Ana Sayfa Kategoriler Faaliyetler/Etkinlik Kazanımlarımızı Çalmanıza Müsaade Etmeyeceğiz

Kazanımlarımızı Çalmanıza Müsaade Etmeyeceğiz

0
Kazanımlarımızı Çalmanıza Müsaade Etmeyeceğiz

Basına ve Kamuoyuna

I. Cihan Harbi sonrası Osmanlı Devleti’nin mirası üzerine emperyalist devletlerle işbirliği yapılarak bir ulus devlet kuruldu. Resmi ideolojisi Kemalizm olan bu siyasal yapı, devleti ele geçirmiş olmanın kibriyle İslam’ı ve onu çağrıştıran ne varsa yok etmek için önemli girişimler gerçekleştirmiş, bir fitne ve fesat süreci başlatmıştır. İşbirlikçilerin milletle ve İslam’la olan kavgası 90 yıldır devam etmektedir.

Yeniden öze dönüş sürecinin yaşandığı bugün de farklı şekillerde bu mücadele sürmektedir. Dün olduğu gibi bugün de çeşitli fitne odakları sahneye sürülmüş durumdadır. Ülkenin asıl sahiplerince etnik milliyetçiliklere dayalı fitne ateşleri söndürülürken,  200 yıllık ekonomik bağımlılığı sona erdirip iktisadi bağımsızlık imkanı yakalanmışken, ümmet yeniden ümmet olduğunu idrak etmiş ve sınırların varlığı anlamını yitirmişken, devlet ve millet çok uzun bir süreden sonra yeniden barışırken, milletin gasp edilmiş temel hak ve özgürlükleri iade edilirken, Batı’ya karşı aşağılık kompleksinden kurtulup yeniden özgüvenin kazanıldığı Türkiye de,  mevcut siyasi ve toplumsal irade hem dışarıdan hem de içeriden sinsi ve planlı bir saldırıyla karşı karşıyadır.

Son dönemde peş peşe yaşadığımız hadiseler halkımızın geneli nezdinde masum gelişmeler olarak görülmemektedir. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarını, soruşturmayı başlatanlar ve medya propagandistleri dışında neredeyse hiç kimse ‘sadece bir yolsuzluk soruşturması’ olarak görmemektedir. Yaşanılanları ve yapılmak istenilenleri; millete, kazanımlarımıza, geleceğimize düşmanlıkları malum olan kesimlerin yasadışı yollarla iktidarı ele geçirme hamleleri olarak görmüştür.

Küresel güçlerin, kendilerinin izin vermediği hiçbir değişikliğin olamayacağını göstermek amacıyla sahnelediği son hamleler, dünyanın her yerinde İslam’a ve Müslümanlara dönük saldırılarla hız kazanmış durumdadır. Bu küresel kavganın merkezinde yer alan Türkiye’de, onlara rağmen yürütülen sessiz devrimle şaşkınlığa uğrayan şeytani güçlerin rövanş almaya dönük kin ve intikam operasyonlarına ortak olan oluşumların, dini duyguların kullanılmasıyla elde ettikleri gücü millete ve ümmete karşı kullanmış olması yeni bir şey değil. Bu millet dün bu operasyonları boşa çıkardığı gibi bugün de boşa çıkarmaya kararlı ve muktedirdir.

Ümmet çok şeyler gördü, çok şeyler yaşadı. Bu makus talihini yenmek için kazanımlarının kaybedilmesine asla müsaade etmeyecektir. İnsanlık ve İslam düşmanı uluslararası gücün, eski çeteler yerine yeni çeteleri seçip uygun yerlere konumlandırarak eski düzeni devam ettirmek istediklerinin de bilincindedir. Türkiye’nin, olumsuz geçmişinden arınarak kendine yeni bir yol çizmesini cezalandırmak isteyen haçlıların istekleri doğrultusunda hareket edenlerin, hükümeti doğrudan hedef aldığı ortadadır. Bu odağın, çeşitli isimler ve kurumlar üzerinden siyasi iktidarı hedef aldıklarını biliyoruz. Mısır’da Muhammed Mursi’yi hapse attıkları veya Bangladeş’te Abdulkadir Molla’yı katlettikleri gibi bir hedefin peşindeler.

Bu millet kendi çocuklarını çalarak kendisine saldırtan oluşumların ve efendilerinin küresel ve bölgesel planlarını yerle bir edecektir. Onları hayatın her alanında ve her düzeyde yenilgiye uğratarak etkisiz hale getirecektir. Unutulmamalıdır ki bu, yeni değil; kadim bir kavgadır. Ümit ediyoruz ki herkes kim olduğunu, ne olduğunu, neye inanıp, kimin safında durduğunu netleştirip gereğini yapacaktır. Hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Bu dava Tayyip Erdoğan’ın veya hiç kimsenin şahsi meselesi değildir. İnsan ve Müslüman onuru taşıyan herkesin haysiyet ve onur meselesidir.

Kirli yöntemleri ile iktidarı devirmeye çalışan küresel güçler ve işbirlikçileri şunu iyi bilmeli ki; sessiz milyonlar Türkiye’nin yakın geçmişinde yaşanan birçok olayda sizleri tanımıştır. En son Gezi Olaylarında bu oyununuzu görmüştür ve yeniden benzeri bir oyunu sahnelemenize müsaade etmeyecektir.

Halkımız; yanlışlar yapan iktidarları meşru yollarla değiştirmeyi iyi bildiğini defalarca ispatlamıştır. Yolsuzluk yapanları dün cezalandırdığı gibi bugün de cezalandırmasını bilir. Hükümet de bu vesileyle yönetimde liyakat ve ehliyeti esas almalı; kendi içindeki bir takım yiyici, ahlaksızlara karşı bir arınma hamlesi yapmalıdır. Yakalamış olduğumuz tarihsel fırsatı, zayıf karakterli kişilerin para, makam ve kadın ihtirasına kurban etmemelidir. Bu gelişme tam anlamıyla bir arınmaya da vesile olmalıdır.

Tüm bunlarla birlikte unutulmamalıdır ki halkımız, gayri meşru yöntemler uygulayarak bir illüzyon oluşturmak isteyenlere müsaade etmeyecektir. Medyayla, köşe başlarına yerleştirilen devşirmelerle, sermaye gücüyle, yabancı güç odakları ve aydın müsveddeleriyle iktidarı çalmanıza müsaade etmeyecektir.

ANADOLU PLATFORMU