Kadın muhaddisler – (Hilal Kaplan)

0
330

Kadın veya erkek tüm muhaddislerin en önde gelenlerinden birisi şüphesiz Hz. Âişe`dir. Hz. Âişe, sadece rivayet ettiği hadislerden dolayı değil, aynı zamanda hadis literatürümüzde önemli yeri olan isimleri yetiştirmesi bağlamında da kıymetlidir.

Kadınların ilimle meşgul olması, bir toplumun İslâmî anlamda kendini gerçekleştirmesinin önkoşullarından birisidir. Bu minvalde Müslüman kadınların, Müslüman veya seküler kesimlerin kendi önlerine koymaya çalıştığı tüm engellere rağmen ilim dairesinin bir mensubu olma gayretinden vazgeçmemeleri gereklidir. Geleneğimizden sadece âlimlerin isimlerine ve çalışmalarına aşina olduğumuzdan, belki de âlimelerin de varlığını anmak ve onlar hakkında bilgilenmek ilham kaynağı olabilir diye düşündüm. Bu sebeple hadis ilmi bağlamındaki üstâzelerimizden biraz bahsedelim istedim.

Kadın veya erkek tüm muhaddislerin en önde gelenlerinden birisi şüphesiz Hz. Âişe`dir. Hz. Âişe, sadece rivayet ettiği hadislerden dolayı değil, aynı zamanda hadis literatürümüzde önemli yeri olan isimleri yetiştirmesi bağlamında da kıymetlidir. Örneğin rivayet ilimlerinin tedvininde hayati rol oynayan İbn Şihab ez-Zührî`nin hocası Amre binti Abdurrahman`ın da hocasıdır. Yine Hz. Âişe`nin talebelerinden, Ümmü`d-Derdâ es-Suğrâ lakaplı Hüceymen binti Huyey el-Evsabiyye`ye de hocalık etmiştir. Zehebî`den öğrendiğimize göre bu hanım sonradan altı ay Beytu`l-Makdis`te ve altı ay da Şam`da kalmış; evinde kadın ve erkek talebelere geniş katılımlı dersler vermiştir.

Hadis ilmine büyük katkılar sunmuş kadın muhaddislere örnek vermek gerekirse Emetü`l-Latif binti Muhammed, Bereke binti Ebî Bekir, Hatice binti İbrahim, Hatice binti Muvaffak, Sare binti Muhammed, Sittu`l-Kuzât İbneti Ebî Bekir, Ayşe binti es-Sârım, Melike binti eş-Şeref Abdullah, Zeynep binti el-Irâkî, Ay Hatun binti Ali, Rukıyye binti eş-Şeref Muhammed, Zeynep binti Abdillah, Sitti`l-Kuzât binti Ebî Bekir, Zeynep binti eş-Şa`rî, işe binti Muhammed b. Abdülhâdî, Belkıs binti Süleyman b. Ahmed, Şühde binti el-İberî, Kerime binti Ahmed, Emetü`l-Vahid Süteyte binti`l-Hüseyin, Seyyide Nefîse, Ümmü Ömer es-Sakafiyye, bide el-Medeniyye, Amre binti Abdurrahman, işe binti Ali b. Muhammed`i sayabiliriz…

Bu yazıyı yazarken istifade ettiğim Diyânet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Mehmet Emin Özafşar`ın “Hadis İlmine Giriş” başlıklı kitabında yer alan bir anekdot, bazı hanımların ilmî vukufiyetlerini görmek noktasında oldukça manidar:

“Bunlardan bir tanesi Tâbiin`in ileri gelen ilim otoritelerinden Said bin El Müseyyib`in (712) kızıdır. Medine`nin bu en büyük alimi, sahâbîler arasında en çok hadis rivayet etmesiyle meşhur olan Ebu Hüreyre`nin damadıdır. Kaynaklar, kızının ismini vermemektedir. Nakledilenlerden anlaşıldığı kadarıyla o, halife Abdülmelik`in oğlu Velid`e nikâhlanması için Said`e baskı yaptığı fakat onun ısrarla vermekten kaçındığı ve baskılardan kurtulmak için de talebelerinden biriyle evlendirdiği kızı olmalıdır.

İşte bu hanımı babası, talebelerinden biriyle nikâhlayınca zifaf gününün ertesinde damat hocasının dersine gitmek üzere hazırlık yapar. Bunu gören eşi nereye gitmeye hazırlandığını sorar: “Said`in dersine” diye cevap verir. Bu âlime hanım ona “Otur. Said`in öğreteceklerini ben sana öğreteyim” der. İbn`ül-Hac`ın naklettiği hikâyenin bu kısmına Zehebî yer vermez. Fakat o da düğünden sonra damadın bir ay derslere katılmadığını not eder.”

Meselenin hakkını kısa bir gazete yazısında vermek mümkün değil elbette. Ancak bu kadarının bile ilmî geleneğimizde kadınların rolüne dair fikir vermeye yeterli olduğunu umuyorum.

Yenişafak

———————————-
Hilal Kaplan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI