Ana Sayfa Yazarlar Erkam Altıntaş Kaos ittifakı – (Erkam Altıntaş)

Kaos ittifakı – (Erkam Altıntaş)

0
Kaos ittifakı – (Erkam Altıntaş)

7 Haziran seçimlerinin yaklaştığı şu günlerde Türkiye gerilimli ve zor geçecek bir döneme daha girdi. Son yıllardaki seçimler, siyasi çerçevesinin ötesinde ülkenin geleceğine zarar verecek düzeyde acımasız, ilkesiz ve yıkıcı mücadelelere sahne olmaktadır. Muhalefet partileri vizyon ve programları ile toplumdan oy istemek yerine her ne pahasına olursa olsun iktidarı devirmeye odaklı politikalar izlemekte, buna yönelik her türlü gayri meşru teşebbüsleri desteklemekte ve işbirliği yapabilmektedirler.

Önümüzdeki genel seçimlerin diğerlerinden farklı bir yönü öne çıkmaktadır; birbirine taban tabana zıt siyasi kesimler, organize bir şekilde ekonomik kriz, kaos ve terörize bir ortam oluşturarak iktidarı devirmeye çalışmaktadırlar. Muhalif cephe siyasi varlık sebebi farklılıklarını bir kenara koyarak ortak strateji izlemektedirler. Bu organize kriz oluşturma çabalarını çok değişik alanlarda görmek mümkündür.
 
Örneğin uluslar arası ilişkilerde Türkiye yeni bir pozisyon almaya çalışsa ilgili ülkelerden önce bunlar en sert cevabı veriyorlar.
 
Avrupa’da, ABD’de Türkiye aleyhine çalışan STK’ların, lobilerin veya medyanın bilgi kaynağı bunlardır. Yalan ve çarpıtma bilgiler ile Türkiye aleyhine çalışanları besliyor ve kışkırtıyorlar.
 
Uluslar arası güçler Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederken Türkiye buna dahil olmaya çalıştığında ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürüklemekle suçluyorlar. Ama Türkiye Ortadoğu’da savaşa bulaşmaktan kaçındığı zaman yalnızlaşmakla veya Süleyman şah türbesinin taşınması hadisesinde olduğu gibi ülkenin itibarını zedelemekle suçluyorlar.
 
Başka ülkelerin parlamentolarında Türkiye aleyhine bir karar alınsa önce bunlar kutluyorlar ve niye daha fazlasını yapmadıkları için hayıflanıyorlar.
 
Herhangi bir ekonomik veri kötü gelse kalemlerinden alenen mutluluk damlıyor, gelecekte çok daha kötü olacağına dair kapkara senaryolar yazıyorlar.
 
Türkiye’de bir felaket, doğal afet veya terör saldırısı olsa kaç kişi öldü, iktidar aleyhine nasıl kullanabiliriz hesapları yapıyorlar.
 
Türkiye toplumsal bir sorununu çözmek için adım attığında ilgili kesimi, bu adımlar sahte, göstermelik diye kışkırtıyorlar. Örneğin PKK’ın barış görüşmelerine katılmasını eleştirebiliyor, niye silah bırakıyorsun diyecek kadar pervasızlaşabiliyorlar. Ya da iktidar Alevi kesime yönelik yeni adımlar açıklasa (velev ki bugüne kadar kendilerinin dillendirdiği talepler olsun) sahte ve aldatmaya yönelik adımlar diye reddediyorlar.
 
Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün.Ülkeyi krize sürükleyerek seçmenin oyuna talip olma stratejisi siyasi literatüre geçecek düzeyde Türkiye’ye has bir garabettir. Oysa sadece kaos ortamı oluşturarak iktidara talip olanları toplumun tercih etmeyeceği defalarca test edilmiş bir gerçektir.
 
Türkiye’nin 13 yıldır geçirdiği değişim sürecinin devam etmesinin ve mevcut iktidarın girdiği her seçimde oyunu artırarak çıkmasının asıl sebebi iktidarın toplumun beklentilerine cevap vermesinden kaynaklanmaktadır. Bu değişimin mimarı iktidarın başarılarından öte toplumun bizzat kendisidir. İşte muhalif kesimin anlamak istemediği nokta burasıdır. Ak Parti eğer bu misyonunu terk ederse toplum onu da muhalefette kalmaya mahkum eder ve değişime talip olan yeni bir iradeyi iktidara taşır. Türkiye halkının kahir ekseriyeti yaklaşık yüz yıldır mahkum edildiği zincirlerini kırmaya talip siyasi iradenin arkasında durmuş ve durmaya devam etmektedir. Bu destek günübirlik uygulamalara, konjonktürel gelişmelere veya ekonomik başarılara bağlı bir destek değildir. Bu yeniden tarih sahnesine çıkma ruhudur. Bu ruhu Tüsiad’ın baronları, Cihangir’in elitleri, 19.yüzyıldan kalma aydınlanmacı Batıcılar, ya da ipleri dışarıda olan yerliler anlayamıyorlar. Çünkü onlar bu halk ile aynı havayı teneffüs etmediler, aynı acıları yaşamadılar, aynı kaygıları hissetmediler. Bundan dolayı halkın güvenini kazanacak bir politika geliştiremiyorlar. Kaybettikleri her seçimden sonra “şanlı geçmişlerine” daha fazla sarılarak Türkiye’yi eski günlerine döndürmeye çalışıyorlar.
 
Artık ne Kürt halkını Türk halkına karşı savaştırabilirler, ne ekonomiyi tekrar IMF’ye bağlayabilirler, ne vesayeti tekrar getirebilirler.
 
Ne HDP-PKK ekseninin çatışmacı ortamda nemalanma çabaları, ne TÜSİAD’ın, medyanın ekonomi batıyor hezeyanları, ne Cüneyt Ülseverlerin darbe çağrıları ne de Paralel yapı denen örgütlenmenin her türlü yıkıcı çabaya omuz vermesi Yeni Türkiye yürüyüşünü durduramayacaktır.
 
Bu halk tekrar onuruna, kimliğine, değerlerine kavuştu. İradesi ile yönetilmenin kulpunu yakaladı ve onu tekrar efendilerin kuklalarına teslim etmeyecektir.

———————————-

Erkam Altıntaş

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI