Kâbe’nin Mesajı – (Ramazan Kayan)

0
165

Sesimizi Kâbe’nin Sahibi’ne duyurmak için çırpınırken, Kâbe’nin çağrısını alabiliyor muyuz?

Kâbe’deyiz…

Rahman’ın misafiriyiz…

Bir kutlu seferin sorumluluğu ile aşkınlığa yürüyoruz…

Kalpler kıpır kıpır, dudaklarda dolu dolu dualarla döndükçe dönüyoruz… Kâbe merkezli bir hayatın inşası için dönmek zorundayız…

Dertlerimizi dillendirirken arş-ü a’la’nın bizi dinlediğinin farkındayız…

Durulmak, doğrulmak, dirilmek, dolmak, doğmak için elbette döneceğiz…

Kâbe’yi önemsiyoruz… Önceliyoruz…

Çünkü güvenlikli, barışçıl, özgür bir dünyanın şifresi burada…

Kaosları, kâbusları, krizleri, karanlıkları ve kirleri aşmanın adresi; Kâbe…

Kurtuluş kapısı; Kâbe…

Onun için Kâbe’yi önemsiyoruz… Şimdi o kapıdayız… İşte o kapının önünde bir soru zihnimi zorluyor…

Kâbe bize ne öneriyor?

Kutsadığımız kapı, sorunlarımızın çözümü için acaba bize ne söyler?

Sesimizi Kâbe’nin Sahibi’ne duyurmak için çırpınırken, Kâbe’nin çağrısını alabiliyor muyuz?

Kâbe neyi simgeliyor?

Kâbe’nin gölgesindeyiz… Etrafında yürürken bize nasıl bir görev yüklüyor?

Dikkat kesildim, yüreğimi Kâbe’ye yasladım…

Kâbe’den duyduğum ve aldığım mesaj şu iki kelime…

Kulluk ve kardeşlik…

Sahih bir kulluk, sağlam bir kardeşlik için buradasınız…

Bu cümleyi şöyle de tercüme edebiliriz; tevhid ve vahdet… Tevhidin karargahında ümmetin vahdetinden sorumlusunuz…

Evet, tevhid Allah’ı birlemektir…

Vahdet Allah’ı birleyenlerin birleşmesidir. Birlikte aynı hedefe yol almasıdır…

Allah’ın kullarını kardeşleştiren Kâbe soruyor, bu kardeşliğin neresindesiniz?

Yüzümüzü döndüğümüz Kâbe, sakın kardeşlerinizden yüz çevirmeyin, diyor.

Teni tenine, teri terine değenler kardeşliğin değerini neden bilmezler? Neden tanışmazlar?

Kâbe’yi gören gözler, ümmetin sorunlarına nasıl kör ve sağır kalabilirler?

Kâbe sınırsız, sınıfsız, sonsuz kardeşlik demektir. Sorumluluk demektir.

Kâbe bizleri milliyetler, cinsiyetler, asaletler, etiketler, cemaatler, devletler üstü bir ufka taşıyor…

Modern zamanların renkler savaşından alıp Allah’ın boyası ile boyanmayı sağlıyor…

Gel gör ki, Kâbe’yi tavaf ederken bile fırkacı, ferdiyetçi, hizipçi, mezhepçi, partici, cemaatçi, ulusalcı, ırkçı, milliyetçi marazlar ile ümmet perme perişan…

Kin ve kıskançlıklarla kardeşlik delik deşik…

Elli kabile arasında hâlâ kıyım, yıkım devam ediyor…

Kurşunla kaynatılmış duvar gibi saf tutması gerekenler nasıl birbirlerine kurşun sıkabilirler?

Son bir yılda İslam yurdundan diyarı küfre, Batı’ya sığınmak için yola çıkıp Akdeniz’de boğulan mülteci sayısı beş bini geçmiş durumda…

Biz Kâbe’ye sığınırken, kardeşlerimiz AB’ye, BM’ye, ABD’ye sığınıyor… Neden?

Çünkü sığınabilecekleri bir Medineleri yok…

El insaf!

Kardeşlerimiz, yani Ehli Kıble, Ehli Salib’e sığınıyor.

Yarın mahşerde Hz. Muhammed (s.a.v)’in ve birbirimizin yüzüne nasıl bakacağız?

Şimdi ya yeniden kardeş oluruz ya da hep birlikte kahroluruz…

Milat Gazetesi

———————————-

Ramazan Kayan

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI