi çatışmalar, taraflar, bu sorulara göre yanıt aramayı ve bu yönde akıl yürütmeyi engelliyor.
Örneğin “cemaat” bu konuda ciddi bir şekilde zan altında. Tüm zamanlamalar, karineler, ilişkilerin gönderme yaptığı “adreslerden birisi” orası.  Ne var ki kuvvetli ve yeminli AK parti karşıtları cemaati koruma altında tutuyorlar. 
Olmadı şu söyleniyor: “AK Parti-cemaat işbirliği yaptılar, ortaya çıkan durum bu ikisinin sorumluluğundadır…” 
Elbette öyle. İşbirliği ortada. Bunu AK Parti de söylüyor. Siyasi iktidarın taşıdığı sorumluluk da açık. Ancak bunların hiç biri yukarıdaki sorulara yanıt vermeye yetmiyor, hatta yanıtların yanından bile geçmiyor.
Kaldı ki siyasi iktidar kimi “ödevlerini” yapıyor. Cemaati temizlemeye çalışan, soruşturma ekiplerini değiştiren, özel yetkili mahkemeleri kaldıran, anayasa mahkemesi kararlarının önünü açan, düzeltme kararlarına siyasi iklim desteği veren bir hükümet var ortada. Bundan ötesi AK Parti’ye sandıkta sorulacak siyasi bir hesapdır. Onun da kapıları açıktır. 
İşin özüne geri dönelim…

Türkiye bir değişim süreci yaşadı. Ve işleri “eline yüzüne bulaştırdı”. Daha doğrusu toplumun büyük bir kesiminin desteklediği değişim politikaları ve sivilleşmeye dair doğru ve haklı adli süreçler kötü niyetle kullanıldı. 

Bugün kim neden, nasıl yanıldı haberleri ve yorumları yapmak bu durum karşısında oldukça hafif kalıyor.

Kozmik Oda meselesi benzer bir tablo sunuyor. Kozmik oda hukuka kapalı bir alandı. Açıldı. Ve bu toplumda destek buldu. Ancak açanların niyetinin farklı olduğu bugün ortaya çıktı. Ortaya çıkan manzara ise dehşet verici.
Tüm bunlar neden oldu ve nelere mal oldu sorusuna Türkiye er ya da geç bir yanıt bulmalıdır.

———————————-

Ali Bayramoğlu

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI