İstişare Sohbetleri Başladı

0
İstişare Sohbetleri Başladı

Bülbülzade Vakfı’nın aylık olarak düzenlediği, ülke ve dünya gündeminden öne çıkan başlıkların müzakere edildiği İstişare Sohbetleri başladı.

Bu sene 6. yılına giren istişare sohbetlerinde geçen yıl; Değişen dünya ve İslam, Adanmışlık ruhu, Mülkiyet ve gücün ahlakı, Güçle imtihanımız, Küreselleşme, Medeniyet, Modernizm ve Gelenek, Süreç ve kriz yönetimi, Verimlilik, planlılık ve zaman yönetimi, İnsan ilişkilerinde hikmet, Aile merkezlilik, Değer eksenlilik ve insan odaklılık, Peygamber algımız ve vahiyle olan muhataplığımız, İslamcılık, cemaatler ve çağdaş fikir akımları, Siyaset ve devlet telakkisi gibi konuların ele alındığı istişare sohbetlerinde bu sene de çarpıcı konular ele alınacak.

26 Eylül Pazartesi günü Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan ilk oturuma Bülbülzade Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren 22 komisyonda aktif olarak çalışmalara katılan 130 komisyon üyesi katıldı.

İslam Dünyasının Serencamı ve 15 Temmuz

Eğitimci İbrahim Özmantar’ın moderatörlüğünde yapılan programda Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir “İslam Dünyasının Serencamı ve 15 Temmuz” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Aldemir sunumunda; 15 Temmuz’da millet; esir alınmış olan devletini, bayrağını, vatanını ve onurunu, kanı ve canı pahasına işgalcilerin elinden kurtardığını vurgulayarak; “Bu, yeniden millet olma şuurunun ayağa kalkışıydı. 15 Temmuz gecesinde ve sonrasında meydanlarda Nurettin Topçu’nun ifadesiyle tam bir isyan ahlakı vardı. Ahlakı olan bir devrim yaşanıyordu.  Ve o gün hiçbir mala, hiçbir cana, hiçbir dine, hiçbir namusa el uzatıldığına şahit olunmadı. Hiçbir yer yağmalanmadı” dedi.

‘Bu millet âlim değildir; âriftir’

Konuşmasında Ömer Seyfettin’in sözünü hatırlatan Aldemir, “Ömer Seyfettin diyor ki: ‘Bu millet âlim değildir; âriftir. Bu irfanı sayesinde pek çok şeyi okumuşlardan daha iyi sezer, fark eder ve bilir.’ Hakikaten öyle. Türkiye’nin farklı bölgelerinde, şehirlerinde, ilçelerinde, köylerinde ve mahallelerinde, herkes sanki aynı noktadan harekete geçirilmişçesine meydanlara çıktı. Hep ittiğimiz, köylü dediğimiz, garip guraba dediğimiz halkımız tek varlığı olan ekinini yaktı. Elindeki her şeyini ortaya koydu. Bunun tek bir izahı vardı. Bunların hepsi tek bir noktadan emir ve komut alıyordu. Sesin sahibi Allah’tan, yüreklerin, sinelerin sahibi Allah’tan. Özümüz yeniden ortaya çıkmıştı. Bu anlamda, vicdanımıza düşen ses tektir, Hakk’ın sesidir” şeklinde konuştu.

Darbelerin kaynağının CIA ve Gladyo’dur

Tüm dünyada darbelerin kaynağının ve destekçisinin herkesçe bilindiğinin altını çizen Aldemir şöyle konuştu:

“Darbelerin bütün dünyada kaynağının ve destekçisinin CIA ve Gladyo olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki tüm darbeleri de bunların desteklediğini çok iyi biliyoruz. İçimizden her seferinde birilerini ayarttıklarını da biliyoruz. 60’ta solcuları, 80’de Kemalistleri, 28 Şubat’ta Alevileri ve 15 Temmuz’da FETÖ’cüleri kullandılar.  Bu darbeler, bu işgal girişimleri devam edecek. Bunlara karşı bizim uyanık olmamız gerekir.

Bu işgal girişimi Batının hakkımızdaki gerçek niyetini ortaya koymuştur. Ve Türkiye, emperyalist Batı’nın dünyaya hükmetme isteğinin önünde en büyük engeldir. Hainler yaptıklarının elbette ki hesabını verecektir. Ancak bizim gerçek düşmanımızın ABD ve emperyalist İngiliz aklı olduğunu yüksek sesle, bilinçle, şuurla, bir sistemle anlatmamız gerekir. Aksi takdirde içimizden bir kısım hainleri tutarız, tekrar emperyalistlerle dostluğa devam ederiz. Onlar yeni hainler devşirmeye başladılar zaten.

15 Temmuz ümmete ve değerlerimize saldırıdır

15 Temmuz saldırısı bir ırka değil, İslam ümmetine ve İslami değerlere bir saldırıdır. Bu ümmetin geleceğine saldırılmıştır. İslam ümmetinin son kalesine dönük bir saldırıdır. Bizim hep beraber buna karşı mücadele etmemiz lazım. 15 Temmuz yeniden kurulmakta olan devletle milletin ufkunun kesiştiği, kaderinin örtüştüğü bir süreci bize öğretti. 15 Temmuz, sadece devlet, millet, ümmet için değil; İslami hareketler için de yeniden bir inşa sürecidir. 

İslami hareketlerin vatan, millet, devlet, ümmet, ülkücülük, sağcılık, solculuk kavramlarını yeniden tartışıp konuşması gerekir. Bu çerçevede yöntemimizi, yaklaşımımızı, millete bakışımızı, milletin bize bakışını, İslam dünyasının beklentilerini bilerek yeni stratejiler geliştirmeliyiz. Bunu yönetim kademelerimizle, milletimizle ve devletimizin yetkilileriyle ve diğer İslami camialarla paylaşmalı ve ortak çabalar oluşturmalıyız.

15 Temmuzun kahramanlarını arayanlar yanındakinin gözüne baksın

Bu mücadele; şehitlerin kanıyla, gazilerin hatıralarıyla ve kadın erkek, çocuk genç demeden tüm milletimizin ortaya koymuş olduğu kahramanlıklarla taçlanmıştır. Bu işin gerçek kahramanlarını arayanlar yanındaki kardeşinin gözünün içine baksın. Bu mücadeleyi geleceğe taşıyacak ve bu milleti tarih sahnesinde yeniden var kılacak en önemli amil, adalettir, liyakattir, sadakattir. Bu vasıfları taşıyan insanları ne kadar çoğaltabilirsek ne kadar bunların sahada eli, ayağı, gözü, yüreği olursak o kadar millet olur ve gücümüzü toplarız.”

Sunumun ardından müzakereler kısmına geçildi. Bu kısımda 15 Temmuz darbe süreci katılımcılar tarafından müzakere edildi.

Program yapılan müzakerelerin ardından sona erdi.