Ana Sayfa Kuruluşlar İyilik Eğitim ve Yardımlaşma Derneği İyilik Elçisi Ebru Keskiner’e İyilikder’den Eğitim Bursu

İyilik Elçisi Ebru Keskiner’e İyilikder’den Eğitim Bursu

0
İyilik Elçisi Ebru Keskiner’e İyilikder’den Eğitim Bursu

Diyarbakır’da terör mağduru vatandaşlar için başlatılan kampanyaya 1 TL harçlığıyla destek veren 11 yaşındaki Ebru Keskiner’e, İyilikder’den eğitim bursu desteği geldi.

İyilikder’in, Sur'daki terör mağduru aileler için düzenlediği yardım kampanyasına, “Kusura bakmayın babam 4 aydır çalışmıyor” notuyla 1 lira bağışlayan küçük kızın 11 yaşındaki Siverekli Ebru Keskiner olduğu ortaya çıktı. 

Şehit Öğretmen Cuma İbiş Ortaokulu 1. sınıf öğrencisi Ebru Keskiner, herkesi duygulandıran bu anlamlı bağışıyla ayın öğrencisi seçildi. 

Parası olmadığı için ancak 1 lira gönderebildiğini söyleyen küçük Ebru, "Terör olayları bitsin ve herkes evinde kalsın. Belki mağdur aileler bu paralarla kendilerine ev alırlar" dedi. 

Anne Ayşe Keskiner de kızıyla gurur duyduğunu söyledi: "Biz kiracıyız, beş çocuğum var. Ebru ikinci çocuğum. Okul harçlığı olarak benden aldığı 1 lirayı Sur ilçesindeki terör mağduru ailelere göndermiş. Duyduğumda ağladım" diye konuştu.

Keşke Daha Fazla Verebilseydik

Ebru'nun babası İhsan Keskiner önceki gün müdür yardımcısının kendisini aradığında Ebru'nun yardımından haberdar olduğunu söyleyen Keskiner, şunları anlattı: "Abime ait olan kamyonla iş olduğunda şoförlük yapıyorum. Yaklaşık 4 aydır iş yok. Zaten bu iş, sezonluk oluyor. İş olduğunda eve para giriyor, olmadığında ise girmiyor. 

Evim kira. Yıllık 2.500 lira kira ödüyorum. Evim iki oda ve beş çocuğum var. Sezonluk olarak çalıştığımda evin yıllık kirasını hemen ödüyorum, dışarıda kalmamak için. Üç çocuğum okuyor. Her gün düzenli olarak harçlık vermem mümkün değil. Olunca 50 kuruş ya da 1 lira veriyorum, olmayınca vermiyorum. Ebru, kendisine verdiğim 1 lira harçlığı Surlu aileler için vermiş. Keşke daha fazla olsa da daha fazla verebilsek. Kızımla gurur duyuyorum."

 

İyilikder’den Ebru’ya Eğitim Bursu

Yardım kampanyasına 1 TL’lik harçlığını bağışlayarak herkesin takdirini kazanan Siverekli Ebru Keskiner'e İyilikder eğitim bursu vermeye başladı.

İyilikder Urfa Temsilcisi Feridun Polat ve dernek üyeleri Ebru Keskin’i okulunda ziyaret ederek, kendisine teşekkür etti ve hediyelerini takdim etti.

İyilikder Urfa Temsilcisi Feridun Polat, “İyilikder yıllardır dil, din, irk ayrımı yapmaksızın hem Türkiye’de hem dünyanın birçok ülkesinde yardım faaliyetleri sürdürmektedir. Diyarbakır bölgesinde terör olayları nedeniyle mağdur halka da ilk günlerden itibaren İyilikder olarak yardım götürdük ve götürmeye devam ediyoruz. Kendisi de yoksul olduğu halde, 1 TL. bağışla Diyarbakırlı kardeşlerine yardım yapacak kadar büyük yüreği olan Ebru kızımızın haberini aldığımızda kayıtsız kalamadık. Biz de İyilikder olarak Ebru'nun eğitimine burs desteği vererek katkı sağlamak için Siverek’teki okuluna gittik. Ebru'nun bu hareketinin hepimize örnek olması gerektiğini, paylaşmak ve kardeşlik duygularımıza pekiştirici olmasını temenni ediyoruz.” şeklinde konuştu.

İyilik elçisi Ebru Keskin’e, haberin duyulmasının ardından birçok ilden yardım ulaştı.

 

SEVGİLİ EBRU İÇİN…

BOZUK SİMİT PARALARI 

Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar.

Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

Öğretmeni, onun bu halini fark etti:

– Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

– Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.

– Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?

– Ahmet arkadaşımız var ya…

– Evet, ne olmuş Ahmet'e?

– Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.

– Eee?

– Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

Ali, cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı.

Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.

Nurhan Öğretmen:

– Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddi durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?

– Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.

– Nerede çalışıyorsun?

– Simit satıyorum.

Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.

Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

Nurhan Öğretmen, Ali'ye döndü:

– Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.

– Çok zengin bir iş adamı…

– Niçin?

– İnsanlara daha çok yardım etmek için…

– Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin. Olmaz mı?

– Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.

– Neden olmaz?

– Üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.

İkincisi: 'Ağaç yaş iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.

Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir iş adamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük iş adamı olamazlar.

Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

– Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.

– Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor.

Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?

Nurhan Öğretmenin gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken Ali'yi evine yolladı.

Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.

Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi.

Bu paralar, bu bozuk simit paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı.

Kendine geldiğinde akşam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu.

Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti.